İYMMO’nun son çalışması, Türkiye ekonomisinin
2026’nın üçüncü çeyreğinde ne hızla büyüyen ne de daralan bir
ekonomi görünümünde olduğunu; kırılgan bir denge üzerinde
ilerlediğini gösteriyor.
Ekonomi Beklenti Endeksi’nin belki de en önemli
mesajı, ekonomideki ayrışmanın giderek belirginleşmesi. Büyük
işletmeler iyimser bölgede kalırken, küçük işletmeler hala eşik
değerin altında. Bunun nedeni de malum. Finansmana erişim,
maliyetleri yönetebilme ve belirsizliklere dayanma kapasitesi büyük
şirketlerde çok daha yüksek.
Geçen yıl şubat ayında
İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası (İYMMO), İstanbul Ticaret
Üniversitesi ile üç ayda bir Ekonomi Beklenti Endeksi açıklamaya
başladığında “Gözünüz bu endekste olsun” demiştim. Aradan bir
yıldan fazla zaman geçti. Bu görüşüm değişmedi, aksine
güçlendi.
Çünkü ekonomiyi anlamanın tek yolu resmi istatistiklere bakmak
değildir. Bazen verilerden önce sahayı dinlemek gerekir. Yeminli
mali müşavirler bunu sağlayan meslek gruplarından biridir.
Şirketlerin mali tablolarını denetleyen, vergi beyannamelerini
tasdik eden ve işletmelerin finansal yapısını yakından takip eden
bu uzmanlar, reel sektörde yaşanan değişimi çoğu zaman resmi
veriler açıklanmadan önce hissederler. İstanbul’da yaklaşık 25 bin
şirketin mali yapısına ilişkin gözlemlerden süzülen bir endeks bu
nedenle sıradan bir beklenti anketi değildir.
Dün açıklanan 2026 üçüncü çeyrek Ekonomi
Beklenti Endeksi de ekonominin bugününe olduğu kadar yarınına
ilişkin önemli ipuçları veriyor.
Ekonomide güven hâlâ eşiğin altında
Rapordan benim çıkardığım sonuçları aktarmaya çalışayım:
- Ekonomi sert bir daralma yaşamıyor ama güven de henüz geri
dönmüş değil. Beklenti Endeksi ikinci çeyreğe göre sınırlı bir
yükselişle 49,2’ye çıktı. Ancak iyimserlik sınırı kabul edilen 50
puanın altında kalmayı sürdürdü. Başka bir ifadeyle, dezenflasyon
programı ekonomiyi dengelemeye başlamış görünüyor; fakat bu denge
henüz güçlü bir güvene dönüşebilmiş değil.
- Belki de raporun en önemli mesajı, ekonomideki ayrışmanın
giderek belirginleşmesi. Büyük işletmeler iyimser bölgede kalırken,
küçük işletmeler hala eşik değerin altında. Bunun nedeni de malum.
Finansmana erişim, maliyetleri yönetebilme ve belirsizliklere
dayanma kapasitesi büyük şirketlerde çok daha yüksek.
- Benzer bir tablo sektörlerde de görülüyor. Bankacılık-finans,
gıda, ticaret, enerji, inşaat ve turizm görece güçlü bir görünüm
sergilerken; tekstil, imalat, lojistik, sağlık ve otomotiv sektörlerinde temkinli
hava devam ediyor. Özellikle tekstilde üretim maliyetleri, zayıf
dış talep ve yoğun uluslararası rekabet sektör üzerindeki baskıyı
artırmayı sürdürüyor.
- İşletmelerin öncelikli sorunları da dikkat çekici. Listenin
başında ulusal ve küresel ekonomik belirsizlikler geliyor.
Döviz kuru, enflasyon, artan maliyetler ve
finansmana erişim ise bu belirsizliği besleyen temel unsurlar.
Dikkat edilirse bunların büyük bölümü şirketlerin kendi kontrol
alanının dışında bulunuyor. Bu da bence güvenin neden yavaş
toparlandığını açıklıyor.
Ne yapmalı?
Raporda önerilen politikalar da aslında uzun süredir konuşulan
başlıklardan oluşuyor. Para ve maliye politikalarının uyumu,
enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürülmesi, yatırım ortamında
öngörülebilirliğin artırılması, kur oynaklığının azaltılması ve
reel sektörün uzun vadeli finansmana erişiminin kolaylaştırılması
gibi aksiyonlar öne çıkıyor.
Beklenti endeksleri yalnızca geleceği tahmin etmeye çalışmaz;
geleceğin nasıl şekillenebileceğine dair erken sinyaller üretir. Bu
nedenle dünyanın hemen her ülkesinde merkez bankaları, yatırımcılar
ve ekonomi yönetimleri bu tür göstergeleri yakından takip eder.
Çünkü ekonomik kararlar çoğu zaman gerçekleşen verilere değil,
geleceğe ilişkin beklentilere göre alınır.
Endeksin gösterdiği Türkiye
İYMMO’nun son çalışması da Türkiye ekonomisinin 2026’nın üçüncü
çeyreğinde ne hızla büyüyen ne de daralan bir ekonomi görünümünde
olduğunu; kırılgan bir denge üzerinde ilerlediğini gösteriyor.
Dezenflasyon programı güveni yeniden inşa etme yolunda önemli
mesafe almış olsa da bunun yatırım ve üretim iştahına tam olarak
yansıdığı söylenemez. Özellikle küçük işletmeler ile büyük
şirketler arasındaki makasın açılması, ekonominin önümüzdeki
dönemde en fazla dikkat edilmesi gereken başlıklarından biri olmaya
aday görünüyor.
Bu nedenle ben 1,5 yıl sonra yine aynı cümleyi tekrarlıyorum.
"Gözünüz bu endekste olsun." Çünkü bazen ekonominin geleceğini ilk
söyleyenler, istatistikleri hazırlayanlar değil, bilançoları
okuyanlardır.