Tren kaçtı, gemi batıyor…

D. Ferhat DEMİR İNOVASYON DELİSİ

Yıl 2015.

(Genelde böyle başlar hikayeler)

Amerika’dan döneli 3 yıl olmuş. Ülkeyi dönüştürmeye dair hayallerimizi taşıyan gemiler çoktan su almaya başlamış.

Türkiye’nin büyük kurumlarının üst düzey yöneticilerine inovasyon dediğimizde “biz zaten Ar-Ge yapıyoruz” cümleleri uçuşuyor.

+ İnovasyon uzmanınız var mı?

- O işlere bizim Hasan bakıyor?

Hasan; Pazarlama Müdürü.

Toplantıların genelde ambivalans gülümsemelerle bittiği, inovasyonun bazıları için Ar-Ge, bazıları için satış/pazarlama olduğu yıllar.

Kamu kurumlarında üst düzey bürokratlara ekonominin büyümesi için inovasyonu teşvik etmelisiniz dediğimizde, ‘biz zaten şirket kurma hibesi ayrıca Ar-Ge merkezi desteği veriyoruz söylemleri’ ile gemiden artık kaçışların başladığı alabora günleri.

İnovasyon süreçleriniz, süreç haritalarınız var mı şeklinde sorduğumuzda, öneri sistemlerini anlatan çok yüce yönetici arkadaşlarım güverteden çoktan atladı.

Stratejinize göre inovasyonu geliştirmeliyiz, ikisi hizalı olmalı dediğimizde “Ferhatcım strateji öldü, artık yeni şeyler konuşmak lazım” gibi derin cümleler kuran çok etkili muhteremler, bugün inovasyon ikonu oldu, üstüne birde ‘inovasyon stratejisti’ unvanını yapıştırdılar (bundan sonra bu ‘title’ı daha çok duyacağınızdan emin olabilirsiniz).

Benim Türkiye’de bir kariyer hedefim yok. Kariyerden beklentimiz her neyse ona Avrupa akademilerinde devam ediyorum.

Benim derdim: bu ülkenin gelişmesi, ilerlemesi. O yüzden inovasyon.

Demem odur ki uzaklarda büyük fikirler aramaya gerek yok. Eğer hepimizin derdi vatan olursa, bu yurdun öz çocukları ülkeyi de kurumlarını da ayağa kaldırır.

10 yıl önce inovasyon dediğimizde gülümseyenler, bugün “inovasyon felsefesi” dediğimizde burun kıvırıyor.

Siz daha Ar-Ge’den inovasyona geçerken birileri inovasyonun felsefesini tartışarak ona takla attırmalı ki tren kaçmasın ve uyduruk bir gemi yerine hepimizi taşıyan o gerçek gemi limana varsın…

Deniz fenerlerini karartırsak hepimiz batarız…

Tüm yazılarını göster