Lübnan’ın çaresizliği: Bir toplumun hayatta kalma sınavı

Lübnan'da nüfusun yarısından fazlası artık yardımsız yaşayamıyor; ekonomik çöküş ve çatışmaların ortasında kalan halk, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Lübnan’ın çaresizliği: Bir toplumun hayatta kalma sınavı

Lübnan’ın içinde bulunduğu durumu sadece bir ekonomik kriz veya siyasi bir kördüğüm olarak tanımlamak, bugün gelinen noktadaki trajediyi anlatmaya yetmiyor. Ülke, bir toplumun tüm hücreleriyle hayatta kalma mücadelesi verdiği, nüfusun yarısından fazlasının bir lokma ekmek veya bir kutu ilaç için dışarıdan gelecek yardımlara el açtığı bir açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda. Sokaklarda hissedilen o eski Beyrut ruhunun yerini, belirsizliğin getirdiği ağır bir keder almış durumda. Bu tablo, sadece bir raporun verisi değil; parçalanan ailelerin ve boş kalan sofraların en acı özeti.

Yardımın ulaşamadığı coğrafyalar ve derinleşen yoksulluk

Bölgesel bazda bakıldığında, yardım çığlığının en yüksek çıktığı yerlerin başında ülkenin güney kesimleri ve Bekaa Vadisi geliyor. Güneydeki sınır köyleri, süregelen çatışmaların gölgesinde sadece evlerini değil, geçim kaynakları olan tarlalarını ve tüm düzenlerini kaybetmiş durumda. Bu bölgelerden Beyrut’a sığınan binlerce aile, halihazırda çökmüş olan altyapı üzerinde taşınamaz bir yük oluşturuyor. Kuzeydeki Trablusşam gibi şehirlerde ise yoksulluk artık yönetilemez bir boyuta ulaştı; buradaki insanlar için Euro bazlı dış yardımlar, hayatta kalmak ile açlık arasındaki o son ince çizgiyi temsil ediyor.

Eğitimden kopan çocuklar: Gelecek belirsizliğe teslim

Krizin en üzücü ve ciddi tarafı ise çocukların çalınan geleceğinde saklı. Savaşın ve ekonomik çöküşün ortasında kalan Lübnanlı ve mülteci çocuklar için okul sıraları artık ulaşılamaz bir lükse dönüştü. Birçok okul, evsiz kalan ailelerin sığındığı barınma merkezlerine çevrildiği için eğitim tamamen durma noktasında. Kitap kalem tutması gereken ellerin, aile bütçesine birkaç kuruş eklemek için sokaklarda çalışmak zorunda kalması, Lübnan’ın geleceğine vurulan en ağır darbedir. Bugün eğitimden kopan bu binlerce çocuk, ülkenin yarınlarını inşa edecek kadroların da yok olması gibi ciddi bir risk doğuruyor.

Özetle Lübnan, sadece kendi imkanlarıyla ayağa kalkamayacak kadar derin bir uçurumun kenarında duruyor. Uluslararası toplumun vaat ettiği Euro bazlı desteklerin bir an önce, doğrudan bu muhtaç kitlelere ulaşması hayati bir zorunluluk taşıyor. Ancak bu yardımlar bile sadece geçici bir çözüm sunabiliyor; asıl ihtiyaç duyulan şey silahların susması ve sosyal devletin yeniden nefes almasıdır. Aksi takdirde, her geçen gün biraz daha ağırlaşan bu insani felaket, bir ülkenin tüm geleceğini karanlığa sürükleyecek.