Gelir dağılımı bozulurken yoksulluk azalır mı?

İsmet ÖZKUL KRİTİK AÇI

Birisi size gelir dağılımı daha da bozuldu ama şükür yoksul sayımız azaldı dese herhalde bunun son günlerin moda deyimiyle bir “oksimoron” olduğunu düşünürsünüz. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son gelir dağılımı ve yoksulluk istatistikleri tam da böyle bir sonuç ortaya çıkarmış. Gelir dağılımı bir önceki yıla göre daha da bozulmuş ama aynı zamanda yoksul sayısı ve yoksulluk oranı da azalmış.

TÜİK’in 2023 yılı gelir dağılımı istatistiklerine göre gelir dağılımını ölçen Gini katsayısı yükseldi. Hane halkı kullanılabilir gelirine göre hesaplanan Gini katsayısı 0.412’den 0.438’e, eşdeğer fert gelirine göre hesaplanan Gini katsayısı da 0.415’ten 0.433’e yükseldi. Gini katsayısındaki artış, gelir dağılımının daha da bozulduğu anlamına geliyor. En düşük ve en yüksek gelir dilimleri arasındaki uçurum da artmış durumda.

Ama öte yandan ortanca gelirin yüzde 40’ına denk yoksulluk sınırına göre yoksul sayısı 147 bin kişi ve yüzde 2.32 azalarak 6 milyon 354 bin kişiden 6 milyon 207 bin kişiye; ortanca gelirin yüzde 50’sine denk sınıra göre de 349 bin kişi ve yüzde 2.91 azalarak 12 milyon kişiden 11 milyon 651 bin kişiye düşmüş.

Yöntem gereği 2023 yılı gelir dağılımı ve yoksulluk hesaplamaları, 2022 yılı gelirleri ile yapıldı. Fert başına düşen gelir ise hane gelirini hane nüfusuna bölerek değil farklı katsayılarla hesaplanıyor. Sadece haneyi temsil eden 1 kişi tam sayılıyor, geri kalanlardan 14 yaş ve üzerindekiler 0.5, küçükler 0.3 kişi sayılıyor. Örneğin 14 yaşından küçük 1 çocuklu bir ailenin geliri 60 bin TL ise, bu ailede fert başına gelir 60 bini 3’e bölerek 20 bin TL olarak hesaplanmıyor. 60 bin TL 1.8’e (1+0.5+0.3=1.8) bölünerek 33 bin 333 olarak hesaplanıyor.

Göreli yoksulluk ise ortanca gelire göre belirlenen gelir eşiklerine dayalı olarak hesaplanıyor. Yukarıda belirtiğimiz gibi hesaplanan tüm fert gelirleri büyükten küçüğe sıralanıyor ve en ortadaki gelir düzeyi ortanca gelir olarak bulunuyor. Göreli yoksulluk sınırı olarak, ortanca gelirin yüzde 40’ı, yüzde 50’si, yüzde 60’ı ve yüzde 70’i eşik değerler olarak kullanılabiliyor. En çok kullanılan sınırlar, medyan gelirin yüzde 50’si ve yüzde 60’ı. Geliri bu eşiklerin altında olan fertler “göreli yoksul” sayılıyor.

TÜİK’in son hesaplarında gelir dağılımındaki bozulmaya rağmen yoksul sayısının artmak yerine azalmasının “sırrı” da işte bu hesaplamada yatıyor.

Buradaki yoksulluk hesabı bir “mutlak yoksulluk” göstergesi değil, bir ailenin yaşaması için gerekli gelir miktarına göre hesaplanmıyor. Kullanılan gösterge bir “göreli yoksulluk” göstergesi ve yaşam için gerekli ihtiyaçlara göre değil, ortanca gelir düzeyine göre belirleniyor.

2022 yılı gelirleriyle hesaplanan yıllık fert başına ortanca gelir 58 bin 374 TL. Bunun yüzde 40’ı düzeyindeki yoksulluk sınırı 23 bin 350 TL, yüzde 50’si düzeyindeki yoksulluk sınırı ise 29 bin 187 TL. Fert başına yıllık geliri bu eşiğin altında olanlar “göreli yoksul” sayılıyor.

Bu hesapla yoksul sayısının azalmış gözükmesinin nedeni, ortanca gelirin TÜİK enflasyonundan bile daha az artmış olması, yani reel olarak düşmesi. 2022 yılında TÜİK hesabıyla 12 aylık ortalama yıllık enflasyon yüzde 72.31 iken, ortanca gelirdeki artış yüzde 64.46 oldu. Ortanca gelir enflasyonun altına düşünce, ona göre belirlenen yoksulluk eşiği de düşük belirlenmiş oldu. Eşiğin düşük belirlenmesi de yoksul sayısının daha az çıkmasını sağladı.

Yani “göreli yoksul” sayısındaki düşüşü, toplumun ezici çoğunluğuna yayılan reel gelir düşüşüne borçluyuz. En yüksek gelir dilimi hariç toptan yoksullaştığımız için “göreli” yoksul sayımız azalmış oldu.

Tüm yazılarını göster