Kimin çıkarı?

Zeynep GÜRCANLI Yedi Düvel

Deprem felaketinin ardından uluslararası alanda Türkiye'ye yönelik bir yardım furyası başladı. Zengininden fakirine, pek çok ülke elindekini paylaştı. Arama-kurtarma ve enkaz kaldırmadan, depremzedeler için çadır ve konteyner evlere kadar yardımlar geldi/geliyor.

NATO Genel Sekreteri, İttifak'ın elindeki binlerce konteynerin Türkiye'ye sevki için düğmeye basarken, ABD Dışişleri Bakanı Blinken deprem bölgelerini gezip, bugüne kadar yapılan Amerikan yardımlarına ek 100 milyon mali destek verileceğini açıkladı.

Türkiye'nin "aday ülke" olduğu Avrupa Birliği ise hiç durmadı; Arama-kurtarma için deprem bölgesine ilk gelen Avrupalı ekiplerdi. Şimdi de, deprem bölgesinde pek çok yerde, farklı AB ülkelerinin sahra hastanelerinde bakım görüyor depremzedeler.

Başta İran olmak üzere, komşu ülkeler ile yakın coğrafya da elinden geleni esirgemedi; Zengin Arap ülkelerinden gelen uçaklar dolusu yardım da İsrail'den dev kurtarma ve tıbbi yardım ekibi de sahadaydı. Savaş içindeki Ukrayna'nın bile arama-kurtarma ekibi göndermesi özellikle dikkat çekiciydi.

Şimdi ne olacak?

Ekonomik kriz içinde olduğunu sağır sultanın bile duyduğu Türkiye'nin, yönetimsel zafiyetleri de deprem felaketi sırasında iyiden iyiye görünür oldu. Fakirleşen halk mutsuz, ülkenin Suriye sınırındaki en hassas yerleşim yerleri enkaz halindeyken bir de hükümetin  vatandaşlarına "not ediyoruz" ya da "kaos çıkar" gibi sözlerle parmak sallaması eklenince iş iyice çetrefilleşti. O vatandaşı siyaseten tehdit için söylenen "kaos" kelimesi, uluslararası alanda hemen "satın alınmış" görünüyor.

Uluslararası yardımlar bir noktada kesilecek. Gelenler, ülkelerine geri dönecek. Sonrasında ise, Türkiye'nin "kaybedilmemesi" için özellikle Batı'da yeni bir seferberlik yaşanacağını tahmin etmek güç değil.

"Kaybedilmemesi" ifadesinin altını özellikle çizmek gerek; Ukrayna işgali nedeniyle Rusya'nın Batı'da "parya devlet" ilan edildiği bu günlerde, Türkiye'nin önemi büyük. Dışişleri Bakanlığı görevine başladığı günden bu yana dünyayı bir kaç kez gezen Amerikan Dışişleri Bakanı'nın, Türkiye'ye ilk ziyaretini bugünlerde yapmış olması, biraz da bununla bağlantılı. Avrupa Birliği açısından ticaret ve yatırım anlamında Türkiye'nin önemini ise söylemeye gerek yok.

En dikkat edilmesi gereken dönem

Uluslararası ilişkilerin kuralıdır; Zayıf düşen ülkeler daha kolay taviz verir. Türkiye'nin içinde bulunduğu bu sıkıntılı dönem, uluslararası ilişkilerde en çok dikkat edilmesi gereken zaman dilimi haline gelmiş durumda. Seçimi kaybetmek istemeyen iktidarın, vatandaşın oyunu dışardan gelecek destekle devşirme yolunu seçmesi en büyük tehlike. Kimsenin "karşılıksız yardım etmeyeceğini" düşünerek oluşturulmalı dış politika.

Gelen yardımlar kimi zaman sadece kamu diplomasisi amaçlı da olsa, kimi zaman "taviz" beklentisini de yanında taşır. Mevcut iktidarın seçime kadar kalan kabaca dört ayında, sadece seçimi kazanmak adına, gelecek nesilleri ipotek altına alacak adımlar atmaması için muhalefetin şimdiden hareketlenmesi gerekli.

Türkiye'nin çıkarı için sadece iktidarı uyarmak yeterli değil;

Bu kritik dönemde uluslararası alanda verilecek sözlerin, iktidarın değişmesi halinde mutlaka gözden geçirileceğinin de açık seçik ortaya konulması gerekiyor...

Tüm yazılarını göster