Bir kaza hayat boyu borca dönüşebilir

SELÇUK ALTUN Adana Notları

Selçuk Altun

Türkiye’de milyonlarca araç sahibinin “nasıl olsa zorunlu” diyerek yaptırdığı trafik sigortası, bugün gerçekten ne kadar koruma sağlıyor? Rakamlar her yıl artıyor, teminatlar kâğıt üzerinde büyüyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu artışların çoğu zaman yeterli olmadığını açıkça gösteriyor.

Sigorta sektörünün deneyimli isimlerinden, uzun yıllar yöneticilik yapmış Altan Akgül’ün sosyal medyada yaptığı paylaşım, tam da bu noktaya parmak basıyor. Akgül’ün ifadesiyle, trafik sigortasında risk, teminatlardan çok daha hızlı büyüyor. Parça fiyatları, onarım giderleri, sağlık harcamaları ve tazminat tutarları bugünkü seviyedeyken, zorunlu trafik sigortasının tek başına “güvende olma” hissi vermesi artık oldukça tartışmalı.

Bugün sahada çalışan herkesin bildiği bir gerçek var: Küçük gibi görünen bir kazanın faturası, araç sahipleri için ciddi mali yükler doğurabiliyor. Kapı, çamurluk, tampon değişimi gibi sıradan hasarlarda bile, toplam bedel çoğu zaman zorunlu trafik sigortasının mevzuatla belirlenmiş limitlerini aşabiliyor. Sigorta şirketi kendi sorumluluğunu yerine getiriyor; dosya açılıyor, ödeme yapılıyor. Ancak limit aşıldığı anda sigorta kapsamı bitiyor.

Asıl sorun da tam burada başlıyor.

Araç sahiplerinin büyük bölümü, “hasar ödendi” düşüncesiyle sürecin kapandığını sanıyor. Oysa limitin üzerinde kalan tutar, hukuki süreç sonunda doğrudan araç sahibinden talep ediliyor. Son dönemde bu tür taleplerin hızla arttığını söyleyen Akgül, trafik sigortasının artık yalnızca asgari bir koruma sunduğunu net biçimde ortaya koyuyor.

Bu noktada sorulması gereken soru çok basit:

“Trafik sigortası hasarı ödüyor ama nereye kadar?”

Yanıt ise giderek daha net: Limite kadar.

İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası tam da bu boşluğu doldurmak için var. Trafik sigortasının yetersiz kaldığı noktada devreye giren İMM, tercih edilen yüksek limitlerle araç sahibini ciddi mali risklerden koruyor. Altan Akgül’ün ifadesiyle, “İMM yoksa risk araçta değil; oluşabilecek zararı karşılamak için kişisel malvarlığındadır.”

Buna rağmen İMM’nin hâlâ “opsiyonel” bir ürün gibi anlatılması, sigortalı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Sırf trafik poliçesi kesebilmek adına İMM’yi ikinci plana atan yaklaşımlar, bugün araç sahiplerini eksik ve yanıltıcı bir güvenlik algısıyla baş başa bırakıyor. Oysa gelinen noktada İMM, bir ek poliçe değil; trafiği gerçek anlamda güvence altına alan temel teminatlardan biri.

Araçlar daha pahalı, yedek parçalar daha maliyetli, işçilik ve sağlık giderleri geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak seviyede. Bu tablo içinde yalnızca zorunlu trafik sigortasına güvenmek, “en azıyla yetinmek” anlamına geliyor. Oysa kazanın maliyeti, çoğu zaman bu asgarinin çok ötesine geçiyor.

Bugün trafikteki asıl soru artık şu olmalı:

“Zorunlu sigortam var mı?” değil, “Limit yetmezse ne olacak?”

Yanıtı belli: İMM yoksa, bedeli cebinizden ödersiniz.

Tüm yazılarını göster