Merkez Bankası faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Haftalık
repo ihale faizi yüzde 37’de, gecelik borç verme faizi yüzde 40’ta,
gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu.
Ağırlıklı beklenti zaten Merkez Bankası’nın faizde bir
değişikliğe gitmeyeceği yönünde oluşuyordu.
Merkez Bankası bir önceki PPK toplantısında da faizleri
değiştirmemişti.
Faiz görünürde bu düzeylerde ama savaşın
başlamasıyla birlikte uygulama değişti. Merkez Bankası savaş başlar
başlamaz faizleri kağıt üstünde değiştirmedi ancak uygulamada
fiilen değişikliğe gitti.
Bu değişiklikle yüzde 37’lik haftalık repo faizi kağıt üzerinde
kaldı. Piyasa mart ayı başından beri yüzde 40’lık gecelik kanaldan
fonlanıyor. Belli ki bu uygulama bir süre daha devam edecek.
Yüzde 37 marjı elde tutuldu
Merkez Bankası’nın 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu
toplantısında çok daha muhtemel olan bir değişiklik vardı ama o
değişiklik tercih edilmedi. Yüzde 37 olan haftalık faiz yüzde 40’a
çıkarılabilir ama fiili faizi artırmamak için fonlama gecelikten
haftalığa alınabilirdi. Böylece fiili faiz değiştirilmemiş olurdu.
Gecelik faiz de yüzde 43’e çıkarılır ve işlerin daha kötü gitmesi
gibi bir durumda yeni bir faiz kararı almaksızın yeniden gecelik
fonlamaya geçilmek suretiyle faiz yüzde 43’e çıkarılabilirdi. Bu
nisanda gündeme gelebilecek bir düzenlemeydi ama tercih edilmedi.
Fiili faizin yüzde 40’ın üstüne çıkarılması da zaten gerekmedi.
Bir öncekine göre bu toplantıda Merkez Bankası’nın eli çok daha
rahattı. Bir kere ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları
savaş tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de adeta kanıksandı, moda
ifadeyle sönümlendi, savaş piyasalar üzerinde yaptığı etkiyi
kaybetti.
Dolayısıyla önümüzdeki dönem için Merkez Bankası’nın faizi daha
da yukarı çekmesini gerektirecek neden kalmadı. En azından şimdiki
koşullar ve görüntü öyle.
Ayrıca Merkez Bankası haftalık faizi yüzde 40’a, geceliği yüzde
43’e çıkarmış olsaydı ve çok olumlu gelişmeler yaşanıp faizi aşağı
çekmek gerekseydi 40’ta bir taban oluşmuş olacaktı. Oysa şimdi
Merkez Bankası’nın elinde faizi herhangi bir düzenleme yapmadan,
yani bir PPK kararı olmadan yüzde 37’ye çekme olanağı var, Merkez
Bankası o hareket alanına sahip.
PPK’nın bir sonraki toplantısı 23 Temmuz’da. Bu tarihe kadar
savaşın gerçekten sona ermesi, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın geride kalması
gibi durum karşısında faiz indirimine gidilebilir. Merkez Bankası
bir karar alır ve çok basit olarak “Fonlama bundan sonra
haftalık repo ihaleleri yoluyla yapılacaktır” diyebilir.
Bu da fiili faizin otomatik olarak yüzde 40’tan yüzde 37’ye
çekilmesi anlamına gelir.
Bu kararı almak kolay değil
Bu, Merkez Bankası’nın elinde bulundurduğu bir olanak. Ancak bu
yönde bir karar alınması olasılığı pek güçlü görünmüyor.
Enflasyonun yıllık bazda yüzde 32,61’e çıktığı (çıktığı diyorum
çünkü yıllık enflasyon son iki aydır yükselme eğiliminde, mart
ayını hariç tutarsak dört aydır yükselme eğiliminde), bir dönemde
faizi indirmek herhalde hiç de doğru bir adım olmaz.
Ülke siyaseten müthiş bir kaos yaşıyorken faiz indirimine gitmek
binilen dalın kesilmesinden başka bir anlam taşımaz.
Dolayısıyla haftalık repo ihale faizi kağıt üstünde yüzde 37’de
kalmaya ve fiili olarak gecelik fonlama kanalının faizi olan yüzde
40 uygulanmaya daha uzun süre devam edilecek gibi görünüyor.
Bir sonraki PPK toplantısının yapılacağı 23 Temmuz’a kadar işler
daha da sarpa sararsa o zaman Merkez Bankası’nın ne yapacağı belli.
Bir ara toplantı ve faiz oranlarını artırmaktan başka çare
kalmaz.
Açıklamada söylenenler…
Para Politikası Kurulu açıklamasında öyle çok kayda değer ve ön
plana çıkan bir ifade yok. Enflasyonda yılın ilk aylarındaki
yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisanda ana eğilimin
arttığı, ancak mayısta bir miktar gerileme görüldüğü belirtiliyor.
Jeopolitik gelişmelerden kaynaklanmak üzere enerji fiyatlarındaki
oynaklığın ve yüksek seyrin sürdüğüne işaret edilen açıklamada daha
sonra şöyle deniliyor:
“İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya
devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin
sürdüğüne işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet
kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon
görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.”
Açıklamada, “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı
bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu
sıkılaştırılacaktır” vurgusuna yine yer veriliyor.