Geçmiş enflasyonu bırakın, siz mayısa bakın!

Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ

Olan bitenden, geride kalandan endişe edilmez; ama geride kalmış olanda geleceğin ipuçları vardır. Asıl, olacaklardan kaygı duymak, korkmak gerekir.         

Dolayısıyla TÜİK’in nisan için açıkladığı kimilerine göre yüksek, kimilerine göre çok düşük yüzde 3.18’lik nisan enflasyonunun da bir önemi yok artık. O geçti gitti. Ayrıca ne dört ayda yüzde 19’a, ne yıllık bazda yüzde 70’e dayanan oranın önemi var.        

Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım diyen Mevlana gibi, artık önümüzdeki aylara bakmak lazım...    

Önümüzdeki aylara, özellikle de içinde bulunduğumuz mayısa... Bizi birçok yönden fena bir ay, “Hadi canım” dedirtecek oranlar bekliyor.        

Geçen yılın mayıs oranı neredeyse sıfır düzeyinde, yüzde 0.04’tü. Bu yıl mayısta ise yüzde 4-5 arası bir oran gelebilir. Yıllık oranın mayısta zirve yapacağı zaten hep söyleniyordu, bu biliniyordu da, aylık oranın yüzde 4-5 aralığında gelmesi, mayıs sonundaki yıllığı yüzde 76-78 arasına taşıyacak demektir. Şimdiye kadar hep en fazla yüzde 74’lük yıllık orandan söz ediliyordu, artık o oranın söz konusu olamayacağı anlaşılıyor.    

Ama bunun da teselli bulunacak bir tarafı var; baz etkisine dayalı enflasyon düşüşü çok daha yüksek görünecek!

Mayıstan niye mi korkmalı? - Doğalgaz

Mayıs ayı oranını yukarı çekeceği kesin olan iki temel etken var. Bu etkenler için “Acaba ay içinde farklı gelişme olur da artışa yol açmazlar mı ki” deme durumumuz da yok, artışlar kesin gibi görünüyor.           

Birincisi doğalgaz... Geçen yıl mayısta “herkese bizden bedava doğalgaz” kampanyası başlatılmıştı ve bu kapsamda konut, ibadethane ve cemevleri bir yıl boyunca kullandıkları doğalgazın 25 metreküpüne ücret ödemedi. O süre 1 Mayıs’ta bitti.         

İşte doğalgaz, hesaplama yönteminden dolayı mayısta TÜFE’yi fena halde yukarı itecek. Sizi teknik ayrıntılara, yani doğalgazın payı şuradan şuraya indi-çıktı ya da bu hesaplamanın nasıl yapılacağı gibi detaylara boğmak istemiyorum.      

Merkez Bankası mayıs ayındaki etkinin ne olacağını hesapladı ve buna şubatta açıklanan enflasyon raporunda yer verdi. Merkez Bankası’nın öngörüsüne göre bedava 25 metreküp uygulamasının bitmesiyle birlikte doğalgaz mayıs enflasyonunu 0.72 puan artıracak.        

Hani Arşimet’in “Bana dayanacak bir nokta gösterin Dünya’yı yerinden oynatayım” demesi gibi 0.72’lik etkiyi dayanak olarak alıp mayısta doğalgaza ne kadar zam öngörüldüğünü hesaplamak basit bir matematik işlemi.   TÜİK’e göre doğalgazın metreküp fiyatı nisan ayında 5.08 lira. Mayısta TÜFE’ye 0.72 puanlık etki beklendiğine göre bu ay doğalgaza tam yüzde 32 zam öngörülüyor. Buna göre doğalgazın metreküpü 6.71 liraya çıkacak.    

Bu durumda mayıs enflasyonu için elde var 0.72 puan!

Mayıstan niye mi korkmalı? - Giyim

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi, her kurumun da kendine göre bir enflasyon hesaplama yöntemi var. Bunu mevsimselliği ön planda olan kalemleri dikkate alarak söylüyorum.        

Örneğin İstanbul Ticaret Odası giyimde yeni sezon fiyatlarını nisan ayında dikkate alıyor. İTO’nun nisan ayı için giyim grubunda hesapladığı yüzde 24’lük artış çok yüksek bulunmuştu ya, bu her yıl için böyle. İTO, geçen yıl nisanda da bu oranı yüzde 29 olarak açıklamıştı.         

TÜİK ise giyim grubunda yeni sezon fiyatlarını enflasyon hesabında artık mayısta dikkate alıyor. TÜİK’in belirleyeceği giyim grubu artışı İTO’nun oranının yarısı kadar bile olsa artış yüzde 12’yi bulacak demektir. Bu da söz konusu grubun TÜFE’deki yüzde 6.94’lük ağırlığına uygulandığında 0.83’lük bir etki ortaya çıkacaktır.        

Doğalgazdan 0.72, giyim grubundan 0.83; toplam 1.55 puan!       

Merkez Bankası mevsimsellikten arındırılmış mayıs oranını yüzde 3 olarak bekliyor. Gerçi arındırılmış bu oran, arındırılmamış yüzde kaça denk düşüyor bilmiyorsak da 1.55 çok yüksek bir oran. Hem de yalnızca doğalgaz ve giyim grubundan kaynaklanıyor.    

Ama tabii ki 1.55 puan kesin sayılmaz... 

Merkez Bankası 0.72 puanlık tahmininde yanılmıştır, o etki daha düşük olabilir.   

Giyim grubundaki zam oranı yüzde 12’nin çok altında kalabilir, dolayısıyla oradan gelecek etki de düşük çıkabilir.    

Ama elbette tersi de olabilir ve şu aşamada 1.55 puan olarak hesaplanan etki çok daha yükselebilir.

Döviz ve akaryakıtın etkisi pozitif

Tabii ki tüm veriler mayıs enflasyonunun aleyhine değil. Örneğin en temel etkenlerden biri olan döviz şimdilik çok ılımlı seyrediyor.     

Ancak fiyatlandırmadaki şu işleyişi göz ardı etmemek gerek. Döviz kuru sabit kalırsa ya da düşerse fiyatlar geri çekilmiyor, aynı düzeyde kalıyor. Dövizdeki ılımlı seyir, fiyatların bu nedenle artmaması sonucunu doğuruyor, o kadar.        

Aynı durum akaryakıt fiyatları için de geçerli. Bu hafta içinde hem benzin, hem motorinde ucuzlama bekleniyor. Ama sanıyor musunuz ki bu ürünlerin fiyatı düştü diye örneğin taşımacılıkta fiyatlar düşecek ya da taşımacılık kaynaklı bir ucuzluk olacak. Fiyatlar bu nedenle artmayacak, hepsi o. Hem ayrıca akaryakıtta yaşanacak bu indirimler ayın tümünü kapsayacak mı, onu bilme şansımız hiç yok. 

Yüzde 3.18 yüksek mi, değil mi? 

Merkez Bankası mart ayında yüzde 3.16 olarak gerçekleşen TÜFE artışını “düşüş eğilimi sürüyor ama yüksek” diye nitelemişti.          

Nisandaki yüzde 3.18, çok az da olsa daha yüksek olduğuna göre herhalde bu oran da aynı şekilde nitelenir.          

Ama Merkez Bankası açıklanan oranları bizler gibi görmüyor ki!     

Merkez Bankası’nın aylık enflasyonu takip ederken kullandığı bir “mevsimsellikten arındırılmış oran” yaklaşımı var.        

Biz 3.18’i, yalın bir şekilde 3.18 olarak görüyoruz da Merkez Bankası bu oranı mevsimsellikten arındırılmış olarak belki 2.18 olarak görecek, belki 4.18 olarak.         

Merkez Bankası’nın mevsimsellikten arındırma ölçüsü nedir bilmiyoruz ki. Merkez Bankası da “Nisanın manşet enflasyonu şu ama bu oranın mevsimsellikten arındırılmış düzeyi şu” diye açıklama yapıp kamuoyunu bilgilendirmiyor ki.         

Merkez Bankası’nın tahmini mevsimsellikten arındırılmış aylık artışın ocak ayı hariç yılın ilk yarısında yüzde 3, üçüncü çeyrekte yüzde 2.5, son çeyrekte ise yüzde 1.5 dolayında olması. Bu oranları artık tahmin diye mi okumak gerekir, varsayım ya da hedef diye mi, o da karıştı.       

Mevsimsellikten arındırılmış bu oranlar, belli ki arındırılmamış oranlardan yüksek. Çünkü ilk dört ayda yüzde 18.72 olan artışın üstüne aylık bazda bu oranlar eklendiğinde yıllık olarak yüzde 41.8’e ulaşılıyor. Ama Merkez Bankası’nın yıllık tahmini hala yüzde 36.

Yüzde 36’ya ne kaldı? 

Merkez Bankası şimdi istediği kadar “Ben aylık oranda mevsimsellikten arındırılmış olana bakarım” desin.       

Yıl bittiğinde bunun bir önemi olacak mı?       

Hatta yıl bitmeden gidişat değerlendirilirken ve “Dört aylık şu oldu, 36’nın tutması için şu kadarlık bir alan kaldı” şeklinde değerlendirmeler yapılırken, TÜİK’in açıkladığı orana göre değil de, “bilinmeyen” Merkez Bankası’nın aylık oranlarına göre mi hareket edilecek?       

Ya da Merkez Bankası yıl bittiğinde şunu söyleyebilecek mi:         

“Her ne kadar TÜİK tarafından açıklanan yıllık enflasyon (örneğin) yüzde 40 küsur olmuşsa da, mevsimsellikten arındırılmış aylık oranlara göre gerçekleşme, yani bize göre gerçekleşme (örneğin) yüzde 30 küsurla tahminimizle uyumludur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”         

Böyle bir açıklama gelmeyecek tabii ki. Hem zaten arındırılmış oranlar arındırılmamışlardan belli ki daha yüksek.    

Aslında doluya koysak almıyor, boşa koysak dolmuyor!      Dört aydaki yüzde 18.72’den sonra, hala yüzde 36’yı hedefliyorsak sekiz ay için kaldı yüzde 14.56! Bu da aylık ortalama yüzde 1.17 artışta kalmayı gerektiriyor.    

Bu tabii ki pek mümkün görünmüyor. Niye görünmediğini bir başka yazıda detaylı olarak irdeleyeceğim.

Tüm yazılarını göster