Tayvan’ın 24,8 milyar dolarlık savunma hamlesi: Bölgesel dengeler yeniden mi kuruluyor?
Tayvan Meclisi, ABD'den alınacak yeni nesil silah sistemleri için devasa bir ek bütçeye onay verdi; Pasifik’te sular ısınırken akıllarda tek bir soru var: Bu bütçe bir çatışmayı önlemeye yetecek mi?
Çin ile olan egemenlik ihtilafının gölgesinde hayatta kalma mücadelesi veren Tayvan’da siyasetin gündemi bu kez savunma bütçesi ile sarsıldı. Haftalardır süren sert tartışmaların ardından Tayvan Meclisi, ABD’den yapılacak silah alımlarında kullanılmak üzere 24,8 milyar dolarlık dev bir ek bütçeye yeşil ışık yaktı. Başlangıçta hükümetin talep ettiği rakam çok daha yüksek olsa da muhalefetin müdahalesiyle şekillenen bu paket, adanın savunma stratejisinde asimetrik savaş döneminin resmen başladığının ilanı niteliğinde.
2026-2033 hattı: Silahlanma yarışında yeni perde
Onaylanan bu bütçe, sadece bir kağıt üzerindeki rakamdan ibaret değil; Tayvan’ın önümüzdeki sekiz yılını kapsayan kapsamlı bir savunma kalkanının finansman kaynağı. İlk etapta 9,5 milyar dolarlık kısmın harcanacağı bu devasa kaynakla, ABD’nin geçtiğimiz aylarda onayladığı rekor silah paketindeki HIMARS füze sistemleri ve kundağı motorlu obüslerin ödemeleri yapılacak. İkinci aşamada ise odak noktası kıyı savunma füzeleri ve insansız hava araçları olacak. Pekin’in her geçen gün artan askeri baskısına karşı Tayvan, asimetrik savunma kapasitesini artırarak olası bir kuşatmaya karşı dirençli kalmayı hedefliyor.
Bölgesel gerilimde geri sayım: Pekin ve Washington hattı
Bu devasa bütçe onayı, Washington ile Pekin arasındaki fay hatlarını da derinden sarsıyor. Tayvan yönetimi bu harcamayla savunma bütçesini GSYH’nin %3’ünün üzerine taşırken, Pekin cephesinden gelen ‘ateşle oynamak’ uyarıları bölgedeki tansiyonun hiç olmadığı kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Satranç tahtasında hamlelerin sertleştiği bu dönemde, EURO bazlı küresel piyasalar da bölgedeki askeri trafiğin ekonomik yansımalarını endişeyle takip ediyor. Tayvan’ın bu tahkimatı bir güvenlik garantisi mi sağlayacak, yoksa bölgesel silahlanma yarışını geri dönülemez bir noktaya mı taşıyacak, bunu önümüzdeki günler gösterecek.
