TCMB enflasyon hedeflerini yükseltti: Ekonomistler revizyonu nasıl değerlendirdi?

TCMB’nin enflasyon hedefi ve tahminlerini yukarı yönlü revize etmesine ekonomistlerden genel olarak olumlu yorum gelirken, bazı detaylara yönelik eleştiriler de dikkat çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
TCMB enflasyon hedeflerini yükseltti: Ekonomistler revizyonu nasıl değerlendirdi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2026 yılının ikinci Enflasyon Raporu Toplantısı'nda enflasyon ara hedef ve tahminlerini yükseltti.

Ara hedef uygulamasını 2025 Ağustos’ta devreye alırken önemli bir gelişme olmadığı sürece değişikliğe gidilmeyeceğini belirten TCMB Başkanı Fatih Karahan, ABD-İran savaşının görünümü bozması nedeniyle revizyona ihtiyaç duyduklarını söyledi. Karahan, bant aralığının kaldırılması ve sadece tahmin vermelerine yönelik, soru-cevap kısmında yaptığı açıklamada, belirsizlik ortamında bu öngörünün daha uygun olacağına karar verdiklerini belirtti.

Ara hedefin yüzde 16'dan yüzde 24'e, tahminin de geçtiğimiz toplantıda verilen aralığın orta noktası olan yüzde 18'den yüzde 26'ya çıkarılmasına yönelik ekonomistlerin görüşleri ne oldu?

Toplantıya katılan ekonomist ve piyasa profesyonelleri ağırlıklı olarak bant aralığının bu ortamda kaldırılmasını sağlıklı görürken, ara hedefin piyasa beklentilerinin ortalamasına yakınsamasını da olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.

8 puanlık bir revizyonun önemli olduğuna da dikkat çeken görüştüğümüz ekonomistlerin içinde beklentiler doğrultusunda yapılan güncellemenin bu koşullarda yıl sonu için yine de düşük kalabileceğine dikkat çekenler oldu.

"Revizyon tablosu nereye kayboldu?"

Sosyal medyada yapılan değerlendirmelerde de Prof. Dr. Ali Hakan Kara değerlendirmesinde, "Merkez Bankası enflasyon hedefini %16'dan %24'e, tahminini %18'den %26'e yükseltti.

8 puanlık revizyonun rakamsal muhasebesi sunumda yer almadı. Enflasyon raporu basın toplantısında hiç bir katılımcı "enflasyon tahminlerindeki revizyon tablosu nereye kayboldu" diye sormadı. Aslında durumu güzel özetliyor. Verilen tahminlerin beklentiler nezdinde pek bir karşılığı yok" dedi.

"Beklentileri nasıl etkileyecek göreceğiz"

Akbank Başekonomisti Çağrı Sarıkaya da değerlendirmesinde hedef güncellemesine dair şunları ifade etti:

"Hedef nasıl güncellenmeli, nasıl güncellenmemeli?

2008 yılındaki hedef değişikliğine giden süreç, dönemin kurumsallığı açısından çok güzel bir örnek. Senaryo analizleriyle Nisan enflasyon raporu + hükümete gönderilen açık mektup + hedef değişikliği mektubundan oluşan üçlü iletişim paketi, “beklentileri bozmadan nasıl yapılır” sorusunun cevabını veriyor.

Haziran 2008 mektubundan:

“Merkez Bankası, güncellenen hedeflerin enflasyon beklentilerini bozmasını sınırlamak amacıyla, söz konusu hedeflerden sapmalara karşı simetrik olmayan bir yaklaşım sergileyecektir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde enflasyonun hedeflerin altında kalması, üzerinde kalmasına tercih edilecek ve enflasyonun Nisan Enflasyon Raporu’nda yer alan ana senaryo tahminlerine yakın gerçekleşmesi amaçlanacaktır. Gıda ve enerji fiyatları veya küresel koşullar beklenenden daha olumlu gerçekleştiği taktirde, enflasyonun yenilenen bu hedeflerin altında kalmasına izin verilecek, daha olumsuz gerçekleşmesi halinde yenilenmiş hedeflerden sapmanın mümkün olan en düşük düzeyde kalmasını sağlayacak politikalar uygulanacaktır.”

Hedefi güncellerim ve altına gitmeye çalışırım demek yerine hedefi %24’e yükseltip tahmini %26 olarak belirlemek beklentileri nasıl etkileyecek göreceğiz."

"İletişim açısından güven artırıcı bir yaklaşım"

Koç Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cem Çakmaklı, şunları söyledi:

"Merkez Bankası’nın bugün Enflasyon Raporu toplantısında tahmin aralığını değiştirmesi bence çok önemli ve doğru bir adımdı. Hatta ara hedefin %24’e yükseltilmesinden bile daha kritik olabilir.

Çünkü mevcut küresel belirsizlikler ve artan oynaklık ortamında, tek bir noktaya aşırı bağlı kalmak yerine belirsizliği daha gerçekçi şekilde yansıtmak, iletişim açısından güven artırıcı bir yaklaşım oldu diye düşünüyorum.

Fakat hem geçen sene hem bu sene yaşananlar, Merkez Bankası’nın iç ve dış şoklara karşı nasıl bir yaklaşım benimsediğini çok daha net ortaya koydu.

Hatırlarsanız geçen Mart ayında Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından başlayan İBB süreci çok büyük bir iç şok yaratmıştı. O dönemde Merkez Bankası, rezerv gücü ve etkin kur politikasıyla kurdaki ani sıçramayı önemli ölçüde kontrol altına aldı. Enerji fiyatlarında bugünkü gibi bir yükseliş yoktu ama hem piyasa katılımcılarının hem de özellikle daha gerçekçi sinyal veren reel sektörün enflasyon beklentileri ciddi şekilde bozulmuştu.

Sonuçta 2025-II Enflasyon Raporu’nda ne ara hedef değişti ne de tahmin aralığı genişletildi; mevcut çerçeve korundu.

Bugün ise çok büyük bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu kez kurda belirgin bir sıçrama hiç yaşanmadı. Rezervlerde hızlı bir azalış görülse de stabilizasyon oldukça kısa sürede sağlandı. Ancak bu kez enerji fiyatları çok daha yüksek seviyelere çıktı ve maliyet kanalı üzerinden enflasyon baskısı belirginleşti.

Elbette savaş ve enerji fiyatlarındaki yükseliş çok ciddi bir dış şok yarattı. Ancak geçen yıl yaşanan politik kırılma da önemli bir iç şoktu. Enerji dinamikleri farklı olsa da beklentiler üzerindeki etkiler oldukça benzerdi.

Bence geçen seneden bu yana yaşananlar, Merkez Bankası’nın farklı türde şoklara nasıl tepki verdiğini anlamak açısından çok değerli ve zengin bir veri seti sunuyor."