Çıpa bütçe olmak zorunda

Tuğrul BELLİ GÜNDEM

Her ne kadar son 5 senede 5 Merkez Bankası Başkanı’nın azlini olumlu olarak görmek mümkün değilse de, yeni başkan Sn. Fatih Karahan’ın eğitim, tecrübe ve liyakat unsurları dikkate alındığında bu görev için çok daha uygun olduğu muhakkak. Bugün yeni Başkan ilk ve belki de en önemli sınavını verecek. Açıklanacak olan senenin ilk Enflasyon Raporu’nda yapılacak olan olası güncellemeler tüm ekonomistler ve piyasa yorumcuları tarafından dikkatle takip edilecektir.

Bilindiği gibi bir önceki raporda enflasyonun yüzde 70 olasılıkla 2024 yılı sonunda orta noktası yüzde 36 olmak üzere yüzde 30 ile yüzde 42 aralığında gerçekleşeceği tahmin edilmişti. Ocak ayı piyasa katılımcıları anketinde ise sene sonu tahmini yüzde 42 ile bu bantın üst sınırında yer almıştı. Tabii, bu tahminler alınırken Ocak ayı enflasyonu henüz açıklanmamıştı. Haftabaşı açıklanan enflasyon aylıkta yüzde 6,70, yıllıkta ise yüzde 64,86 oldu. Esasında önceki Enflasyon Raporu’ndaki tahmin aralığı koridoruna baktığımızda ocak ayı enflasyonunun MB’nın yıl içinde beklediği enflasyon gelişmelerini pek de bozmadığı görülüyor. Bu sebeple 2024 tahmininde yukarı yönlü bir değişikliğe gitmesi beklenmeyebilir. MB’nın değişikliğe gitmemesinin bir diğer nedeni de hâlâ yüksek seyreden enflasyon beklentilerini beslememek olabilir. Ancak…

Asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılan zamların kasım ayı raporunda öngörülenin üzerinde geldiği muhakkak. Belki ocak ayında 12 aylık enflasyona pek bir etkisi olmadı ama şubatta enflasyonun yüzde 66’yı geçtiğine, mayısta ise yüzde 75’e yaklaştığına tanık olacağız. Her ne kadar sonrasında baz etkisinin leyhte çalışması ile birlikte enflasyonun hızla gerileyeceğini bilsek de, manşet enflasyonda o zamana kadar görülecek bu yükseliş fiyatlardaki artış beklentilerini besleyecek bir etki yapabilir. (Hele şu anda gündemde olmasa bile yarıyılda ek bir ücret zammı yapılması tüm senaryoları değiştirebilir.)

Kasım raporunda enflasyonun 2. yarıyılda düşürülmesinde çıktı açığının yaz aylarında hızlı bir şekilde eksiye dönmesi önemli bir faktör olarak ortaya konulmuştu. En büyük sınav da bu noktada verilecek. Şu an için ise piyasalarda dezenflasyonist bir daralmadan söz edilemez. Aksine ocak ayında PMI endeksinin 50 eşiğini geçmese de önemli ölçüde arttığını gördük. Kredi verilerine baktığımızda da son haftalarda kredi artış ivmesinin bir miktar toparlanma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Faiz tarafında ise tüketici kredi faizleri düşerken, ticari kredi faizlerinde bir miktar artış söz konusu. Ancak bunun da zorunlu karşılıklara faiz verilmesi ile birlikte düşmesi beklenebilir.

Öte yandan, Türkiye ekonomisinin geçmiş tecrübelerine de baktığımızda, enflasyonda kalıcı bir düşüşün ancak ve ancak kamu kesiminde tasarruf yapılması ile mümkün olduğunu görüyoruz. Hatırlanırsa 2002 programının en önemli ayaklarından biri yüzde 6,5’lik faiz-dışı fazla hedefiydi. Her ne kadar bu hedef o zaman bile anormal yüksek olmasıyla eleştirilmiş ve tam olarak tutturulamamış ise de enflasyon 2002-2007 seneleri arasında yüzde 60’lardan tek haneli rakamlara gerilerken yüzde 5’ler civarında bir faiz-dışı fazla gerçekleştirilmişti. Şimdi ise OVP’ye göre 2024’te değil faiz-dışı fazla, yüzde 3,4 oranında faiz-dışı açık hedeflenmekte!

Mutlaka ki, geçen sene olduğu gibi bu sene de deprem mağduriyetinin giderilmesi noktasında bütçeye kaçınılmaz yükler gelecek. Belki vergilerde yapılacak düzenlemelerle açık biraz kontrol altına alınabilir. Ancak bunun da gerek siyaseten, gerekse de ekonomik olarak limitleri olduğunu düşünüyorum. Her halükarda 2024 sonrasında 2002 benzeri bir şekilde bütçe dengesi ile ilgili sıkı ve cayılmaz hedeflerin getirilmesi gerekiyor. Bütçe açığı kamu borçlanması ile finanse edilse bile bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde devam eden yüksek açıkların eninde sonunda enflasyona sebep olduğu bilinen bir gerçek. Unutmayalım ki, 2002 programı başarılı olurken faiz-dışı fazla dışında pek çok çıpa (IMF, AB, Kıbrıs, demokratikleşme) vardı. Şu an için ise bir çıpadan söz edemiyoruz. Tek çıpa sıkı maliye politikası olabilir. Onun da inandırıcı bir programla desteklenmesi gerekiyor.

Tüm yazılarını göster