Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti olmayan,
örneğin arabasını sıfır araçla yenileyen bir emeklinin veya ev
hanımının bu sisteme alınması bence anlamsızdır. Burada belki
trafik para cezalarının daha kolay tebliğ edilmesi amaçlanmış
olabilir. Bu kişilerde ancak 65 yaşını bitirdiklerinde sistemden
çıkabilirler.
Mali idarenin sistemin başarısı için yapması
gereken, söz konusu Genel Tebliğ düzenlemesini aksi yönde, yani SMS
veya mail bilgilendirmesi yoksa tebligatın geçerli olmayacağı
yönünde değiştirmesidir.
Geçen hafta bugün
yayınlanmış köşe yazımda Anayasa Mahkemesi’nin (E.2025/94 K.2026/11
sayılı Kararı) Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 107/A maddesinin 3.
fıkrasına ilişkin ibare iptali ve Danıştay’ın, “Anayasaya
aykırılığı sabit olan sisteme göre yapılan tebligatların geçerli
olmayacağı” yönünde kararları üzerine yasa koyucunun konuyu hemen
ele alarak, 24.6.2026 tarih ve 7587 sayılı Kanunla iptal edilen
hükmün yerine yeni bir düzenlemeyi kabul ettiğini yazmış ve yeni
düzenleme ile elektronik tebligat usulüne çizilen çerçeveyi
aktarmıştım. Köşe yazımda da belirttiğim gibi yeni 107/A madde, hem
sisteme dahil olacak mükellefleri hem de sistemden çıkma hâllerini
sayma yöntemi ile belirlemiştir. Bu yazımda sistemden çıkışın
mümkün olabileceği halleri irdelemek istiyorum.
Çıkma sebepleri
- Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil
kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil
kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat
sisteminden çıkarılır.
Burada idarenin takdir hakkı söz konusu değildir. İlgili sicil
kaydının kapatılması ile tüzel kişinin elektronik tebligat sistemi
dışına re’sen alınması gerekmektedir.
- 2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm
tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak
elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.
Burada da idarenin takdir hakkı söz konusu değildir. Mükellefin
ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından ıttılaı
ile sistem dışına alınması gerekmektedir. Burada idarenin ıttılaı,
mirasçılarının veraset beyannamesini veya murisin son kıst dönem
beyannamesini vermeleri ile olabilir. Ancak bu beyannameler süreye
bağlı olduğundan ve bu sürede bir hak kaybının olmaması için ölüm
veya gaipliği izleyen günlerde mirasçıların vergi dairesine bu
konuda bilgi vererek sistemin ölen için kapatılmasını talep
etmelerinde yarar vardır.
- 3. Birinci fıkra kapsamında
zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek
kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim
yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik
tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller
bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden
çıkarılır.
Bu çıkartma sebebi talebe bağlı olarak çalışacaktır. Örneğin
serbest meslek mükellefiyeti olan bir doktorun 2022 yılında
mükellefiyetini terk ettiğini düşünürsek 31.12.2027 tarihinden
itibaren sistemden çıkartılmasını talep hakkı doğacaktır. Ancak
burada talep için başkaca bir sebeple sisteme dahil olma halinin
bulunmaması gerekmektedir. Örneğin doktor bey 2022’de
mükellefiyetini terk ettikten sonra 2025 yılında ticari faaliyete
başladıysa sistemden çıkmayı talep edemeyecektir.
- İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil
olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak,
elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren
diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden
çıkarılır.
Bu bentte kanunen elektronik tebligat sistemine dahil olmasını
gerektiren bir sebep olmamakla birlikte kendi talebi ile ihtiyaren
sisteme dahil olanların, yine talepleri halinde sistemden
çıkabilecekleri düzenlenmiştir. Ancak burada da talep için başkaca
bir sebeple sisteme dahil olma gereğinin bulunmaması
gerekmektedir.
- 5. 65 yaşını doldurmuş kişiler,
talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik
tebligat sisteminden çıkarılır.
Bu bentte kanunen sisteme zorunlu olarak dahil olan gerçek
kişilerin 65 yaşını doldurmaları ve talep etmeleri halinde
elektronik tebligat sisteminden çıkartılacakları düzenlenmiştir. Bu
konuda da idarenin bir takdir hakkı söz konusu değildir. Bu bent
ile yapılan düzenlemenin uygulanmasında, bentlerin bağımsız olarak
düzenlenmiş olması sebebiyle, söz konusu mükellefin,
“mükellefiyetinin sona ermiş bulunması veya sonra ermesinden sonra
beş yıl geçmiş olması yahut sisteme dahil olmasını gerektiren
başkaca bir hâlin bulunmaması” gibi koşulların aranması mümkün
değildir. Örneğin serbest meslek mükellefiyeti olan bir doktorun
faaliyetine ve dolayısıyla mükellefiyetinin devamına rağmen 65
yaşını doldurduğunda sistemden çıkmayı talep hakkı doğacaktır.
Zaten söz konusu koşullara diğer bentlerde yer veren Kanun
Koyucunun bu bentte yer vermemesi de bu hususun açık delilidir.
Görüş ve önerim
6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile
tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişilere
de sisteme dahil olma zorunluluğu getirilmesini de anlamlandırmak
mümkün değildir. Ticari, zirai veya mesleki faaliyeti olmayan,
örneğin arabasını sıfır araçla yenileyen bir emeklinin veya ev
hanımının bu sisteme alınması bence anlamsızdır. Burada belki
trafik para cezalarının daha kolay tebliğ edilmesi amaçlanmış
olabilir. Bu kişiler de ancak 65 yaşını bitirdiklerinde sistemden
çıkabilirler. (Ancak bu yaşa kadar, örneğin söz konusu aracı
sattıklarında çıkış olanağının tanınmaması, sistemi onlar yönünden
bence yine Anayasaya aykırı kılmaktadır.)
Bu durumlardaki, yani 65 yaşını bitirmiş tüm mükelleflere benim
önerim, “elektronik tebligat yapılanlara mail veya sms ile bilgi
verilmese dahi tebligat geçerlidir” şeklindeki Genel Tebliğ
düzenlemesi var olduğu sürece sistemden çıkmalarıdır. Zira daha
önceden de yazdığım gibi, “habersiz tebligatlarla” hak kaybına
uğrama riski söz konusudur.
Mali idarenin sistemin başarısı için yapması gereken, söz konusu
Genel Tebliğ düzenlemesini aksi yönde, yani SMS veya mail
bilgilendirmesi yoksa tebligatın geçerli olmayacağı yönünde
değiştirmesidir. Önemli olan tebligat hukukunda önemli bir işlev
gören bu müesseseyi hak kayıplarına yol açmayacak şekilde
düzenleyerek yaşatmaktır.