MEHMET Ali Yalçındağ, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Almanya İş Konseyi başkanlığına seçilmesiyle birlikte Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığını da üstlendikten sonra DEİK Başkanı Nail Olpak’ın desteğini alarak kolları sıvadı:
Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, yeni yol haritası hazırlıkları çerçevesinde önce verileri ortaya koydu:
Otomotiv sektörünü örnek gösterdi:
Yalçındağ, yaptıkları çalışmaları şöyle tanımladı:
Amacı da şöyle ortaya koydu:
Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığı’nın girişimi, DEİK Başkanı Nail Olpak’ın güçlü desteği ve imzasıyla ilk olarak Ocak 2026’da Financial Times gazetesinde, Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan açık mektup yayınlandı. Açık mektupta Nail Olpak ve Mehmet Ali Yalçındağ’la birlikte Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzası yer aldı.
Olpak ve Yalçındağ, mektupların hedefini o günlerde şöyle açıkladı:
- Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılması hedefleniyor.
Mektup, 8 Mayıs’ta da Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita, Belçika’da De Tijd gazetelerinde ülke liderlerine hitaben yayınlandı. Olpak ve Yalçındağ, mektup serisinin AB’nin en büyük 6 ekonomisi olarak ifade edilen “E6” ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsadığını bildirdi.
Nail Olpak ve Mehmet Ali Yalçındağ, bu çalışmaları anlatmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi. Olpak, söze şöyle girdi:
- AB ile olan ilişkilerimizde yaşanan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, TIR kotaları gibi sorunları her zaman gündeme getiriyoruz. Bu sene proaktif yaklaşımla ilişkileri yeni bir zemine oturtmamız gerektiği düşüncesiyle daha stratejik çalışmalar yürütüyoruz.
Amacın tam üyelik olduğunun altını çizdi:
- Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değer ortadadır. Türkiye-AB ilişkilerinde “paradigma değişimi” gerekiyor. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur.
Küresel düzenin; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zeka, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hale gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillendiğini vurguladı:
- Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlık ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacak. Türkiye, bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır.
Mehmet Ali Yalçındağ, buluşmada şu mesajı verdi:
- Biz “Nerede kalmıştık?” cümlesini aklımızdan bile geçirmiyoruz. Yeni sayfa açıyoruz. Daha doğrusu yeni dünya düzeni oluşurken, AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz.
DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, geçen yıl Ekim ayında Brüksel’de Egmont Sarayı’nda “EU-Türkiye Business Summit” düzenlediğinde Türkiye’nin “Made in Europe” tasarısına alınıp alınmayacağı belli değildi. Türkiye’nin “Made in Europe” tasarısına girmesinde DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri’nin yürüttüğü çalışmaların da etkisi oldu gibi görünüyor.
Mehmet Ali Yalçındağ, “Yakın dönemde AB’ye tam üye oluruz” umudunu korusa da bu çabalar, en azından Türkiye’nin AB yolculuğunda ısrarlı olduğunu ortaya koyması açısından önem taşıyor…
TÜRKİYE-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın girişimi, DEİK Başkanı Nail Olpak’ın desteğiyle DEİK ve Boston Cosulting Group (BCG) işbirliği ile yeni bir rapor hazırlandı:
DEİK Başkanı Nail Olpak, raporun ortaya koyduğu iki ülke arasındaki dış ticaretin geleceğe dönük grafiğine dikkat çekti:
- Rapor bize şu an 50 milyar Euro civarında olan ikili mal ticareti hacmimizin 5 yılda 125 milyar Euro’ya, 10 yıl içinde de 250 milyar Euro’ya çıkarılabilecek bir potansiyel olduğunu gösterdi. Bize düşen bu potansiyeli harekete geçirecek aksiyonları başlatmak.
İkili hizmet ticaretinin de 10 milyar Euro düzeyinde olduğunu belirtti:
- Almanya ile ekonomik entegrasyon özellikle ülkemizin Gümrük Birliği'ne dahil olmasından sonra hızla gelişti. Almanya, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke konumunda iken, Türkiye de Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 4’üncü ülke.
Olpak, Almanya’nın doğrudan yatırımlarının da önemli yer tuttuğuna işaret etti:
- Almanya, 2013 yılından beri ülkemize 9 milyar Euro yatırım yaptı. Almanya da Türkiye’nin en fazla yatırım yaptığı ülkelerden birisi.
İki ülke arasında 10 farklı büyüme alanı tespit ettiklerini kaydedip, bunların bazılarını sıraladı:
TÜRKİYE-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, DEİK ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanan raporun teknik detaylarını anlattıktan sonra DEİK Başkanı Nail Olpak, 10 stratejik büyüme alanından bazılarını ayrıca açtı:
Almanya ekonomisinin yapısal çekirdeği, KOBİ sahiplerinin yarısının varis sorunları nedeniyle işletmelerini devretmeyi veya kapatmayı düşünmesi nedeniyle bir süreklilik açığıyla karşı karşıya.
Almanya’da 2027 yılına kadar her yıl 127 bin KOBİ’nin yeni sahiplerine geçmesi ve bunlardan 4’te 3’ünün varis sorunu yaşaması bekleniyor.
Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya’ya yatırım yapmak için iyi bir konumda.
Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve geleceğe yönelik yüksek hedefleri sürdürüyor.
Almanya ve Türkiye, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zeka konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler.
BCG ile hazırladığımız raporda konunun finansman tarafını inceledik, uluslararası örneklere baktık.
Kore-Japonya, Katar-Portekiz ortak girişim fonları sayesinde oluşan başarılı örnekleri Türkiye ve Almanya özelinde nasıl oluştururuz, bunları da değerlendirmek gerekir.