2026 yılında gümrük ve dış ticarette bizleri neler bekliyor?

Fatih UZUN Gümrük ve Dış Ticaret Dünyası

2025 yılını geride bıraktık ve 2026 yılında Ocak ayının yarısını da geçtik bile. Geçtiğimiz yıl ekonomik açıdan pek de kolay değildi elbette. Özellikle faizlerin yüksek seyrettiği ve finansman imkanlarının kısıtlı olduğu bir konjonktürde döviz kurundaki artışın da enflasyonun altında kalması ihracatçılar için hoş bir iklim oluşturmadı. Dolayısıyla umutların çoğu 2026 yılına ötelendi. 2026 yılının herkese sağlık, mutluluk ve ekonomik açıdan refah dolu bir yıl olmasını dileyerek gümrük ve dış ticaret uygulamaları bakımından 2026’da bizleri nelerin beklediğine birkaç başlık özelinde kısaca değinelim.

30 EUR’nun altındaki eşyada basitleştirilmiş ithalat kaldırıldı

Kamuoyunda da oldukça yoğun gündem teşkil etmesi nedeniyle yer aldığı üzere hızlı kargo veya posta yoluyla yurda gelen kıymeti 30 EUR’yu aşmayan ticari mahiyette olmayan eşya için uygulamada olan basitleştirilmiş ithalat süreci kaldırıldı.

Bu uygulama için kamuoyunda genelde 30 EUR’nun altındaki işlemlerde gümrük muafiyetinin uygulanmakta olduğuna ilişkin yaygın bir dezenformasyon var. Aslında böyle bir durum zaten yoktu. Yani 30 EUR’nun altındaki ürünlerin siparişinde gümrük vergisi muafiyet uygulanmıyordu. Bu ürünler daha önce AB’den geliyorsa % 30 AB dışı ülkelerden geliyorsa % 60 tek ve  maktu vergi alınmaktaydı. Yani bu ürünler yine gümrüğe beyan ediliyor ve vergilendiriliyordu.

Peki o zaman değişen ne diye sorabilirsiniz. Eski uygulamada bu ürünler hızlı kargo şirketleri tarafından sizin adınıza gümrük idaresine verilen basit bir gümrük beyanı ile beyan ediliyor ve ithalat süreci tamamlanıyordu. Şimdi maalesef öyle olmayacak. Artık bu ürünler klasik şekilde detaylı beyan ile gümrük idaresine beyan edilip, yürürlükteki İthalat Rejimi Kararı hükümlerine göre vergiye tabi olacak.

İthalat Rejimi Kararı eki listelerdeki vergi oranlarının çoğu daha önce bu kapsamdaki eşya için uygulanan tek ve maktu oranlar olan % 30 ve % 60 oranlarından daha düşük aslında. O zaman burada sorun ne dediğinizi duyar gibiyim. Sorun bu kapsamdaki ürünler için artık bir gümrük müşavirliği şirketine vekaletname vermeden, gümrükleme hizmet bedeli ödemeden ve ticaret politikası önlemlerinin gereklerini yerine getirmeden ürüne ulaşmanın mümkün olmaması. Öz itibariyle artık bu işlemler çok büyük bir işletmenin milyon USD’lik gerçekleştirdiği ticari bir ithalat işlemi süreci ile aynı muameleye tabi tutulacak.

Şunu kabul etmek gerekiyor ki Dünya genelinde bu tarzdaki eşyanın vergi muafiyetleri dışında kalmasına yönelik bir eğilim var. AB 150 EUR’nun altındaki 2026 yılı Temmuz ayı itibariyla 3 EUR’luk vergi almayı planlıyor. Yine ABD geçtiğimiz 800 USD’nin altında kalan bu kapsamdaki eşyanın vergilendirilmesine yönelik çeşitli adımlar attı. Ülkelerin gümrük idareleri e-ticaretin bu kadar yaygınlaştığı bir ortamda bireysel siparişlerin vergilendirme ve ürün güvenliği süreçlerinden hariç tutulmasını arzu etmiyorlar. Ben bu durumun bazı kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yöneticilerinin düşündüğünün aksine yerli sanayinin gelişmesine imkan sağlayacağını düşünmüyorum açıkçası. Çünkü bu kapsamdaki gelen ürünlerin çoğunun ülkemizde ya üretimi yok veya üretimi olsa bile yerli ürünler ithal ürünlerle aynı teknik niteliğe haiz değiller. Kaldı ki uluslararası ticarette sadece vergi veya yasaklama getirme gibi süreçler yerli üreticiyi koruma çabaları uzun vadede fayda getirmemekle birlikte AR-GE süreçleri bağlamında yerli üreticinin körelmesine de sebebiyet veriyor. Bu Karardan sonra artık her yurt dışı seyahati bir anlamda alışveriş sebebi de olacak gibi.

TAREKS’de kapsam dışı beyanında yeni dönem

Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi (TAREKS) güvenlik, kalite ve standartlara uygunluk açısından tüketicimizi ve üreticimizi korumak amacıyla gerçekleştirilen ithalat ve ihracat denetimlerinin risk esaslı olarak yapılmasına imkân veren web tabanlı bir yazılım. Hukuki altyapısı da  her yıl sonunda giren Ürün Güvenliği ve Denetimlerine İlişkin Tebliğ’lere dayanıyor.

Daha önceki uygulamada TAREKS Tebliğlerinin kapsamında olmayan ürünler için bunların kapsamdışı olduğunu gösterir 23 haneli TAREKS referans numarası gümrük beyannamesinin 44 numaralı hanesine ithalatçı firma tarafından kaydediliyor ve bu beyanın uygunluğuna gümrük idaresi karar veriyordu.

Yeni dönemde ise artık süreç böyle yürümeyecek. Tebliğlerdeki yeni uygulamaya göre başvuru konusu ithalat partisine ilişkin kapsam dışı beyanı, ithalatçı firma tarafından TAREKS başvuru sürecinde denetim birimine yapılacak ve bu denetim birimi yapılan kapsamdışı beyanın uygunluğunu tespit edecek. Yani işin özünde ithalat sürecinde gümrük idaresinden alınıp, TAREKS denetim birimlerine verilen bir durum söz konusu.

Yapılan bu uygulama değişikliğinin işin ruhuna uygun olduğu düşünmekle birlikte ithalatçılar açısından hem maliyet hem de zaman bakımından ithalat süreçlerinde gecikmelere sebebiyet vermesi muhtemel gibi. Zira her kapsamdışı beyanı için TAREKS’e başvurunun getirdiği maliyetler hem de denetimin fiili veya sistem tarafından yapılıp sonlandırılmasına ilişkin faaliyetlerin alacağı zaman geçiş döneminde zorluklar yaşanmasına sebep olabilir. Belki de bu süreçler TAREKS’in hem idari ve fiziki hem de sistemsel kapasitesinin de güçlendirilmesini gerektirebilir.

Dahilde işlemede yurt içi alımdaki KDV muafiyetinde “Torba Yasa” bekleniyor

Bilindiği üzere 3065 Sayılı KDV Kanunu Geçici 17. maddesi çerçevesinde dahilde işleme rejimi kapsamında üretime konu edilecek eşyaların yurt içinde tesliminde KDV istisnası uygulanıyordu.

Söz konusu maddede belirtilen KDV istisnasının uygulanabilmesi için kayıtlı olan süre süre 31.12.2025 idi. Bu sürenin dolmasıyla birlikte dahilde işleme rejimini kullanan ihracatçılar ve onlara yerli ürün tedarik eden sanayiciler için yaklaşık 3 haftadır konu ile ilgili süre uzatımının yapılacağı bir regülasyon bekliyorlardı. Nihayet durumun farkına varılmış gibi görünüyor.

TBMM Plan ve Bütçe komisyonunda görüşülmekte olan 2/3464 Esas Sayılı kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen yasa tasarısına KDV Kanununun geçici 17'nci maddesinin uygulama süresini 31.12.2030 tarihine uzatan madde eklendi. Sene başından beri pek çok platformda şu ana kadar konu ile ilgili herhangi bir düzenlemenin yapılmadığını ancak dahilde işleme rejimini kullanan ihracatçıların konu ile ilgili durum netleşene kadar beklemelerinde fayda olduğunu ifade etmiştim.

Kamuoyunda Torba Yasa olarak da bilinen düzenlemenin bu hafta yasalaşarak Resmi Gazete'de yayınlanması bekleniyor. Bu düzenlemenin yasalaşması ile birlikte, dahilde işleme rejimi kapsamında ihraç edilecek ürünlerin imalinde kullanılacak maddelerin dahilde işleme izin belgesi sahibi mükelleflere, KDV Kanunu'nun 11/1-c maddesinde düzenlenen tecil-terkin uygulaması çerçevesinde yapılan teslimlerde KDV'nin tahsil edilmemesi uygulaması devam edecek.

Bu süre uzatımının ihracatın bel kemiği durumunda olan dahilde işleme uygulaması için son derece gerekli olduğunu belirtmek gerek. Finansman maliyetlerinin bu kadar yüksek ve imkanların sınırlı olduğu bu dönemde söz konusu düzenleme hem dahilde işleme izin belgesi sahibi ihracatçılar hem de onlara mal ve ürün tedarik eden sanayici / yan sanayiciler açısından oldukça önemli.

Ancak Meclis Komisyonu’nda görüşmelerdeki tutanakların satır aralarına baktığımızda dahilde işleme rejiminde ithalat vergilerinin tahsiline yönelik uygulamadaki mevcut paradigmanın Gelir İdaresi Başkanlığı nezdinde yavaş yavaş değişmeye başladığını görmekteyiz.

Hatırlarsanız geçtiğimiz yıl 16.08.2025 tarihli 32988 sayılı Resmi Gazete’de 10211 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı yayınlanmış ve bu Karar ile 2005/8391 sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararının “Yetki” başlıklı maddesine eklenen aşağıdaki fıkra ile dahilde işleme rejiminde yeni dönemin paradigması hakkındaki ipuçları ortaya konulmuştu.

“Bakanlık, dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni müracaatlarına ve revize başvurularına ilişkin genel ve ticaret politikası önlemleri bazında sektörel potansiyel ve risk değerlendirmesi yapmaya, yapılan değerlendirme sonuçlarına göre 6'ncı maddede belirlenen teminat oranlarını değiştirmeye, teminat türünün belirlenmesine yönelik düzenlemeler yapmaya ya da belge/izin müracaatının 4458 sayılı Gümrük Kanununun 117'nci maddesinin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla geri ödeme sistemi kapsamında değerlendirilmesine, bu kapsamdaki gerekli önlemleri almaya ve yapılacak düzenlemelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Özellikle dahilde işleme rejiminde önümüzdeki dönemlerde vergilerin şartlı muafiyet sistemiyle ithalatta teminata bağlanmasını sağlayan sistem yerine “geri ödeme” yani “önce öde, sonra iade al” uygulamasını daha sık konuşacağımızı öngörüyorum. Hazine ve Maliyet Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda bazı sektörleri, projeleri veya spesifik alanları önceleyebileceğini düşünüyorum.

Elbette bu konularda kararlar alınırken sektör paydaşlarının görüşlerinin alınması ile alınacak her bir aksiyonun ihracat rakamları, ilgili sektördeki istihdam ve finansman maliyetleri bakımından etki analizlerinin yapılması gerektiğini ayrıca vurgulamak isterim.

Tekrar herkese sevdikleriyle birlikte sağlıklı, mutlu ve bereket dolu bir yıl diliyorum.

Tüm yazılarını göster