Serbest fonlarda 75 milyar liralık büyük çıkış: Mete Yüksel’den kritik yatırım uyarıları
Sermaye piyasalarındaki son düzenlemeler ve MSCI endeksine dair uyarıların ardından serbest fonlardan bir haftada 75 milyar TL'lik rekor çıkış yaşandı. Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalında yayınlanan Paranın İzinde programında değerlendirmelerde bulunan A1 Capital YKB&GM Mete Yüksel, piyasadaki bu hareketliliği değerlendirerek yatırımcılara sektör bazlı stratejik tavsiyelerde bulundu.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) yeni düzenlemeleri ve beklenen ek adımlar, serbest fon piyasasında büyük bir sarsıntıya neden oldu. 31 Temmuz haftası itibarıyla bu fonlardan yaklaşık 75 milyar TL'lik bir çıkış yaşanırken, paranın bir kısmının para piyasası fonlarına kaydığı gözlemlendi. Mete Yüksel, bu sürecin MSCI (Gelişmekte olan Piyasalar Endeksi) tarafından verilen "ödevlerle" yakından ilgili olduğunu belirtti. Kasım ayına kadar fiili dolaşım ve açığa satış yasakları gibi konularda gerekli adımlar atılmazsa Türkiye'nin endeksten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini vurgulayan Yüksel, bu durumun yabancı sermaye çıkışını tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Borsada ‘taze para’ ve yabancı etkisi
Piyasada kalıcı ve güçlü bir yükseliş için yabancı yatırımcının getireceği taze paraya ihtiyaç olduğunu ifade eden Yüksel, yerli yatırımcının gücünün bir noktaya kadar yettiğini belirtti. Şu an için Türk Lirası'nın volatiliteye göre düzeltilmiş getiri bazında dünyadaki en cazip para birimlerinden biri olduğunu savunan Yüksel, carry trade ilgisinin sürdüğünü söyledi. Ancak MSCI endeksinden olası bir çıkışın, Türkiye'yi sadece kısıtlı bir yatırımcı grubunun takip ettiği Standalone veya Frontier (çeper) endeks seviyesine düşürebileceği konusunda dikkatli olunması gerektiğini ekledi.
Sektör tercihleri: Bankalar ucuz, petrokimyada risk var
Mete Yüksel, portföy oluşturacak yatırımcılar için sektör bazlı bir yol haritası çizdi. Bankacılık endeksinin yıl başından bu yana geride kaldığını ve olumsuzlukların büyük ölçüde fiyatlandığını belirterek, bankalara ağırlık verilebileceğini ifade etti. Öte yandan, petrol fiyatlarının 70 doların altına sarkma ihtimalini %75 olarak gören Yüksel, hızlı koşan petrokimya ve rafineri sektörlerinde ciddi düzeltmeler beklediğini dile getirdi. Bu alanlarda yeni alım yapmak yerine short (açığa satış) pozisyonunun daha mantıklı olabileceğini savundu.
Gıda perakende, telekom ve sağlık öne çıkıyor
Yüksek faiz ve yavaşlayan büyüme ortamında defansif sektörlerin önemine dikkat çeken Yüksel, gıda perakende sektörünün marjlarını koruduğunu ve büyümeye devam ettiğini belirtti. Ayrıca veri kullanımının vazgeçilmezliği nedeniyle telekomünikasyon ve harcamaların kısılamadığı sağlık sektörlerinin de portföylerde yer alması gerektiğini söyledi. Sigortacılık sektöründe karlılık yüksek olsa da kurdaki olası hızlanmanın hasar maliyetlerini artırabileceği riskine işaret etti.
Halka arzda 'her hisse tavan gider' dönemi bitti mi?
Halka arz piyasasındaki ivme kaybını da değerlendiren Yüksel, yatırımcıların artık daha seçici olması gerektiğini vurguladı. Geçmişteki ‘her halka arz tavan gider’ algısının rasyonel olmadığını belirten Yüksel, yatırımcıların izahnameleri dikkatle incelemesi ve sadece doğru değerlenmiş, büyüme potansiyeli olan şirketlere yönelmesi gerektiğini ifade etti. Regülatörün yolu açık tutmasının doğru olduğunu ancak yatırım kararının ve sorumluluğunun tamamen yatırımcıda olduğunu hatırlattı.
Altın ve petrol beklentileri
Emtia tarafında altın için temkinli bir duruş sergileyen Yüksel, dünya genelindeki yüksek faiz ortamının altının en büyük rakibi olduğunu söyledi. Altının portföylerdeki ağırlığının %10-15 seviyesinde tutulmasının makul olduğunu, daha yüksek oranların törpülenmesi gerektiğini savundu. Petrol tarafında ise küresel jeopolitik gerginliklere rağmen fiyatlarda aşağı yönlü bir eğilim beklediğini yineledi.

