Sigorta sektöründe takvimler 2026’yı gösterirken, masadaki soru net: Bu yıl acenteler için bir toparlanma mı olacak, yoksa bir “kayıp yıl” daha mı yaşanacak?
TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut’un değerlendirmeleri, bu soruya iyimser ama şartlı bir yanıt veriyor. Korkut’a göre 2026, doğru adımlar atılmazsa telafisi zor bir yıl olabilir. Ancak aynı zamanda önemli bir dönüşüm fırsatını da barındırıyor.
Geride kalan 2025’in acenteler açısından kolay bir yıl olmadığı ortada. Artan maliyetler, doğal afetlerin etkisi, ekonomik sıkılaşma ve daralan iş hacmi… Korkut’un ifadesiyle sektör, hem teknik hem finansal açıdan ciddi bir sınavdan geçti. Bu tablo içinde 2026’ya “otomatik bir iyileşme” beklentisiyle girmenin büyük bir hata olacağı uyarısını yapıyor.
Komisyon meselesi ertelenemez
Korkut’un en net mesajlarından biri, acentelerin gelir modeline ilişkin. Komisyon yapılarının sürdürülebilir olmaktan uzaklaştığını açıkça söylüyor. Şirketlerin maliyet baskısını acentelere yansıtan politikalarının artık taşınamaz hale geldiğini vurguluyor. Basit bir gerçek var: Gelir modeli ayakta kalmayan bir acentenin, hizmet kalitesi üretmesi de mümkün değil. Bu denge kurulamazsa, sahadaki yapının daha da zayıflaması kaçınılmaz.
Trafik ve kasko ile ayakta kalmak zor
Bir diğer kritik başlık branş çeşitliliği. Korkut, trafik ve kasko ağırlıklı portföy yapısının acenteler için ciddi bir risk oluşturduğunu söylüyor. Özellikle tamamlayıcı sağlık, sağlık sigortaları, siber riskler, KVKK teminatları ve afet sigortaları; önümüzdeki dönemde acenteler için yeni büyüme alanları olarak öne çıkıyor.
Burada altını çizdiği nokta önemli: Hacim değil, nitelik. Yani daha çok poliçe satmak değil; doğru portföyü, kârlı ve sürdürülebilir şekilde yönetmek. Korkut’un ifadesiyle 2026’da ayakta kalan acente, portföyünü doğru yöneten acente olacak.
Dijitalleşme artık tercih değil
Köşe yazılarında sıkça duyduğumuz bir cümle var: “Dijitalleşme kaçınılmaz.” Ancak Korkut’un yaklaşımı bu klişeyi somutlaştırıyor. 2026’da CRM sistemleri, veri analizi, müşteri takibi ve veri okuryazarlığı artık lüks değil, temel ihtiyaç.
Özellikle siber riskler konusunda yaptığı uyarı dikkat çekici. Ekonomik sıkışma dönemlerinde siber saldırıların arttığını hatırlatıyor. KVKK uyumu ve siber güvenliğin, yalnızca teknik bir konu değil; doğrudan itibar ve sürdürülebilirlik meselesi olduğunu söylüyor. Acenteler için bu başlık, yeni bir branş olmanın ötesinde, kendi işlerinin güvenliği anlamına geliyor.
Zor ekonomik tablo sahaya yansıyor
Makroekonomik cephede de tablo parlak değil. Döviz kuru, emtia ve altın fiyatları, yüksek faiz ortamı ve artan işçilik maliyetleri hasarları yukarı çekiyor. Korkut’un dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise sigorta şirketlerinin kâr yapısına ilişkin.
Teknik kârlılığın zayıf, mali gelirlerin belirleyici olduğu bir yapıdan söz ediyor. Eğer mali gelirler düşerse, teknik zararların çok daha görünür hale geleceği uyarısında bulunuyor. Bunun faturası ise kaçınılmaz olarak tüm sektöre, özellikle de acentelere çıkıyor.
Trafik sigortasında kronik sorun
Trafik sigortası konusu ise hâlâ sektörün en sancılı başlığı. Acentelerin devre dışı bırakıldığı dijital satış uygulamaları, müşterilerin doğrudan şirketler tarafından aranması ve agresif fiyat rekabeti, Korkut’a göre etik ve yapısal bir sorun.
Buna ek olarak artan tahkim ve dava dosyaları, eksper atama ve doğrudan tazmin süreçlerindeki yavaşlık, sahada çalışan acentelerin yükünü daha da ağırlaştırıyor.
Güven kaybının bedelini kim ödüyor?
Son dönemde bazı sigorta şirketlerinin faaliyetlerinin durdurulması, sektöre duyulan güveni zedeliyor. Korkut’un en çarpıcı cümlelerinden biri burada geliyor: “Kararlar yukarıda alınıyor, ceremesini aşağıda acente çekiyor.”
Bu güven kaybının doğrudan muhatabı sahadaki acente oluyor. Bu nedenle düzenleyici kurumlar ile sektör paydaşları arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
2026 bir yol ayrımı
Levent Korkut’un mesajı karamsar değil ama net: Eğer sorunlara gözler kapatılırsa 2026, gerçekten kaybedilmiş bir yıl olur. Ancak hizmet kalitesi merkeze alınır, acente sistemin merkezinde tutulur ve birlikte hareket edilirse bu zorlu dönem bir fırsata dönüşebilir.
Kısacası 2026, acenteler için bir takvim yılı değil; bir yol ayrımı.
Hangi yoldan gidileceği ise bugünden atılacak adımlarla belirlenecek.