Temas çok, kalan yok

SELÇUK ALTUN Adana Notları

Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) paylaştığı son veriler, sigorta sektörünün ulaştığı geniş kitleyi ve bu temasın ne kadarının kalıcı ilişkiye dönüştüğünü daha net görmemizi sağlıyor. Ortaya çıkan tablo, sektörün erişim gücünün yüksek olduğunu; ancak bu temasın sürdürülebilirliğinde hâlâ önemli bir alan bulunduğunu gösteriyor.

Şubat 2026 itibarıyla sigorta sektöründe 34,6 milyon tekil aktif sigortalı bulunuyor. Bu rakam, sektörün bireyler ve kurumlarla ne kadar geniş bir temas ağı kurduğunu ortaya koyuyor. Ancak resmin diğer tarafında daha dikkat çekici bir veri var: Son 5 yıl içinde sistemle temas etmiş olmasına rağmen bugün aktif olmayan 33,8 milyon kişi ve kurum. Bu sayı, son 10 yıllık perspektifte 46,3 milyona kadar çıkıyor.

Bu iki veri birlikte değerlendirildiğinde, sigorta sektörünün güçlü bir “ilk temas” kapasitesi olduğu açıkça görülüyor. Ancak aynı zamanda, bu temasların önemli bir bölümünün zaman içinde aktif sigortalılığa dönüşmeden sistem dışında kaldığı da dikkat çekiyor.

Penetrasyon güçlü, ancak devamlılık kritik

TSB’nin değerlendirmelerinde öne çıkan en önemli noktalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor: Sektörü yalnızca penetrasyon oranlarıyla değil, devamlılık, yeniden temas ve aktiflik gibi dinamiklerle birlikte okumak gerekiyor.

Verilere göre aktiflik oranı son 5 yılda %50,6, son 10 yılda ise %42,8 seviyesinde. Bu oranlar, sektörün yeni müşteri kazanma ve ilk teması kurma konusunda güçlü bir performans sergilediğini; ancak bu ilişkileri uzun vadeli sigortalılığa dönüştürmede hâlâ gelişim alanı bulunduğunu işaret ediyor.

Bir başka ifadeyle sektör, kapıyı çalma konusunda oldukça başarılı. Ancak içeride kalma ve ilişkiyi sürdürme kısmı, büyümenin yeni odak noktası olarak öne çıkıyor.

Hayat ve hayat dışı branşlarda benzer tablo

Benzer bir görünüm hayat ve hayat dışı branşlarda da kendini gösteriyor.

Son 5 yıllık dönemde hayat dışı branşta 30,5 milyon yürürlükte poliçeye karşılık 24,0 milyonluk, hayat branşında ise 15,2 milyona karşılık 12,9 milyonluk aktif olmayan bir geçmiş temas kitlesi bulunuyor.

Bu tabloyu 10 yıllık perspektife genişlettiğimizde ise hacmin daha da büyüdüğü görülüyor. Hayat dışı branşta 34,0 milyon, hayat tarafında ise 17,4 milyonluk bir kitlenin bugün aktif sigortalılık içinde olmadığı ortaya çıkıyor.

Aktiflik oranları da bu resmi destekliyor. Son 5 yılda hayat dışı branşta %55,9, hayat branşında %54,0 olan aktiflik oranları; 10 yıllık periyotta sırasıyla %47,3 ve %46,5 seviyelerine geriliyor.

Bu durum, özellikle zaman ilerledikçe müşteri bağlılığının ve ürünle ilişki süresinin zayıflayabildiğini gösteriyor.

Ürün bazında farklılaşma daha net

Veriler ürün bazında incelendiğinde ise tablo daha ayrışmış bir görünüme kavuşuyor.

Süreklilik potansiyeli yüksek ürünler arasında sağlık sigortasında aktiflik oranı %48,8, yangın sigortasında %45,8 ve ihtiyari mali mesuliyet (İMM) branşında %36,6 seviyesinde bulunuyor. Bu ürünlerde, müşteri ilişkisini canlı tutma ve devam ettirme konusunda belirli bir zorluk olduğu görülüyor.

Buna karşılık trafik sigortası %70,1 ve kasko %61,9 oranlarıyla daha güçlü bir tablo çiziyor. Bu iki ürün grubu, düzenli yenileme yapısı ve zorunluluk/araç sahipliği gibi dinamikler sayesinde daha yüksek bir aktif müşteri tabanı oluşturuyor.

Bu ayrışma, ürünlerin doğasıyla doğrudan ilişkili bir tabloyu da ortaya koyuyor: Bazı ürünlerde sistemsel zorunluluk ve düzenli yenileme davranışı aktifliği artırırken, bazı ürünlerde ise karar tamamen ihtiyaç ve farkındalık düzeyine bağlı kalıyor.

Büyümenin yeni ekseni: yalnızca kazanmak değil, tutmak

Tüm bu veriler bir araya getirildiğinde sigorta sektörü açısından önemli bir yön değişimi ihtiyacı kendini gösteriyor. Artık mesele yalnızca yeni müşteri kazanmak değil; mevcut müşteriyi sistemde tutabilmek, yeniden temas kurabilmek ve ürünler arasında derinleşmeyi sağlayabilmek.

Sektörün erişim kapasitesi güçlü. Ancak bu erişimin kalıcı ilişkiye dönüşme oranı, büyümenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici hale geliyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sigorta şirketleri için sadece “kaç kişiye ulaşıldığı” değil, “kaç kişiyle ilişki sürdürüldüğü” sorusu daha kritik bir başlık olarak öne çıkacak gibi görünüyor.

Aktiflik oranı neyi anlatıyor?

TSB’nin özellikle altını çizdiği bir diğer önemli nokta ise aktiflik oranının nasıl okunması gerektiği. Bu oran, bir yenileme ya da kayıp oranı olarak değerlendirilmemeli. Aksine, yürürlükteki tekil sigortalılar ile geçmişte sistemle temas etmiş ancak bugün aktif olmayan geniş kitleyi birlikte analiz etmeye imkan veren analitik bir gösterge olarak görülmeli.

Bu yönüyle aktiflik oranı, sektörün yalnızca bugünkü durumunu değil, geçmiş temasların ne kadarının kalıcı ilişkiye dönüştüğünü anlamak için de önemli bir bakış açısı sunuyor.

Tüm yazılarını göster