Yaklaşık 100 gün süren ve sona ermesini umduğumuz Orta Doğu’daki
savaşın dünya ekonomisine olduğu kadar Türkiye ekonomisine etkileri
de giderek daha belirgin hale gelmeye başladı. Tahmin edildiği gibi
en hızlı ve en görünür etki enflasyon tarafında ortaya çıktı.
Hanehalkından piyasa katılımcılarına, reel sektörden Merkez
Bankası’na kadar hemen tüm ekonomik aktörlerin gelecek döneme
ilişkin enflasyon beklentileri ciddi biçimde yukarı yönlü revize
edildi.
Savaşın büyüme üzerindeki etkileri ise son dönemde açıklanan
verilerle daha net görünmeye başladı. Şubat sonunda savaşın
başlamasıyla tüketici güveninde belirgin bir gerileme yaşandı. Ayda
iki kez ön ve nihai endeks olarak açıklanan Bloomberg HT Tüketici
Güven Endeksi, mart ayının ilk yarısında bir önceki ay sonuna göre
yüzde 10,46 düşerek 68,0 seviyesine geriledi. Endeksin alt
kalemlerinden biri olan Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 17,24
gibi oldukça sert bir düşüşle 69,32 seviyesine indi.
Tüketim Eğilimi Endeksi, tüketicilerin mevcut dönemde başta
otomobil ve konut olmak üzere dayanıklı tüketim mallarına yönelik
talebini ölçen önemli bir öncü gösterge niteliği taşıyor. Bu
olumsuz eğilim hız keserek de olsa mayıs ayı sonuna kadar devam
etti. Tüketimdeki düşüş ve özellikle tüketim eğilimindeki gerileme,
iç talepte belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyordu. Nitekim
otomobil satışlarından perakende satışlara, beyaz eşya
satışlarından konut satışlarına kadar birçok göstergede bu
yavaşlamanın izlerini görmeye başladık. Perakende satış
endeksindeki artış hızının gerilemesi, otomobil ve konut
satışlarındaki zayıflama bu tabloyu destekledi.
Konut piyasasında da benzer bir görünüm ortaya çıktı. Nisan
ayında toplam konut satışları yıllık bazda yüzde 2,6 artarken,
ikinci el konut satışları yüzde 0,3 geriledi. İpotekli satışlarda
yüzde 40 gibi güçlü bir artış görülmesine rağmen diğer satış
türlerinde yüzde 4’lük bir düşüş yaşandı. Yaşanan savaşın
maliyetleri ve dolayısıyla konut fiyatlarını artıracağı beklentisi
ile kredi faizlerinde yükseliş olabileceği düşüncesi, özellikle
kredi kullanarak konut almayı planlayan tüketicilerin talebini öne
çekmiş görünüyor. Ancak artan tatil günlerinin de etkisiyle mayıs
ayında konut satışlarında yavaşlama olacağını tahmin ediyoruz.
Otomobil piyasasında da benzer bir tablo söz konusu. Mayıs
ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına
göre yüzde 22,3 daraldı. Ayrıca pazarın büyüklüğü son beş yılın
mayıs ayı ortalamasının da yüzde 5,1 altında gerçekleşti. Sonuç
olarak tüketici güvenindeki bozulmanın öncü talep göstergelerine de
yansıdığını açık biçimde izlemiştik.
Bununla birlikte haziran ayında tablo yeniden değişmeye başlamış
görünüyor. Bloomberg HT Haziran Ön Tüketici Güven Endeksi bir
önceki aya göre yüzde 7,46 artarak 74,95 seviyesine yükseldi. İç
talebin daha güçlü bir göstergesi olan Tüketim Eğilimi Endeksi de
yüzde 5,64 artışla 75,10 değerine çıktı. Özellikle mayıs ayının
ortalarından itibaren tüketici güveni ve tüketim eğiliminde
gözlenen toparlanmanın önümüzdeki dönemde somut tüketim verilerine
de yansıması beklenebilir. Haziran ve sonrasındaki yaz aylarına
ilişkin göstergeler iç talepte yeniden bir canlanmaya işaret
ediyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma
Merkezi olarak şimdi tahmin yöntemi ile hesapladığımız büyüme
eğilimleri de benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Savaşın başlamasıyla
birlikte bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme tahminimiz yüzde
3,40 seviyelerinden yüzde 2,57’ye kadar gerilemişti. Ancak 12
Haziran itibarıyla gelen son veriler, ikinci çeyrek büyümesinin
yüzde 3,29 civarında gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Benzer
şekilde mart ayı başında 2026 yılı büyüme tahminimizi yaklaşık
yüzde 4,73 olarak öngörürken, bu tahmin savaşın etkileriyle yüzde
3,38 seviyelerine kadar gerilemişti. Son veriler ışığında ise
büyüme beklentimiz yeniden yüzde 3,94 düzeyine yükselmiş
bulunuyor.
Özetle son dönemde açıklanan otomobil, konut ve perakende satış
verileri iç talepte belirli bir yavaşlamaya işaret ediyor. Merkez
Bankası da bu gelişmeleri ekonomide soğuma ve dezenflasyon
sürecinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Ancak öncü
göstergeler talepte yeniden canlanma sinyalleri veriyor. Önümüzdeki
bir ila bir buçuk yıllık dönemde erken seçim ihtimalinin göz ardı
edilemeyeceği ve seçimlere yaklaşırken büyüme odaklı politikaların
daha belirgin biçimde devreye girebileceği dikkate alındığında, hem
bu yıl hem de gelecek yıl için büyüme tahminlerinin yukarı yönlü
revize edilme potansiyelinin yüksek olduğunu düşünüyoruz.