Küresel piyasalarda diplomatik bahar havası: Dr. Nuri Sevgen’den kritik analizler

Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalında yayınlanan Piyasalarda Açılışa Doğru programında değerlendirmelerde bulunan Anadolu Yatırım Genel Müdürü Dr. Nuri Sevgen, İran ve ABD hattındaki diplomatik yumuşama sinyallerinin küresel borsalarda olumlu bir hava yarattığını belirterek, özellikle tahvil faizlerindeki yükseliş ve Borsa İstanbul’daki teknik formasyonların yatırımcılar için sunduğu fırsat ve riskleri değerlendirdi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Küresel piyasalarda diplomatik bahar havası: Dr. Nuri Sevgen’den kritik analizler

Dr. Sevgen, güne ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile kapsamlı bir anlaşma yolunda ilerleme sağlandığına ve Hürmüz Boğazı'ndaki operasyonlara ara verildiğine dair açıklamalarıyla başlandığını ifade etti. Bu gelişmelerin piyasalarda ciddi bir iyimserlik yarattığını kaydeden Dr. Sevgen, Güney Kore, Japonya ve Çin borsalarındaki yükselişlerin yanı sıra Amerikan vadelilerindeki artışa dikkat çekti. Diplomatik atakların devam etmesinin piyasaları rahatlattığını söyleyen Dr. Sevgen, petrol fiyatlarındaki düşüşün de bu barışçıl beklentiyi desteklediğini belirtti. Ancak İsrail içindeki anketlerin savaşın bitmesine karşı olan yüksek oranı ve bölgedeki belirsizliklerin, bu olumlu havayı her an bozabileceği konusunda da temkinli olunması gerektiğini vurguladı.

Küresel parasal sistemde kırılma ve tahvil piyasası

Dünya piyasalarındaki en dikkat çekici gelişmenin tahvil tarafında yaşandığını belirten Dr. Sevgen, Amerika'nın 30 yıllık tahvil faizlerinin %5 seviyesini aşmasının tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade etti. Bu durumun özellikle Amerika’daki mortgage kredileri ve gayrimenkul piyasası üzerinde ciddi bir baskı yaratacağını açıklayan Dr. Sevgen, Çin'in elindeki ABD tahvillerini satarak stoklarını 700 milyar doların altına indirmesinin küresel parasal sistemde bir dönüşümün işareti olduğunu savundu. Dr. Sevgen, doların dünyadaki hakimiyetinin sorgulandığı, Rusya ve Japonya gibi ülkelerin de ABD tahvillerinden uzaklaştığı bu dönemi, pandemiyle başlayan bir kırılma noktasının daha belirgin hale gelmesi olarak tanımladı.

Borsa İstanbul’da ‘bayrak formasyonu’ ve 20.000 hedefi

Yurt içi piyasalara odaklanan Dr. Sevgen, Borsa İstanbul'un dünya borsalarıyla paralel şekilde güçlü bir duruş sergilediğini belirtti. Teknik olarak endeksin 14.200 ile 14.600 puan arasına sıkıştığını söyleyen Dr. Sevgen, burada bir ‘bayrak formasyonu’ oluştuğuna dikkat çekti. Eğer 14.600 seviyesi yukarı yönlü kırılırsa endeksin hızla 16.000 puana doğru yöneleceğini ifade eden Dr. Sevgen, Anadolu Yatırım olarak orta vadeli 20.000 puan hedeflerini koruduklarını yineledi. Gelen bilançoların, özellikle bankacılık ve sanayi sektörlerinde beklentilerin üzerinde olmasının borsadaki yukarı yönlü potansiyeli desteklediğini de sözlerine ekledi.

Değerli metallerde beklentiler ve parasal dönüşüm

Normal şartlarda faizler yükselirken altın ve gümüş gibi getiri sunmayan varlıkların düşmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Sevgen, mevcut tabloda bu kuralın işlemediğini ve metallerin yükselmeye devam ettiğini belirtti. Altında 4.650-4.700 seviyelerinin üzerine yerleşilmesi durumunda 5.000 dolar üzerinin hedeflenebileceğini söyleyen Dr. Sevgen, gümüşte ise arz kısıtı ve güneş paneli talebi nedeniyle altından daha hızlı bir yükseliş beklendiğini ifade etti. Gümüş için 75 dolar seviyesinin önemli bir alım noktası olduğunu kaydeden Dr. Sevgen, bu hareketlerin arkasında yatan temel sebebin parasal sistemdeki güven kaybı ve yapısal değişim süreci olduğunu vurguladı.

Enflasyon tahminleri ve merkez bankası’nın rotası

Türkiye’deki ekonomik makro verilere de değinen Dr. Sevgen, Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerinde bir revizyona gitmesinin kaçınılmaz olduğunu savundu. İlk dört aydaki enflasyonun yıllık hedeflere çok yaklaştığını belirten Dr. Sevgen, İran-İsrail geriliminin petrol fiyatları üzerinden yaratacağı maliyet artışlarının bu durumu tetikleyeceğini ifade etti. Dr. Sevgen, yıl sonu enflasyon tahminlerinin piyasada %30-35 bandına yükseldiğini ve Merkez Bankası’nın da hedefini %20'ler düzeyine çekme olasılığının kuvvetli olduğunu dile getirdi. Ayrıca piyasanın 2027 sonu veya 2028 başında bir seçim beklentisi içinde olduğunu, bu süreçte likiditenin artabileceği bir döneme girilebileceğini de analizlerine ekledi.