Eğilmez 29 yıl sonra açıkladı: Hazine Müsteşarlığı görevinden neden istifa etti?
İktisatçı Mahfi Eğilmez, Hazine Müsteşarlığı görevinden istifa etmesinin nedenini 29 yıl sonra kaleme aldığı yazısında anlattı. Eğilmez temel nedenin "siyasi engeller nedeniyle yapılamayan yapısal reformlar" olduğunu açıkladı.
Hazine eski Müsteşarı ve iktisatçı Dr. Mahfi Eğilmez, "Kendime Yazılar" adlı bloğunda yayımladığı "2025 Yılı Değerlendirmesi" başlıklı yazısında 17 Temmuz 1997’de devraldığı ve 4 Aralık 1997’de bıraktığı görev süresince yaşadığı kırılma noktalarını anlattı.
Eğilmez, görevi devraldığı gün hükümete siyasi baskıları kabul etmeyeceği mesajını vererek "Bu koltuğa yarın bırakacakmışım gibi oturuyorum; sınırların zorlanması halinde giderim. Bu nedenle rahat görev yapacağım. Ben zaten çok fazla isteyerek değil, artık kaçamadığım için bu göreve geldim," şeklindeki duruşunun Hürriyet Gazetesi'nde "Baskı Olursa Giderim" başlığıyla haberleştirildiğini hatırlattı.
Hazineyi siyasi işlere alet etmeyeceklerini belirten Eğilmez; görev yaptığı süre içerisinde tamamen bağımsız olunamayacağını, ancak Hazineyi özerk hale getirmek için elinden geleni yapacağını söyledi. 
İşte Eğilmez'in Hazine yönetimine yaptığı ek öneriler:
- Hazine'de genellikle bir günü kurtarmanın maliyeti; en az iki günü kaybetmek olarak ortaya çıkar.
- Yabancıların açıkladığı aleyhte rapor ve yorumları sert bir şekilde cevaplamak yerine; bunlardan ders çıkarmaya ve eksiklikleri gidermeye yönelmelidirler.
- Hazineyi devraldıklarında kesinlikle "enkaz devraldıklarını" söylememelidirler.
- Hazine'nin gelenekleriyle ayakta durduğunu asla göz ardı etmemelidirler; Hazine'de gelenekler bazı hallerde kanunlardan daha önemlidir.
- Devlet hazinesinin banka hizmetlerinden farklı olduğunu, kamu parasının kullanımında risk alırken defalarca düşünmek gerektiğini unutmamalıdırlar.
- Buna karşın; risk almaksızın yanlışları düzeltmenin imkansız olduğunu da dikkate almalıdırlar.
- Hatalı emirlere karşı üstlerine direnebilmeli; gerektiğinde istifayı göze alabilmelidirler.
Hazine Müsteşarlığı görevinden niçin istifa edip ayrıldım?
Görevde bulunduğum süre içinde Hazine’nin Merkez Bankası’ndan piyasaya göre çok düşük faizle kısa vadeli avans adı altında para kullanmasını önleyecek bir protokolü Merkez Bankası Başkanıyla imzalayarak Merkez Bankası’nın daha bağımsız bir para politikası uygulamasının önünü açtık. Sonradan bu protokol yasa olarak çıkarıldı ve Hazine’nin Merkez Bankası’ndan para çekmesi yasal olarak önlendi. Hazine’nin siyasal etkilere açık hale getirilmiş olan iç ve dış borçlanması yeniden siyasetten arındırılarak teknik bir işlem haline getirildi. Hazine’nin, Merkez Bankası ve DPT gibi diğer kurumlarla işbirliği içinde yasa çıkarmaya gerek kalmaksızın yapabileceği bütün düzeltme adımlarını atmış olduk. Sıra hükümetin, yasa çıkarmak suretiyle yapması gereken düzenlemelere gelmişti. Orada işler baştan bana söz verildiği gibi yürümedi. Hükümet bu adımları atmaya yanaşmadı. Bir koalisyon hükümeti olduğu için gücü de yetmedi.
"Yapısal reform ve enflasyonla mücadele raporunun kabul görmemesi nedeniyle istifa ettim"
Hükümete önerdiğim yapısal reformların ve enflasyonla mücadele için hazırladığım EMPTÜRK 1998 – 2000 başlıklı raporun hükümetçe kabul görmemesi üzerine 4 Aralık 1997 günü Hazine Müsteşarlığı görevinden istifa ederek ayrıldım.
Önerdiğim ve kabul görmeyen yapısal reformlardan bazıları şunlardı:
- Teşviklerin bölgesel ve sektörel olmaktan çıkarılıp dünya ile rekabet edebilecek, dünya çapında bir markaya dönüşebilecek ürünlere yöneltilmesi. Servet beyanı uygulamasının geri getirilmesi ve bu yolla kayıt dışılığın önlenmesi. Bütçe açığından daha fazla borçlanılmamasını sağlayacak mali kuralın yasal koşul haline getirilmesi (dönemin Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in desteğiyle 1998 bütçesine madde olarak kondu ancak yıl ortasında değiştirildi). Bütçe dışı fonların kapatılarak Hazineye devredilmesi.
Bugün bunlara hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının sağlanması, güçler ayrımına dayalı demokrasinin kabulü, liyakat esasına dönülmesi, eğitimin kalitesinin artırılması gibi sosyal ve siyasal konular da eklendiğine göre durum o günden bugüne iyiye gitmemiş demektir.