OTA VE COPCAP

Muhterem İLGÜNER MARKA ŞEHİR; Gün Bugün!

Bu hafta 2 değişik oluşumun hikâyesini bir arada sunmaya çalışacağım, OTA ve COPCAP. OTA - Online Travel Agencies, çevrimiçi seyahat acentaları. COPCAP – Copenhagen Capacity ise uluslararası şirketleri, yatırımcıları ve profesyonel yetenekleri şehre cezbetmek için uğraşan bir kuruluş.

Önce OTA’dan söz edelim: Bireylerin dijital imkânlardan yararlanarak kendi seyahat planlarını kendileri yapmaya başlamasından bu yana çevrimiçi seyahat acentaları önem kazandı. Bunlardan Viator, 2006 yılında kurulan dünyanın önde gelen tatil öneri platformu Tripadvisor’un yan kuruluşu. Tripadvisor gitmeyi planladığınız şehirde gezilecek yerleri, kalınabilecek otelleri, yemekleri 22 dilde tanıtan, yorumları içeren ve öneren bir mobil uygulama. Websitesi ayda 164 milyon kişi tarafından ziyaret edilmekte. Bir diğeri ise Expedia Local Expert. O da ünlü Expedia tatil planlama sitesinin bir yan kuruluşu. Expedia’nın aylık websitesi ziyaretçi sayısı ise 85 milyon. Anlaşılacağı gibi, bu iki büyük tatil öneri platformu edindikleri tecrübe ve kurdukları ilişkileri seyahat ve tatil satışı alanında da kullanmaktalar. “Plaja yakın” vaadinin 20 dakikalık bir yürüyüş mesafesi anlamına geldiği geleneksel pazarlama ve satış yaklaşımlarının yerini almaya başlayan bu gelişmeden şehirlerin uzak kalması düşünülmemeli. Akıllı şehirler şimdiden bu alanda yerlerini almakta, kurdukları destinasyon pazarlama birimlerinin dijital uygulamaları bu önemli seyahat öneri ve satış platformları ile bağ kurmakta, şehrin cezbedici yanları yaratıcı ve yenilikçi içeriklerle beslenmekte, sıradan bir turun ötesinde özel ilgi gruplarına seslenme imkanı aranmakta. Unutmayalım; herkes için her şey eşittir hiç kimse için hiçbir şey! Şehrinizin destinasyon pazarlama birimi var mı?

Kopenhag şehri daha önceleri de bu köşeye başka nedenlerle misafir edilmişti. Şehrin yüceltilmesi için yapılan çalışmalar açısından mutlaka örnek alınması gereken bir yer Kopenhag. Dünyanın en yaşanabilir şehri (Monocle, 2022), dünyanın en dijital şehri (Economist Impact, 2022) ve dünyanın en rekabetçi şehri (IMD, 2022). COPCAP, yani Copenhagen Capacity de bu başarılarda rolü olanlardan bir tanesi. Kuruluş yılı 1994. Sadece 2021 yılında 37 uluslararası kuruluşun şehre yerleşmesini sağlamış. Bunların 24’ü yüksek kalitede faaliyetlerde bulunurken geriye kalanı da sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar yürütmekte. Dünyanın en iyilerini cezbetmek ve istihdam sağlamak birinci önceliği. Çünkü değerli yatırımların değerli yetenekler peşinde olduğu biliniyor ve bu yatırımlar yeteneklerin elde tutulduğu şehirleri tercih ediyor. Yeşil dönüşüm için yetenek arayışı yeni bir projesi. Yeşil dönüşümün 2030 yılına kadar 10,3 milyon net yeni istihdam yaratması bekleniyor ve bu beklenti uyarınca şimdiden yeşil iş alanları için yetenek avı başlatılmış durumda. COPCAP ihtiyaç duyulan alanlarda örneğin bilişim, mühendislik, yaşam bilim ve oyun konusunda yetenekli profesyonelleri şehre cezbedici başarılı dijital kampanyalar yürütmesi ile tanınmakta.

Şehirlerimizin rastlanan benzer niyetleri var mı? Örneğin, ziyaretçi profilimizi yönetelim ve var olan üstünlükler ile özelliklerimize değer verecek olanlara yönelelim, gibi? Ya da kuracağımız dijital platform ile küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerine tanıtım, rezervasyon imkânı sağlayalım, gibi? Veya şehrimizi gelecek on yıllarda yüceltecek iş kollarını belirleyip buna göre yatırımcı ve yetenekli insan cezbedici strateji ve projeler geliştirelim, gibi?

Haftanın Şehri: KIGALI, RUANDA

KIGALI 1,2 milyon nüfusu ile Ruanda’nın başşehri. Ruanda, yakın tarihin en acı soykırım faciasını yaşamış bir ülke; 7 Nisan ile 15 Temmuz 1994 tarihleri arasında, sadece 100 günde, azınlığı oluşturan tahminen 500 bin Tutsi öldürülmüş. Bugün başşehir Kigali’yi olumlu bir nedenle köşemize taşıdık; yeşil şehir olma çabaları nedeniyle.   Kigali yanında bir tepe yamacında, 6 milyon metre kare (6 bin dönüm) bir alan üzerine örnek bir şehir inşa etmek üzere çalışmalar başlanmış. Burada 30 bin konut inşa edilmesi, 16 bin yeni istihdam yaratılması ve 2050 yılına kadar sıfır karbon emisyonu sağlanması amaçlanmış.

Proje, çarpık yapılaşma ve gecekondular nedeniyle zor yaşam koşullarının hakim olduğu Afrika şehirleri için umut verici bir model oluşturma kaygısı da taşıyor. Şehirlinin sosyo- ekonomik huzur ve rahatlığını temel alan, planlı ve ileriye dönük şehirleşmenin nimetlerinden yararlanması esasında bir anlayış ile projeye sahip çıkılıyor. Öyle bir şehirleşme örneği geliştirelim ki konutlar dar gelirlinin satın alabileceği fiyatta olsun, sosyal uyumu, eşitliği sağlasın denmiş. Böyle bir vaat şehirliyi harekete geçirmiş, mevcut şehri de daha yeşil, daha yaşanabilir kılmak için toplumsal bir hareket başlamış; ağaç dikimi, şehrin temizliği gibi.     Bir iç savaş değil ama büyük bir bölgeyi etkileyen, sosyo-ekonomik yaralar açan bir deprem felaketi sonrası bir Afrika şehrinin akılcılığı ile kendi şehirlerimizin yeniden yapılanması sürecinde hakim olan anlayışı sorgulamakta ve mukayese etmekteyim. Çağdışı yaklaşımlarla inşa edilmiş şehirler nedeniyle geçmişi neredeyse silinen insanlara çağdaş yaşam alanları içeren umutlu bir geleceği çok mu görüyoruz? Niçin sosyal uyum ve eşitlikten söz etmiyoruz? Niçin yeni yerleşimlerin karbon emisyon hedeflerini dile getirmiyoruz? Niçin vaatlerimiz betondan öteye geçemiyor? Biz ne zaman şehirlerimiz inşa edilirken sadece fiziki yapıların değil fakat geleceğimizin de şekilleneceğini anlayacağız? Ne zaman?

Tüm yazılarını göster