ŞEREF Oğuz, Hakan Güldağ ve Mete Belovacıklı ile birlikte Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol’la sohbete giderken arşive girdim, şirketle ilgili yazılarımı taradım.
31 Mart 2017 tarihli yazımın başlığı şöyleydi:
Dönemin Savunma Sanayi Müsteşarı Prof. İsmail Demir davet etmiş, Aselsan’ın Ankara’daki tesislerinden birini gezmiştik. Dönemin Genel Müdürü Faik Eken, şirketle ilgili şu verileri paylaşmıştı:
Ardından 18 Mayıs 2018 tarihli yazımın başlığına baktım:
Dönemin Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Haluk Görgün’üü düzenlediği sohbete katılmış, şu notları almıştım:
18 Ağustos 2021 tarihli yazıma farklı bir başlık atmıştım:
Dönemin Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Haluk Görgün’le Gebze Ticaret Odası’ndaki sohbetimizden notlar almıştım. O yazıdan da şu özeti çıkardım:
Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol, şirketin bugününü anlatmak için 2010 yılına döndü:
- O günler kendimizi ispatlama dönemiydi. Gelen ya da yurtdışında karşılaştığımız heyetlere kendimizi anlatıyorduk. 3-4 yıldır gelen heyetlerle yapılan görüşmeler, “Birlikte neler yaparız”a dönüştü. Geçen yıl 222 heyet Aselsan’ı ziyaret etti, görüşmeler yaptık.
Aselsan’ın mevcut üretim tesislerinin olduğu alana işaret etti:
- 5 bin dönüm alanda, 500 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyoruz. Geçen yıl yatırımına başladığımız “Oğulbey” tesisimiz 6 bin 800 dönüm alanda, 795 bin metrekarelik kapalı alana sahip olacak. Yatırım 1.5 milyar doları bulacak.
Aselsan’ın kuruluşunu 1974 Kıbrıs ambargosunun tetiklediğini anımsattı:
- Şirketimizin halka açıklık oranı yüzde 25.80 düzeyinde. 2024 yılında 9 milyar dolar olan piyasa değeri 2025 yılında 24 milyar doları buldu. Şimdi 32 milyar dolar civarında.
Teknolojide ulaştıkları düzeyi katma değer göstergesiyle ortaya koydu:
- Kilo başına ihracat gelirimiz 2 bin 200 dolara ulaşmış bulunuyor. 2025 yılı ihracatımız 958 milyon dolar oldu. Dünyanın 95 ülkesine ihracat yapıyoruz.
Türkiye’nin en büyük şirketi olduklarını vurgulayıp ekledi:
- Avrupa’nın en hızlı büyüyen savunma sanayi şirketiyiz. Hedefimiz dünyada ilk sıralara çıkmak.
120 dolayında ürünün üretimini KOBİ’lere terk ettiklerini bildirdi:
- Ülkemizdeki KOBİ’lere iş yağdırıyoruz. Geçen yıl yurt içinde 3 bin 200 tedarikçimize 4 milyar dolarlık iş yaptırdık. Yani, aldığımız işleri dağıtıyoruz. Tedarikçilerimizde 1493 CNC tezgahı sadece bize çalışıyor.
Genel Müdür Ahmet Akyol’la sohbet vesilesiyle Aselsan’ın 2006’dan buyana verilerini taramış oldum, hem teknolojide aldığı yolu hem de büyüme seyrini izledim.
958 milyon dolarlık yıllık ihracat…
2 bin 200 dolarlık kilo başına ihracat geliri…
Türkiye’deki 3 bin 200 KOBİ’ye yöneltilen 4 milyar dolarlık iş…
32 milyar dolarlık piyasa değeri…
Yani, Türkiye 1974 yılındaki Kıbrıs ambargosuna, Aselsan gibi bir savunma sanayi devini yaratarak yanıt vermiş oldu…
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Yatırımcı İlişkileri Müdürü Cansın Mısırlı, Kurumsal İlişkiler Direktörü Kadir Emre Akci ve Danışmanı Mehmet Batar’ın eşlik ettiği buluşmada, beyin göçü ile ilgili gelişmeleri paylaştı:
- 2025 yılında ilk kez net beyin göçü sağladık…
Aselsan’da yaşanan beyin göçünün 2024 yılında eşitlendiğini belirtti:
- Yani, bizden ayrılıp yurt dışına gidenlerle yurt dışından Aselsan’a gelenlerin sayısı 2024’te eşitlendi.
2025’teki duruma işaret etti:
- 2025 yılında yurt dışından 137 kişiyi Aselsan’a aldık. 42 arkadaşımız da bizden ayrılıp yurt dışına gitti. Böylece beyin göçünde net artıya geçmiş olduk.
Aselsan’da işe girmek için çoğu Avrupa ülkelerinden olmak üzere 1400 başvuru aldıklarını kaydetti:
- Aselsan’ın hayata geçirdiği önemli projeler, imkanların Avrupa ile eşitlenmiş olması, ayrıca bazı Avrupa ülkelerinde ırkçılık, tersine beyin göçünde artışa yol açtı.
Ardından ekledi:
- Aselsan, süper ligde oynadığına göre, bize de süper ligde oynayacak beyinler lazım…
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, malzeme seçiminden insan kaynakları süreçlerine kadar birçok alanda “yapay zeka” kullandıklarını belirtti:
- “Yapay zeka” ile sağlanan verimlilik artışı, süreçlerin hızlanması yıllık 39 milyon dolarlık getiri elde ettik. 730 bin saat işçilik kazancı sağlamış olduk.
Üretim ve iş süreçlerindeki hızlanmaya SİHA kamerasından örnek verdi:
- SİHA kameralarıyla ilgili ilk ambargo ile yüzleştiğimiz dönemde kamera yapmamız 8 yıl sürmüştü. Son kamerayı 3 yılda yaptık.
Teslim sürelerindeki gelişmeye işaret etti:
- Savunma sanayinde hep sözleşmeli satış olur. Sözleşme ile teslim arasındaki süre genelde 3-4 yılı bulur. 2024’te aynı yıl teslim oranının yüzde 16’ya yükselmiştik. 2025’te aynı yıl teslim oranımız yüzde 27’yi buldu.
Gazi Üniversitesi, ODTÜ, Hacettepe, İTÜ ve TOBB ETÜ dahil üniversitelerde 7 tane “Asel LAB” adlı laboratuvarlarının olduğunu bildirdi:
- TOBB ETÜ’deki laboratuvarda “kuantum çip”le ilgili çalışmalar yapılıyor. Yani, “kuantum çip” dizaynı yapabilen, bunu da üretebilmeye yönelik yatırımlar yapan bir şirketiz.
Aselsan’ın teknoloji gücünü ortaya koymak için bir örnek daha verdi:
- Bildiğim kadarıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezine sahibiz.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, Türkiye’nin savunma sanayinde ulaştığı noktaya bir örnek de SİHA’lardan verdi:
- Türkiye, satılan ürün adedi olarak dünyada SİHA pazarının yüzde 65’ine sahip bulunuyor. Türkiye, bu alanda optimum çözümle en yüksek pazar payını yakalamış durumda.
Aselsan’ın SİHA’lar için yaptıklarını sıraladı:
- Kamerasını geliştiriyoruz. Radarlarını yapıyoruz. Mühimmat yapıyoruz.
Aselsan’ın askeri gemileri donatmakla yükümlü olduğunu belirtti:
- 10 tersane askeri gemi yapıyor. Gölcük Tersanesi’nde denizaltı inşa ediliyor. Yani, savunma sanayinin deniz tarafında da dışa bağımlılık söz konusu değil.