Merkez Bankası’nın önceki gün açıkladığı ödemeler dengesinin ilk
beş aylık istatistiklerinde dikkati en çok iki kalemdeki
gerçekleşme çekti.
Net hata noksan mayıs sonu itibarıyla yıllık bazda 30 milyar
dolar ve bu tutar mart sonundaki 33 milyardan
sonraki en yüksek düzeye işaret ediyor. Net hata noksan ilk beş
ayda ulaştığı 18,5 milyar dolarla da önceki yılların aynı
dönemlerinin çok çok üstünde bulunuyor.
Şimdi o klasik hale gelen şekilde “Demek ki Türkiye’den
valizler dolusu para kaçırılıyor” diye yaklaşmak tabii ki
doğru değil. Tutarın böylesine büyük olması, rekor düzeye çıkması
büyük ölçüde eksik ölçümden kaynaklanıyordur. Bu eksik ve hatalı
ölçüm, bir süre sonra belli oranda giderilecek ve net hata ve
noksan küçülecektir. Normali de budur zaten. Ama yine de beş ayda
oluşan 18,5 milyar dolarlık net hata noksan dikkat çekicidir ve
başka verilerle ilişkilendirildiğinde değişik yorumlara da yol
açmaktadır.
İşte o başka veri dediğim de girişte vurguladığım dikkat çeken
ikinci kalemdir. O kalem, altın ithalatında gözlenen gerilemedir.
Ortada çok büyük bir düşüş yok, yok ama net hata noksanın büyümesi
ile altın ithalatının azalması ilişkilendirildiğinde akla bir dizi
soru gelmektedir.
Hatırlanacaktır; Türkiye altın ithalatına 2023 yılının ağustos
ayında kota getirdi ve sonrasında da bu konuda ek bir dizi
düzenlemeye gidildi. O kota uygulaması hâlâ yürürlükte. Yani acaba
altını kota sınırlaması yüzünden normal yollardan getiremeyenler
başka yöntemlere başvurmakta ve kaçak altın ithalatına mı
yönelmektedir?
Net hata noksan, negatif olduğu takdirde, ölçüm ve gecikme
hataları bir yana çok genel anlamda ülkeden kayıt dışı döviz çıkması anlamına geldiğine, altın ithalatı da
görünürde azaldığına göre işte bu iki veri
ilişkilendirilmektedir.
Bu makasın izahı ne?
Yazımda iki grafik var. İlk grafikte altın ithalatına kota
getirilen 2023’ten bu yana olan yılların ilk beş ayındaki net altın
ithalatını, cari açığı ve net hata ve noksanı görüyorsunuz.
İlk beş aylık dönemler itibarıyla bu üç gösterge; yani net altın
ithalatı, cari açık ve NHN üç yıl boyunca paralel seyrediyor.
2026’ya geliyoruz ve o denge birden bozuluyor. Cari açık
artıyor, net hata ve noksan da aynı paralelde artış gösteriyor ama
net altın ithalatı yönünü aşağı çevirmiş, azalıyor.
Yani ne dış ticaret açığının artması altın yüzünden, ne cari
açığın artması.
Özellikle iki değerin; net hata ve noksan ile altın ithalatının
ters yönde seyretmesi akla bir sürü soru getiriyor.
Acaba kota yüzünden kaçak altın
girişi hızlandı da net hata noksanın büyümesine bu mu yol açtı?
Bu kuşku var; ama elde tabii ki bu kuşkuyu kesin olarak
doğrulayacak veri bulunmuyor.
NHN başka nedenlerle de büyür
Ancak şu da göz önünde bulundurulmalı.
Net hata noksandaki negatif yönlü her büyüme illa yurt dışına
döviz çıkarılması ve karşılığında kaçak yollardan bir takım
malların Türkiye’ye sokulması anlamına gelmez.
Bir vatandaş bankadaki dövizini çekip yastık altına koydu mu, o
bile net hata noksanı negatif olarak büyütür.
Altın ithalatının açığa oranı
Türkiye bu yılın ilk beş ayında 7,7 milyar dolarlık altın ithal
etti. Geçen yılın ilk beş ayındaki tutar 9,7 milyar dolardı.
Beş aylık dönemde geçen yıl 1,6 milyar dolar olan altın ihracatı
da bu yıl 1,4 milyar dolara geriledi. Böylece net ithalat 8 milyar
dolardan 6,3 milyar dolara indi.
İlk beş aydaki net 6,3 milyar dolarlık altın ithalatı, aynı
dönemdeki 30,7 milyar dolarlık cari açığın yüzde 21’ine denk
düşüyor. Oysa bu oran önceki üç yılda çok yüksekti.
Net altın ithalatının cari açığa oranı 2023 ve 2024 yıllarında
yüzde 37 düzeyinde bulunuyordu. Söz konusu oran geçen yıl ise yüzde
34’e inmişti.
Kaçak yollardan altın ithal ediliyor mudur, ediliyorsa bunun
miktarı ne kadardır bilme şansına sahip değiliz. Ama dış ticaret
kayıtlarına girmeyip kaçak yollardan getirilen her gram altın önce
ithalatın, bağlı olarak dış ticaret açığının, sonuçta cari açığın
düşük görünmesine hizmet eder.
Dolayısıyla bu yılki cari açığı değerlendirirken altın
ithalatında kaydedilen bu gerilemeyi de dikkate almakta yarar
var.