Cam endüstrisi sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yatırıma odaklandı

Başta Avrupa olmak üzere ihracatta büyüyen cam sektörü, kapasite artışının yanı sıra sürdürülebilirlik yatırımlarına hız verdi. Kurulu kapasite olarak dünyanın en önemli endüstrilerinden birine sahip Türkiye, ihracatta 2021 yılı ile birlikte 1 milyar dolar sınırını aştı. Sektörün gündeminde pazar çeşitliliği ve yeni nesil teknolojilerine yönelik yatırımlar var.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Cam endüstrisi sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara yatırıma odaklandı

 

AHMET USMAN / İZMİR

Cam, artık dünya ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri haline gelmiş bulunan sürdürülebilirlik kavramını tam anlamıyla karşılayan bir malzeme olarak her yıl biraz daha öne çıkıyor. Yüzde 100 oranında ve kalitesi hiç düşmeden sonsuza dek dönüştürülebilir olması onu diğer hammaddelerden apayrı bir noktaya koyuyor. Kullanım çeşitliliği, fonksiyonelliği, estetik yanı derken hayatın her alanında karşımıza çıkıyor. Türkiye’ye özel bir pozitif yanı da neredeyse tamamen yerli kaynaklardan üretiliyor olması. Tüm bu özellikler camın ülke ekonomisi için önemini açık şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın en eski sektörlerinden biri olan camın Türkiye’deki geçmişi de 100 yıla merdiven dayamış bulunuyor. Camın tarihi dikkate alındığında nispeten genç sayılsa da Türk cam sektörü bugün yıllık 4 milyon tonun üzerindeki üretim ve işleme kapasitesiyle dünyanın en önemli cam üslerinden biri konumunda.

Son birkaç yıldır durgun bir seyir izlese de son 5-6 yılda ihracatını yüzde 50’nin üzerinde artıran sektör artık üretim ve pazarlamanın çok ötesinde bir vizyonla hareket ediyor. Bu kapsamda inovasyon, Ar-Ge, Ür-Ge, çevre, sürdürülebilirlik, dijitalleşme gibi kavramları gündemine alan cam üreticileri, pazar yelpazelerini hem lokasyon hem de katma değerli ihracat açısından geliştirme hedefiyle çalışıyorlar. Küresel cam pazarı 2024'te 290,1 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Bu rakamın 10 yıl içinde %7,5 yıllık bileşik büyüme oranı le 480,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği, sektörün büyümede en önemli itici güçleri arasında yer alıyor. Dünyada cam üretiminin %47'sini düz cam, % 46'sını cam ambalaj, % 4'ünü cam ev eşyası ve % 3'ünü cam elyaf ürünleri oluşturuyor. Geçen yıl özellikli camlar küresel cam pazar değerinin yüzde 43.7’sini oluşturdu. Cam ürünleri arasında en hızlı büyüyenlerden biri olan ve 2024’teki büyüklüğü 17.3 milyar dolara yükselen küresel solar cam pazarının 2033’e kadar yüzde % 17,39 yıllık bileşik büyüme oranıyla 78,5 milyar dolar değerine ulaşması bekleniyor.

İhracat yerinde sayıyor ama sektör yatırıma ara vermiyor

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerine göre istikrarlı bir büyüme ile 2022’de 1 milyar 296 milyon dolara kadar yükselen Türkiye cam ve cam mamulleri ihracatı o tarihten itibaren gerileme sürecine girdi. 2023’te 1 milyar 248 bin dolar olan ihracat, geçen yıl 1 milyar 53 milyon dolara düştü. Bu yılın ilk 3 ayında ise sektörün ihracatı yüzde 1.4 gerilemeyle 262 milyon 886 bin dolar oldu. TÜİK verilerine göre de geçen yıl 1 milyar 188 milyon dolar olan ilk 9 aylık ihracat, bu yıl 1.7’lik gerilemeyle 1 milyar 169 milyon dolara düştü. İhracatın yerinde saymasının en önemli nedenlerinin başında Avrupa pazarında yaşanan durgunluk geliyor. Yaklaşık 175 ülkeye ihracat yapan Türkiye cam sektörü, bu dönemde durup durgunluğun geçmesini beklemedi. Hem yeni üretim ve pazar trendlerine uyum için yatırımlarını hızlandırdı, hem de alternatif pazar arayışlarına yoğunlaştı.

Sektörün kapasitesi hızlı büyümeye uygun

Sektör oyuncuları da Şişecam liderliğinde tüm bu gelişmelere göre kendilerini hizalıyorlar. Bu kapsamda büyük oyuncuların neredeyse tamamı Ar-Ge, inovasyon çevreye duyarlı üretim süreçlerine ve ilgili ürünlerin üretimine odaklandı. Bu yatırımlar sayesinde enerji tasarrufu sağlayan kaplamalı camlar ve güneş panelleri için enerji camları gibi yenilikçi ürünlerin üretimi arttı. Türk firmaları hafifletilmiş şişe ve özel tasarımlı cam ev eşyası ürünleriyle fark yarattı. Son 2 yıldır Avrupa pazarındaki durgunluğun etkilerini yoğun şekilde hisseden sektör temsilcileri yurt dışı pazarlarını çeşitlendirmek için ABD, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına odaklandı. Başta fuarlar olmak üzere bu bölgelerdeki pazarlama ve tanıtım faaliyetlerine ağırlık veren sektör temsilcileri yavaş yavaş da olsa bunların meyvelerini toplamaya başladılar. Bu çalışmalarda sektörün en büyük gücü yeterli kapasiteye, deneyime, ürün çeşitliliğine ve hizmet seviyesine sahip olmasıydı.

“İç pazarda haksız rekabet sorunu sürüyor”

Sektör bir yandan yurt dışında daha fazla ülkeye, daha yüksek katma değerli ürünlerle girmeye çalışırken bir yandan da iç pazarda haksız rekabet yaratan ithal ürünlerle mücadele ediyor. Özellikle Çin, Vietnam, Malezya, Mısır, İran gibi ülkelerden getirilen ve Türkiye’nin üretim maliyetlerinin bile altında fiyatlarla pazara sunulan düşük kaliteli ürünler sektörün en büyük sıkıntılarından biri olmaya devam ediyor.