Hakan Güldağ ve Ali Ağaoğlu değerlendirdi: Geç kaldık, sistem 'pıhtı' atıyor
Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, haftanın sohbetinde ekonomideki durgunluğu ve sıkılaşma politikasının üretim tarafına yansımalarını masaya yatırdı. İş dünyasının, Türkiye’nin “pahalı ülke” haline gelmesi nedeniyle birçok üründe pazar kaybı yaşamasından duyduğu rahatsızlığın arttığına vurgu yapan Güldağ, “yeni bir hikaye yazılmasında geç kalındığı” algısının güçlendiğine işaret etti.

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve Gazeteci Hakan Güldağ, bu hafta Şans Sohbetleri'nde Borsa İstanbul'un Ağustos ayındaki durağan seyrini ve teknik seviyelerini konuştu.
Güldağ: Konu çok ama şu sıra işittiğim en temel konu Türkiye pahalı bir ülke haline geldi. Vahap Munyar ile birlikte Yeşildirek'teydik. Biliyorsun, İstanbul Yeşildirek bizim en rekabetçi olduğumuz sektörlerden biri olan iç giyimin kalbi, bin kadar firmanın envai çeşit ürünüyle bir fuar gibi. TİGSAD Başkanı Eşref Geyik ile birlikte dolaştık firmaları. Hepsi aynı şeyi söyledi: "Kan kaybediyoruz. Hem içeride hem dışarıda rakiplerden en az yüzde 30 pahalıyız. Polyester ürünlerde bu yüzde 70'lere kadar çıkabiliyor. Yeni bir hikaye yazmamız şart."
Ağaoğlu: Geç kalınıyor. Gerçekten geç kalınıyor. Bir zaman problemi. Tahammül problemi aslında.
Güldağ: Evet ekonomi yönetiminin iyi şeyler yapacağına ilişkin bir genel kanı var. Ama beklenenin aksine ortalık toz duman. Kahramanmaraş'tan KASİAD yöneticileri geldi. Kasım ayı gibi bir ekonomi zirvesi düzenlemek için hazırlıklar yapıyorlar. Onlar da aynı şeyi söyledi: "Temel sorun çok pahalı olmamız." Biliyorsun çelik mutfak eşyasında ve iplikte dünya çapında önemli pazar payları var. Mutfak eşyasında Çin karşısında yüzde 30, iplikte Vietnam ve Bangladeş karşısında yüzde 30 pahalıyız" diyorlar. Tek Kuşak-Tek Yol'un da etkisiyle mesela Polonya pazarını neredeyse kaybetmişler. Pazar kaybediyorlar.
Ağaoğlu: Peki önerileri var mı?
Güldağ: Kurdaki talebi biliyorsun. Enflasyon kadar artması isteniyor. İç giyimciler, THY'nin ticaret için gelenlere indirim yapmasını istiyorlar. "Anlaşma yapalım, biz de üzerimize düşeni yaparız, THY, Türkiye'ye gelecek tüccara yüzde 20 indirim yapsın" diyorlar
Ağaoğlu: İyi niyetli talepler ama...
Güldağ: Eşref başkan anlattı; Iraklı bir müşterisi, "Malınızı beğeniyorum, ürünleriniz kaliteli ve çeşidiniz bol. Tarzınız da bana uyuyor ama kusuruma bakmayın pahalısınız" demiş. Kastettiği sadece ürün fiyatı değil. "Çin'e 1000 dolara uçuyorum. Ama Erbil'den İstanbul'a bir buçuk saatlik yolu 450 dolara geliyorum. İstanbul'a geldiğimde otel pahalı, restoranlar pahalı" diye şikayet ediyor. İç giyimciler "İran pazarını Çin'de ürettirip satan İtalyanlara kaybettik. Şimdi komşu Azerbaycan'da aynı durumla karşı karşıyayız. Çin, bizim yarı fiyatımıza mal indiriyor" diyorlar.
Ağaoğlu: İstanbul'un en iyi restoranlarından birine yolum düştü geçenlerde, "yüzde 40 düşüş var müşteri sayısında" dediler. Ağustos ayıdır, tatildir, normaldir filan deyince; "Geçen aya göre değil, geçen senenin ağustosuna göre" dediler.
Güldağ: Sanki kendi kendimizi köşeye sıkıştırdık gibi. Özellikle, Temmuz enflasyonundan sonra hem tüketim sert fren yapıyor, hem de üretim daha da yavaşlıyor.
Ağaoğlu: Tüketim iyi ki aşağıya geliyor. Talep aynen devam etse, enflasyonu durdurabilir miyiz? Tüketimin aşağıya gelmesi programın iyi çalıştığını gösteriyor. Sevinmemiz lazım. Enflasyonla mücadele programında kimsenin canı yanmayacak. Yok öyle bir dünya...
Güldağ: Yanıyor zaten. Senin deyişinle gel şunda anlaşalım; malesef uygulanan eksik politikanın eseri olarak, aileler çocuklarına kalitesiz, sağlıksız gıda yedirmek zorunda kalıyor. 300 lira verip markalı peyniri değil, merdivenaltını tercih etmek zorunda kalıyor. Kimse fakir edebiyatı demesin. Geleceğimizi ipotek altına alıyorsun. İyi besleyemezsen insanlarını yetenek havuzun da büzülüp kalır. Çok beklersin olimpiyatlarda altın madalyaları...
Ağaoğlu: Ben de şunu soruyorum; neden birilerinin canı hiç yanmıyor? Vatandaşın, KOBİ'lerin, sanayicinin büyük bölümünün canı yanarken, bedel ödemesi gereken birilerinin hiç canının yanmıyor olması hepimizin vicdanını yaralıyor.
Güldağ: Otoyollara yüzde 200'e varan zam yaptıkça çok zor.
Ağaoğlu: Elektrik, doğalgaz, köprü ve otoyollara gelen yüklü zamlarla ilgili bir tek şey söyleyeyim: Bugün dünün eseridir. Seçim nedeniyle ertelenmişti. Doğrusunu istersen o zamları yapmama şansı yoktu.
Güldağ: Senin çözümün nedir?
Ağaoğlu: Programı delik deşik etmeden finansal olarak yapılabilecek işler halen var. Mesela kur meselesinde geçen manşete taşımıştınız Ekonomi gazetesinde. DEİK Başkanı Nail Olpak'ın önerdiği, ihracatçıya primli kur. Tabii ölçerek biçerek. Enflasyon 80'lerdeyken, yüzde 10'la kredi alıp, ata, kata, yatırana değil. Onlara verirsen, eski politikalara dönmek olur, enflasyonla mücadele rafa kalkar. Bunca fedararlık da heba olur gider. Ama mesela şirket SGK borcunu ödesin, sonra devlet iade etsin. Vergisini ödesin, sonra devlet iade etsin. Dövizini satsın, sonra üzerine primini alsın. Hakikaten canı yanan KOBİ'lerin krediye ulaşımında, esneklik sağlanabilir. Çok sıkı tutulduğu için ekonomide kan dolaşımını engelliyor.
Güldağ: Ödeme sistemlerini de, iş ahlakını da bozuyor bu durum.
Ağaoğlu: Pıhtı atıyor. Sistemi tıkıyor. Bunların temizlenmesi gerekiyor. 10, 15, 20 milyon lira... Çok büyük olmayan rakamları mutlaka KOBİ bölgesine, kredi olarak vermek lazım. Bunlar yine palyatif çözümler ama nefes aldırır.
Güldağ: Fatih Özatay hocamın dediği gibi; programın raf ömrünü uzatıp sonuca ulaşmak için de lazım.
Borsayı ana hikaye yokluğu zorluyor
Güldağ: Borsa epey kan kaybetti...
Ağaoğlu: Görünen 2,70'lere kadar dolar bazında geri çekilecek bir borsamız var.
Güldağ: Peki ne zaman toparlayabilir?
Ağaoğlu: Bir ana hikayemizin olmaması işi zorlaştırıyor. Yazabileceğimiz en ana hikaye de enflasyonla mücadele konusunda ciddi bir başarı elde etmek. Yabancılar da gelmiyor, gelmeyecekler.
Güldağ: Hiç iyi haber yok mu?
Ağaoğlu: Küçücük bir iyi haber var. İran ve İsrail arasında Lübnan üzerinden de süren çatışmalar borsamızı etkiliyor. Ancak İran Dışişleri Bakanı'nın Batı'yla iyi ilişkiler kurmaya gayret edeceklerini söyledi. Hayata geçmesi tabii ki zaman alacak gibi görünüyor ama iyi haber...
Güldağ: Batı İran'la iyi İlişki kurmak istiyor mu? İşin bir de o cephesi var.
Ağaoğlu: Güzel soru. İsrail buna izin verecek mi? O da ayrı bir soru.
Güldağ: Altın ve gümüş için ne dersin?
Ağaoğlu: Altın bu hafta içinde rekor kırdı. 2550-65 ons dolar bölgesi. 2531'i gördü.
Güldağ: Şu sırada 2508 dolar civarında.
Ağaoğlu: Önemli bir zirvesinde altın. Altın-gümüş oranı da altın lehine gelişti. Şimdi altın biraz yavaşlayıp gümüşün daha hızlandığı bir dönem izleyebiliriz. Ama gümüşün kopup gitmesini de beklemiyorum. Fırsat bulduğunda 31 dolara kadar çıkma ihtimali var.
Güldağ: Petrol tarafında 80'lerin üzeri...
Ağaoğlu: 81-82 dolarla doğru gitti varil fiyatı. Malum savaş gerginliğinin etkisi. Yine Suudi Arabistan'ın ciddi bir şekilde düşen üretim ve dünya çapında düşen fiyatlar nedeniyle petrol gelirlerinde önemli düşüşler olduğu haberi var. Yükseltmek için ellerinden geleni yapacaklar ama biraz işleri zor. Brent petrolün 2023 martından bu yana gelen bir trendi var. Taban oluşturduğu bir yer var. 75 seviyeleri korunacaktır diye düşünüyorum. Özellikle Çin talebinin azalması nedeniyle.
Euro/dolar paritesinde kritik seviye
Güldağ: Parite de hareketli şu sıralar...
Ağaoğlu: Özellikle Avrupa'ya ihracat yapan şirketlerimiz için bence önemli. Jackson Hole'da Fed eylülde faiz indirimi sinyalleri verdi. Daha öncesinde zaten faiz indireceğine dair ipuçları vereceğine ilişkin bir beklenti vardı piyasada. Bu da hem Euro tarafını hem de Pound tarafını dolar aleyhine destekledi ve dolar endeksi de ciddi şekilde geriledi. Euro/ dolar paritesi 1.11-1.12 arasında geziniyor. Fakat bu demektir ki, özellikle Euro'da kritik eşiklere yaklaşıldı ve hatta bir kısmı test edildi. Tabii, 1.1220 ve hatta 1.1275'lere kadar Euro'nun belki bir hamle yapma ihtimali var. Bu ihtimali göz önüne alarak bu seviyelerden başlayarak yukarıya gittikçe ihracatçı firmalarımızın ellerinde bulunan Euro'ları ister dolara ister TL'yle değiştirmeler, 1.1275'lere gelirse de kontrat altına aldıkları Euro gelirlerinin de bir kısmını dolara dönmelerinde fayda var.

