İş Dünyası bölgesel kalkınmayı Çorum’da masaya yatırdı
Orta Karadeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (ORKASİFED) ile Çorum Ticaret ve Sanayi Odası'nın ev sahipliğinde düzenlenen Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi, "Geleceği Birlikte İnşa Ediyoruz" temasıyla gerçekleştirildi. Zirvede Samsun, Çorum, Tokat ve Amasya illerini kapsayan TR83 Bölgesi'nin ekonomik, teknolojik ve sosyal dönüşümüne yönelik hedefler ele alındı.
Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda yapılan zirveye Çorum Valisi Ali Çalgan, Belediye Başkanı Dr. H. İbrahim Aşgın, Çorum TSO Başkan Yardımcısı Abdurrahman İstanbulluoğlu, ORKASİFED Başkanı Semrin Kaleli, TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, Kamu temsilcileri, Akademi ve sivil toplum kuruluşları yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen federasyon temsilcileri ile çok sayıda iş insanı katıldı.
Gazetemiz Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz’un “Sahadan Zirveye Kalkınma Ekseni” başlıklı oturumun moteratörlüğünü yaptığı zirvenin açılış konuşmasını ORKASİFED Başkanı Semrin Kaleli, yaptı. Kaleli, gerçekleşen zirvenin salt Çorum’un değil, TR83 Bölgesinin ortak kalkınma vizyonu adına son derece kıymetli ve stratejik bir önem taşıdığını belirterek” Bu yüksek katılımın, bölgemizin yatırım, üretim, girişimcilik ve sosyal kalkınma perspektifine güçlü bir ivme kazandıracağına inanıyoruz” diye konuştu.
Çorum'un yalnızca güçlü sanayisiyle değil, binlerce yıllık tarihi ve medeniyet birikimiyle geleceğe yön veren şehir biri olduğunu belirten Kaleli, 3 bin 300 yıl önce yaşayan Hitit Kraliçesi Puduhea’nın savaşların gölgesinde barışı inşa eden önemli bir lider olduğunu söyledi. Kaleli, "Dünyanın ilk yazılı barış antlaşması olarak kabul edilen Kadeş Antlaşması'nın imzalanmasında rol oynayan Puduhepa, aynı zamanda dönemin ticaret hayatını geliştiren ve toplumsal düzeni güçlendiren bir devlet insanıydı. Barışın, kardeşliğin ve medeniyetin başkenti Çorum'dayız." diye konuştu.

Bugün yalnızca bir zirve gerçekleştirmediklerini, aynı zamanda geleceğe ilişkin ortak vizyon ortaya koyduklarını dile getiren Kaleli, tarihin her döneminde güçlü medeniyetlerin kendilerinden önce atılan sağlam temeller üzerinde yükseldiğini söyledi. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarından itibaren kalkınmanın Türkiye'nin temel hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Kaleli, Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmir İktisat Kongresi'nde ortaya koyduğu üretim ve sanayileşme vizyonunun bugün de yol gösterici olduğunu söyledi.
Türkiye'nin ilk yıllarında devlet öncülüğünde kurulan fabrikalarla sanayinin temellerinin atıldığını, sonraki süreçte özel sektörün güç kazandığını ifade eden Kaleli, 1980'li yıllarla ülkenin dışa açılarak üretim ve ihracat odaklı yeni bir döneme girdiğini anlattı. Çorum'un sanayi yolculuğunun da bu dönüşümün önemli örneklerinden olduğuna dikkat çeken Kaleli, "1962 yılında kurulan modern un fabrikası kentimizin sanayi tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. O dönemde yaşanan teknik arızalar ve dışa bağımlılık sorunları karşısında Çorumlu ustalar sorumluluk aldı. Onlar yalnızca makineleri tamir etmedi, makineleri sökerek öğrendi, öğrendiklerini geliştirerek yeniden ürettiler. 1980 sonrasında Türkiye'nin dünyaya açılmasıyla Çorum'da un fabrikaları, tuğla üretimi ve küçük ölçekli işletmelerle başlayan sanayi hareketi, zamanla güçlü bir üretim ekosistemine dönüştü. Bugün Çorum yalnızca Türkiye için değil, dünyanın birçok ülkesi için üretim yapan güçlü bir sanayi şehridir. Çorum'un elde ettiği başarı yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamaz. Başarıda dayanışma, ortak akıl, girişimcilik ve çalışma kültürü büyük rol oynadı" diye konuştu
TR83, Türkiye'nin kalkınma yolculuğunun en güçlü damarlarından biri
Çorum’un bugün sadece Türkiye'ye değil dünyaya üretim yapan bir sanayi kentine dönüştüğünü anlatan Kaleli, “ Bu öyle bir dönüşüm ki, bugün ülkemizde 81 il içinde en çok ihracat yapan ilk 10 şehirden birisiyiz. Çorum sanayi hikâyesi bir fabrikanın değil, bir ortaklık ruhunun da hikayesidir. Bu yerelden başlayıp dünyaya açılan bir başarı hikayesidir. Elbette bu sadece Çorum'un değil, bir bölgenin hikayesi. Amasya, köklü geçmişi, tarımı ve üretim kültürüyle bu toprakların hafızası. Tokat, emeğin, direncin ve üretimin Anadolu'daki yansıması. Samsun, Karadeniz'e açılan kapımız, bölgesel kalkınmamızın lokomotifidir. Ve biz ORKASİFED, bu dört ili bir araya getiren ortak bir iradenin temsilcileriyiz. Çünkü biliyoruz ki yerel kalkınma olmadan ulusal kalkınmadan söz edilemez. TR83, Türkiye'nin kalkınma yolculuğunun en güçlü damarlarından biridir ve tam da bu yüzden bugün burada sadece geçmişi anlatmak için değil, geleceği yeniden tanımlamak için bir aradayız” dedi.
Dönüşen dünyada kalkınmanın artık insanı merkeze alan, rekabeti doğru yöneten, geleceği tasarlayan bir anlayış olduğunu ifade eden Kaleli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eskiden kalkınma daha çok üretmekti, bugün kalkınma daha akıllı, daha verimli, daha sürdürülebilir üretmek. Eskiden kalkınma sadece ekonomik büyümeydi, bugün kalkınma insanın gelişimiyle, çevrenin korunmasıyla, toplumun güçlenmesiyle mümkün. Eskiden rekabet maliyetle yapılırdı, bugün rekabet bilgiyle, teknolojiyle ve işbirlikleriyle kazanılır. İşte tam da bu yüzden kalkınmayı yeniden tanımlamalıyız. Yeni tanımıyla kalkınma artık sadece büyümek değil, değer üretmektir. Sadece rekabet etmek değil, işbirliği kültürünü derinleştirerek birlikte güçlenmektir. Altını çizmek istiyorum: işbirliği kültürünü derinleştirmek. Sadece bugünü kazanmak değil, geleceği de inşa etmektir. Bu anlayış insanla başlar, rekabetle güçlenir, gelecek perspektifiyle anlam bulur ama medeniyet olmadan olmaz. Medeniyet ile anlam kazanır. Çünkü üzerinde yaşadığımız kadim topraklar bize şunu öğretti: Bir milletin gerçek gücü sadece sahip olduklarından değil, köklü medeniyet hazinesinden gelir. Gelecek nesiller bizden daha iyisini temenni etmemizi beklemiyor, daha iyisini yapmamızı bekliyor. Yani kalkınma, bir şehre umut, bir bölgeye güç, bir ülkeye yön ve geleceğe cesaret bırakabilmektir. “

Ekonomimizi geleceğe taşımak için büyük çaba sarf ediyoruz
TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez ise Anadolu'nun 81 ilinde, yerelden güçlenen bir Türkiye için, 31 federasyon, 340 dernek ve 100 bini aşkın şirketleriyle yılın 365 günü durmaksızın çalıştıklarını söyledi. Belirsizliğin normal halini aldığı bir çağda, dünya ekonomisi, jeopolitik kırılmalar, yüksek enflasyon, artan korumacılık, enerji, gıda güvenliği kaygıları ve teknolojik baskılarla şekillenirken ülkemizin de en önemli gündeminin ekonomi olduğunu belirten Sönmez, şöyle devam etti:
“Bizler iş dünyası olarak, güçlü girişimcilik reflekslerimizle, inançla ve kararlılıkla ekonomimizi geleceğe taşımak için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Hepimiz bilinen rakamlarda da sanayi sektöründeki seyri takip ediyoruz. Üretim cephesinde ne yazık ki nefes darlığı yaşadığımız da bir gerçek. Bu yolun bedelini ödeyen taraf da daralan iç talep ve finansmana erişim koşullarının zorluğuna rağmen üretmeye, istihdama ve ihracata devam eden işletmelerdir. Biz bu bedeli taşıyoruz çünkü kalıcı istikrarın değerini biliyoruz. Tam da bu nedenle bazı konuların altını çizmeyi çok önemli buluyoruz. Artık hepimiz hemfikiriz ki ucuz borçlanma günleri geride kaldı. İstikrarı yeniden büyümeye çevirecek, bizi ileriye taşıyacak olan şey verimliliktir, katma değerdir. Nitekim ilk çeyrekte ekonomiyi taşıyan sektörlerde bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 9,5 büyürken mal ve hizmet ihracatımız yüzde 12'den fazla daraldı. Büyümenin ağırlığı üretimden hizmete kayıyor. Bunlar üzerinde düşünülmesi gereken önemli işaretler. Reel sektörün, ülkenin lokomotifi olarak kalmasını istiyorsak gündemimiz dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve nitelikli insan gücü olmak zorundadır. “
Çorum modeli, tüm Türkiye'ye örnek oluştursun
TÜRKONFED olarak kuruldukları günden beri en önemli hedeflerinden birisinin bölgesel kalkınmadaki eşitsizlikleri giderecek çalışmalar olduğunu söyleyen Süleyman Sönmez, şunları söyledi:
“Bu çerçevede sanayi alanları master planını çok kıymetli buluyoruz. Sanayinin yeniden Anadolu'ya yönelişini KOBİ'lerimize ve nitelikli insan kaynağımıza dokunan bir kalkınma hikayesine çevirmek için tarihi bir fırsat olarak kabul ediyoruz. Tam da bu noktada Türkonfed olarak sık sık dile getirdiğimiz fabrika yapan TOKİ modelini hatırlatmak isterim. TOKİ dar gelirli vatandaşlara yönelik konut inşa modelini, kısıtlı sermayesi olan KOBİ'ler için nitelikli yatırım tesisi inşa etmek üzere kullanabilir. Bu da Anadolu'daki bu atılımı ve yatırımı körükleyebilir. Savunma sanayi gibi yüksek teknoloji ve katma değerli sektörlere yönelik çağrımızı da tekrar etmek isterim. Bu tip sektörlerdeki başarı yalnızca birkaç büyük ana yüklenicinin değil bütün bir tedarik ekosisteminin başarısıdır. Ve bu başarının kalıcılaşarak ülkenin ortak gücüne dönüşmesinin tek yolu KOBİ tabanına inmesidir. Umuyorum ki Çorum modeli, tüm Türkiye'ye örnek oluştursun. Bunun için de sanayi yatırımlarının Anadolu'nun üretim havzalarına, örneğin Orta Karadeniz gibi kapasitesi hazır ama potansiyeli tam kullanılmayan bölgelere yönlendirilmesi, finans kaynaklarının derinleştirilmesi ve bu modelin organize sanayi bölgelerimizde yeşil ve dijital dönüşümü mümkün kılan altyapılarla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.”