Küresel ölçekte artan belirsizlikler, iklim krizi, sağlık harcamalarındaki yükseliş ve gelir dalgalanmaları; hanehalkları ve küçük işletmeler için ekonomik dayanıklılığı her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Bu çerçevede Anadolu Sigorta ile Türkiye Sınai Kalkınma Bankası iş birliğiyle yayımlanan “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı analiz, sigortayı yalnızca finansal bir ürün değil, kalkınmayı destekleyen stratejik bir araç olarak konumlandırıyor.
TSKB Ekonomik Araştırmalar Kıdemli Yöneticisi Şenay Akyıldız imzasını taşıyan çalışma, kapsayıcı sigorta yaklaşımını sürdürülebilir kalkınma perspektifiyle ele alarak, Türkiye açısından taşıdığı yapısal öneme dikkat çekiyor.
Kapsayıcı Sigorta Nedir, Neden Önemlidir?
Analizde kapsayıcı sigorta; geleneksel sigorta piyasalarının yeterince kapsayamadığı düşük gelirli haneler, kırsal kesimde yaşayanlar, küçük çiftçiler, kadınlar ve kayıt dışı çalışanlar gibi gruplara erişilebilir ve ihtiyaç temelli çözümler sunmayı amaçlayan bir yaklaşım olarak tanımlanıyor.
Bu yaklaşım, sigortayı yalnızca hasar anında ödeme yapan bir mekanizma olarak değil; ekonomik şokların kalıcı refah kaybına dönüşmesini sınırlayan bir güvence sistemi olarak ele alıyor. Çalışmada, sigorta koruması bulunmayan hanelerin sağlık harcamaları, afetler veya gelir kesintileri karşısında birikimlerini tüketmek ya da üretimden çekilmek zorunda kalabildiği vurgulanıyor.
Koruma Açığı ve Kapsayıcılık Açığı
Makale, literatürde sıkça kullanılan iki kritik kavrama dikkat çekiyor: “koruma açığı” ve “kapsayıcılık açığı”. Koruma açığı, maruz kalınan ekonomik kayıpların ne kadarının sigorta yoluyla telafi edilemediğini, kapsayıcılık açığı ise belirli sosyo-ekonomik grupların sigorta sisteminin dışında kalma derecesini ifade ediyor.
Ayrıca The Geneva Association’ın gelişmiş ülkeleri kapsayan araştırmasına atıf yapılarak; düşük gelirli gruplar, gençler ve göçmenler arasında sigorta sahipliğinin genel nüfusun belirgin biçimde altında olduğu belirtiliyor. Bu durum, kapsayıcı sigortanın yalnızca gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş ekonomilerin de yapısal bir gündem maddesi olduğunu ortaya koyuyor.
Sigortanın Davranışsal Etkisi
Çalışmaya göre kapsayıcı sigortanın etkisi hasar anıyla sınırlı değil. Asıl dönüşüm, sigorta güvencesinin ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini değiştirmesiyle ortaya çıkıyor. Sigorta erişimi olan hanehalkları ve küçük işletmeler, tamamen riskten kaçınan stratejiler yerine daha verimli üretim tekniklerine yatırım yapabiliyor, daha kaliteli girdi kullanabiliyor ve uzun vadeli planlama yapabiliyor.
Özellikle tarım alanındaki uygulamaların üretim desenini değiştirdiği ve bunun verimlilik ile gelir istikrarı üzerinde olumlu sonuçlar doğurabildiği ifade ediliyor. Ayrıca sigorta korumasının bulunmadığı durumlarda hanelerin varlık satışı, eğitimden vazgeçme ya da sağlık harcamalarını erteleme gibi uzun vadeli refahı zedeleyen tercihlere yönelmek zorunda kaldığına dikkat çekiliyor.
İş Birliğine Dayalı Modeller
Analiz, kapsayıcı sigortanın ölçek kazanabilmesi için işbirliğine dayalı modellerin önemine de vurgu yapıyor. Bu kapsamda sekiz büyük sigorta ve reasürans şirketinin oluşturduğu Blue Marble Microinsurance konsorsiyumu örnek gösteriliyor.
Zimbabve’de küçük ölçekli mısır üreticilerine yönelik kuraklık sigortası ve Kolombiya’da kahve üreticilerine yönelik iklim duyarlı sigorta uygulamaları; sigorta, kredi ve değer zinciri entegrasyonunun hem üreticiler hem de şirketler açısından riskleri azaltabildiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşımın yalnızca bireysel riskleri değil, ekonomik ilişkiler ağını da daha dayanıklı hale getirdiği belirtiliyor.
Türkiye İçin Stratejik Çerçeve
Makale, Türkiye’de tarım sektörü, KOBİ’ler ve düzensiz gelirli hanelerin karşı karşıya olduğu risklerin iklim değişikliği, girdi maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarıyla iç içe geçtiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle kapsayıcı sigorta; sigorta şirketleri, reasürörler, bankalar, değer zinciri aktörleri ve kamu kurumları arasında risk paylaşımına dayalı iş birlikleri gerektiren stratejik bir alan olarak tanımlanıyor.
Ayrıca kapsayıcı sigortanın kredi ve sosyal transferlerin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğu; en yüksek etkinin erken uyarı sistemleri, finansal okuryazarlık çalışmaları ve hedefli kamu destekleriyle birlikte tasarlandığında ortaya çıktığı vurgulanıyor.
“Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” analizi, sigortayı pasif bir risk transfer mekanizmasından çıkararak, dayanıklılığı merkeze alan bir kalkınma bileşeni olarak yeniden tanımlıyor.
Anadolu Sigorta ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası iş birliğiyle yayımlanan bu çalışma, Türkiye’de sigortanın toplumsal rolüne ilişkin daha geniş bir vizyon sunarken; sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda sektörün üstlenebileceği yeni fonksiyonlara da ışık tutuyor.