İş dünyası temsilcileri büyüme verilerini değerlendirdi

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye ekonomisinin 2025'i yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamasının, küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen önemli bir başarı olduğunu bildirdi. Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Seyit Ardıç, küresel belirsizliklere rağmen sağlanan yüzde 3.6’lık büyümenin, ekonominin küresel belirsizliklere rağmen dirençli kaldığını göstermesi açısından olumlu olduğunu söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
İş dünyası temsilcileri büyüme verilerini değerlendirdi

ANKARA(EKONOMİ)

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim-Aralık 2025 dönemini kapsayan gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye ekonomisi 2025 yılının tamamında yüzde 3,6 büyürken; 2025'in son çeyreğinde yüzde 3,4 büyüme gerçekleştirdi. İş dünyası temsilcileri büyüme verilerini değerlendirdi.

ASO Başkanı Seyit Ardıç: Sanayinin manşet büyümenin altında kalması sürdürülebilirlikte önemli bir işaret

Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Seyit Ardıç, küresel belirsizliklere rağmen sağlanan yüzde 3.6’lık büyümenin, ekonominin küresel belirsizliklere rağmen dirençli kaldığını göstermesi açısından olumlu olduğunu söyledi.

Yaptığı yazılı açıklamada asıl üzerinde durulması gereken konunun, büyümenin niteliği olduğunu vurgulayan Ardıç,

“2025 yılının genelinde büyüme verileri sektörler arasında belirgin bir ayrışmaya işaret etmektedir. Talep tarafındaki canlılık sürerken, arz tarafındaki zayıflama sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya koymaktadır” dedi.

Sanayi büyümesinin yüzde 2,9 ile son dört yılın en güçlü performansını kaydetmesinin kıymetli olduğunu söyleyen Ardıç, “Ancak manşet büyümenin gerisinde kalması, ekonomik büyümenin kalitesi ve sürdürülebilirliği açısından üzerinde durulması gereken önemli bir işarettir” diye konuştu.

Yatırımlardaki artışın dikkat çekici olduğunu anlatan Seyit Ardıç,

“2025 yılında sabit sermaye yatırımları ortalama %7, makine-teçhizat yatırımları ise %5 oranında artmıştır. Ancak bu artışın üretim kapasitesini genişlettiğini, verimliliği ve rekabet gücünü desteklediğini söylemek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Yatırımlardaki hızlanma, sanayi kaynaklı kapasite genişlemesinden daha çok inşaat sektöründeki yüzde 10,8’lik büyümeden kaynaklanmaktadır” diye konuştu.

Ardıç, sürdürülebilir büyüme ve kalıcı refah artışının temel dayanağının üretim, istihdam, ihracat ve verimliliği önceleyen sanayi yatırımları olduğunu belirtti.

Tarımın 4 çeyrektir küçülmesinin arz yönlü kırılganlık ve gıda enflasyonu açısından da ciddi bir risk alanı oluşturduğunu ifade eden Ardıç, tarımdaki daralmayı dengeleyecek seçici politikaların kararlılıkla uygulanması zorunluluğu bulunduğuna işaret etti.

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran: Küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen önemli bir başarı

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan, 2025'e ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Küresel ekonomide belirsizliklerin, sıkı para politikalarının ve jeopolitik risklerin devam ettiği bir dönemde, Türkiye ekonomisinin 2025'i yüzde 3,6 büyümeyle tamamlamasının, küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen önemli bir başarı olduğunu belirten Baran, şöyle devam etti:

"Dünya ekonomisinde enflasyonla mücadele politikalarının sürdüğü, finansmana erişimin zorlaştığı, ticarette korumacı eğilimlerin arttığı bir konjonktürdeyiz. Yakın coğrafyamızda süren savaş ve çatışmalar, enerji maliyetleri, yeşil dönüşüm yatırımları ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanma süreci iş dünyamız üzerinde ciddi baskılar oluşturuyor. Böyle bir ortamda, 2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile tamamlamamız son derece kıymetli. Bu tablo, özel sektörümüzün dinamizmini ve ekonomimizin sağlam temeller üzerinde ilerlediğini gösteriyor. Yüzde 3,6'lık büyüme, Türkiye ekonomisinin direncini, reel sektörümüzün üretim gücünü ve ülkemizin potansiyelini bir kez daha ortaya koydu."

"Sınırlı büyüyen sektörler incelenmeli ve tedbirler alınmalı"

Baran, inşaat, bilgi-iletişim, ticaret, konaklama gibi alanların, ekonomiye katkısının sürdüğünü kaydetti.

Sanayi, gayrimenkul faaliyetleri, insan sağlığı sektörlerindeki sınırlı büyümenin incelenmesi ve bu alanlarda daralmayı önleyici tedbirler alınması gerektiğine değinen Baran, yüzde 8,8 oranında gerileyen tarım sektörünün de mercek altına alınması ve iklim değişikliği gibi tüm etkilere rağmen, sektörü büyütecek tedbirlerin gündeme taşınmasının elzem olduğuna dikkati çekti.

Geçen yılın tamamında elde edilen yüzde 3,6’lık büyümenin ve 18 bin 40 dolarlık kişi başına milli gelirin, Orta Vadeli Program hedefleriyle uyumlu bir performansa işaret ettiğini aktaran Baran, ekonomik istikrarın güçlenmesi ve reform adımlarının kararlılıkla sürdürülmesinin, Türkiye'nin gelecek dönemde daha yüksek ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına ulaşmasını destekleyeceğini belirtti.

"Ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz"

Baran, sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için finansman imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ekonomimizin omurgası, üretimin, istihdamın ve ihracatın ana taşıyıcısı olan KOBİ'lerimizin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, yatırım iştahının desteklenmesi ve verimlilik artışına yönelik adımların hızlandırılması büyümenin devamlılığı açısından büyük önem taşıyor. Enflasyonla mücadele sürecinde başarı adımlar atılmasıyla finansman şartlarının daha elverişli hale gelmesi, büyümenin daha güçlü ve dengeli bir zemine oturmasını sağlayacaktır. İş dünyası olarak üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz."

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak: Ekonomimizin yaşanan zorluklara rağmen dinamizmini gösterdi

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı büyüme rakamlarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, küresel ekonomide başta tarife savaşları olmak üzere belirsizliklerin öne çıktığı ve öngörülebilirliğin giderek azaldığı 2025'te, Türkiye'nin tüm yaşananlara rağmen yüzde 3,6 ile küresel büyüme oranının üzerinde bir büyüme gösterdiğini kaydetti.

Olpak, "Bu, ekonomimizin yaşanan zorluklara rağmen dinamizmini gösterirken, aynı zamanda olası uluslararası ve bölgesel şoklara karşı direncinin de bir göstergesi." ifadesini kullandı.

Büyümenin detaylarına değinen Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sektörel bazda tarımdaki mevsimsel etkilere bağlı daralma dışında tüm sektörler pozitif katkı vermiş, inşaat yüzde 10,8 ile büyürken sanayi de yüzde 2,9 büyümüş. Harcama tarafında ise tüketim harcamaları yüzde 4,1 büyürken, yatırımların yüzde 7 ile yüksek büyüme göstermesi oldukça önemli. Mal ve hizmet ihracatının yüzde 0,3 daralması ise uluslararası konjonktürle birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir nokta.

Dünya ekonomisinde yaşanan sorunların küresel ticarete yansımaları ortadayken, maalesef hafta sonu, yaşanan ve yaşanması mümkün ve telafisi mümkün olmayan can kayıplarına ve ciddi hasara yol açan ve açacak olan, küresel ticarette de enerjiden lojistiğe kadar önemli bir merkez olan yakın coğrafyamızda başlayan sıcak savaşla, 2026'nın belirsizliklerin ve sorunların artacağı zor bir sene olacağını düşünüyoruz."

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz: Yüzde 3,6'lık artış ekonomimizin de dayanıklılığını gösteriyor

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da çatışma ve savaş ortamında tarımın öneminin bir kat daha arttığını belirterek, geçen yıl yaşanan don olaylarının da etkisiyle daralan tarımsal üretimin artırılması için üretim maliyetlerini kontrol altında tutan, arz güvenliğini güçlendiren ve yerli üretimi destekleyen politikaların güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti.

Kopuz, dünyada jeopolitik risklerin arttığı, enerji fiyatlarının dalgalandığı, ticaret hatlarının tartışıldığı bir süreçten geçildiğine dikkati çekerek, "Böyle bir ortamda büyümeyi sürdürebilmek kolay değil. Bu nedenle yüzde 3,6'lık artış ekonomimizin de dayanıklılığını gösteriyor. Elbette daha yüksek büyüme oranlarını hedefliyoruz ancak önemli olan dengeli, sürdürülebilir ve üretim temelli bir büyüme patikasında ilerlemektir. Türkiye'nin sanayisi, ihracatçısı, çiftçisi ve girişimcisi üretmeye devam ettiği sürece, küresel dalgalanmalara rağmen yoluna devam edecek güce sahiptir." ifadelerini kullandı.

Son günlerde Orta Doğu'da yaşanan sıcak çatışmalara da vurgu yapan Kopuz, son 48 saatte Türkiye'nin çevresinde 15 ülkenin ya da askeri unsurun hedef alındığına işaret etti.

Kopuz, savaş ortamının sadece savunma sanayini değil, tarım ve gıdanın da önemini hatırlattığının altını çizerek, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin savunma sanayisi giderek güçleniyor. Türk tarımı da Avrupa liginin ilk sırasında, dünyada ise yedinci durumda ancak son açıklanan büyüme rakamlarına göre tarım sektöründeki yüzde 8,8'lik daralmayı göz ardı edemeyiz. Bu daralmanın temel nedeni elbette iklim değişikliği ve geçen yıl yaşanan don olaylarıdır. Yani bu yıl yaşanan daralmanın nedeni üretim isteksizliği değil, doğal koşullardır. Tarım doğası gereği iklime bağlıdır. Bir yıl düşüş yaşanır, sonraki yıl toparlanma olabilir. Bu nedenle önemli olan uzun vadeli tarımsal stratejidir. Üretim altyapımızı güçlü tutarsak ve üreticimizi desteklersek, bu geçici etkilerin kalıcı hale gelmesini engelleyebiliriz. Unutulmamalı ki tarım sadece ekonomik bir faaliyet değildir, gıda güvenliğimizin ve fiyat istikrarının temelidir. Böyle günlerde de gıdanın önemi bir kat daha artar."

 "Hem enerji arz güvenliği hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği daha da stratejik hale geldi"

İSTİB Başkanı Kopuz, tarım altyapısını güçlendirmek için iyi niyetle yapılan çalışmaları desteklediklerini belirtti.

Kopuz, üreticiyi güçlü tutmak zorunda olduklarına dikkati çekerek, "Bu nedenle KGF kefaletiyle uygulanan Tarım Kefalet Destek Programı gibi finansman mekanizmalarının devreye alınmış olmasını son derece önemli buluyoruz. Daha fazla finansal kuruluşun katılımıyla bu tür geniş kapsamlı finansman modellerinin geliştirilmesini, ihtiyacı olan her çiftçi için devreye alınması gerektiğini düşünüyoruz." açıklamasında bulundu.

ABD'nin ve İsrail'in İran'a saldırısının ardından ortaya çıkan Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin küresel piyasalarda belirsizlik oluşturabileceğine vurgu yapan Kopuz, enerji fiyatlarında yaşanabilecek dalgalanmaların üretim maliyetlerini artırabileceğini kaydetti.

Kopuz, "Bu nedenle hem enerji arz güvenliği hem de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği daha da stratejik hale gelmiştir. Önümüzdeki dönemde büyümenin sağlıklı ve dengeli şekilde devam edebilmesi için üretim maliyetlerini kontrol altında tutan, arz güvenliğini güçlendiren ve yerli üretimi destekleyen politikalar kritik önemdedir." ifadelerini kullandı.