“Yerel kalkınmayı, huzuru ve refahı artıran planlar yapılmalı”

Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED) ve Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi ile EKONOMİ gazetesi işbirliğinde organize edilen, “Diyarbakır Ekonomi Buluşmaları", ‘Enflasyonist Ortamda İşletmeleri Bekleyen Riskler ve Fırsatlar’ başlığıyla gerçekleştirildi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
“Yerel kalkınmayı, huzuru ve refahı artıran planlar yapılmalı”

MAHİR SOLMAZ– MEHMET NABİ BATUK / DİYARBAKIR

Diyarbakır iş dünyasının katılımıyla gerçekleştirilen “Ekonomi Buluşmaları”nda konuşan iş dünyası temsilcileri, kentin kalkınması, huzuru ve refahı için hükümetin, yerel yönetimler ve STK’larla işbirliğini daha da güçlendirmesi, yeni planlar ve stratejiler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Finansa erişim ve rekabette yaşanan sorunlara dikkat çeken temsilciler, farklı alanlarda vizyon yatırımlar çeken kentte kalifiye iş gücü eksikli olduğunu da dile getirdi.

“Yerel kalkınmayı, huzuru ve refahı artıran planlar yapılmalı” - Resim : 1

Doğu ve Güneydoğu İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED) ile Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nin EKONOMİ gazetesi işbirliğiyle organize ettiği “Diyarbakır Ekonomi Buluşmaları”, “Enflasyonist Ortamda İşletmeleri Bekleyen Riskler ve Fırsatlar” başlığıyla gerçekleştirildi.

“Beşeri dönüşümü sağlayacak yeni reformlara ihtiyaç var”

Programın açılış konuşmasını yapan DOGÜNSİFED Başkanı Devrim Türk, enflasyonunun son 3 yıldır tekrar ülke gündemine oturduğunu belirtti. İş insanlarının stabil ve sürdürülebilir bir ekonomi, demokrasisi gelişmiş dünya ile entegre olmuş, adil yargının olduğu, korkusuz, güvenle yatırım yapılacak ve öngörülebilen bir ortam istediğini ifade eden Türk, enflasyonun bunların tümünü olumsuz yönden etkilediğine dikkat çekti. Yüksek enflasyonun en büyük sonucunun yüksek faiz olduğunu vurgulayan Türk, “Finansa erişimin zaten zor olduğu bir bölgede, kredilere erişim daha da zorlaştı. Bankaların bu konudaki pozitif tutumu şirketlerin yaşaması ve geleceği için çok olumlu olacak. İhracatçının karşılaştığı bastırılmış kur politikası sorunu da büyümeye devam ediyor. Enflasyonu düşürmek için düşük kur politikası uygulanıyor, ama enflasyon oranının altında kalan kur artışı da ihracatçının dışarda rekabet edebilme gücünü zayıflatıp büyük emek ve çabalarla geliştirilen pazarların kaybına neden oluyor” dedi.

Türkiye’nin halen OECD’ye göre gri listede yer aldığını anımsatan Devrim Türk, “Gri listede yer alan ülkelerin dış yatırımı çekme sürecinde, uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcı nezdinde itibar kaybına uğradığı unutulmamalı. Bu durum ihracat ve ithalatla uğraşan işletmeler için çeşitli yaptırımlar ve yükümlükler demek. Bu da pazar payının daralması anlamına geliyor. Enflasyonu düşürmek için de ekonomi yönetiminin ciddi bir çabası var. Ülke CDS’si 700’lerden 228’e indi. Ancak bunun sadece mali ve finansal politikalarla düzelmeyeceğini de herkes biliyor. Gündemde olan Anayasa çalışması, reformların yapılması ve ülkenin demokratikleşmesi için sadece bir umut değil çare olmalı” diye konuştu.

“Merkezi ve yerel kurumların işbirliği derinleştirilmeli”

Gelişen ve toplumun tüm kesimlerine refah sağlayan bir ekonomi için; sürdürülebilir yerel kalkınma vizyonunu merkeze koyarak refah ve huzuru artırıcı planlar, programlar ve düzenlemeler yapılması gerektiğini söyleyen Devrim Türk, şöyle devam etti. “Yerel kalkınma vizyonu için hükümet, yerel yönetimler ve STK’ların işbirliği ve çabalarının derinleşmesi lazım. Çünkü enflasyonun en büyük mağdurlarından biri de sabit gelirliler. Enflasyonu düşürme sürecinde bir bedel ödemek gerekiyorsa, bu yük belirli kesimlere değil tüm kesimlerin ödeyeceği ve katlanabileceği bir bedel olmalı. Bunu sağlayamadığımız zaman sosyal adaletsizlik ve gelir adaletsizliği artar.”

Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin de bölgeler arası gelişmişlik farkı olduğunu vurgulayan Türk, “Farklar ekonomik ve refah dağılımında yaşanan adaletsizliği getiriyor. TÜİK verilerine göre 2022’de İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Bursa’nın GSYH aldığı pay yüzde 53,9 yani bu beş kent Türkiye’deki ekonomik faaliyetlerin yarıdan fazlasını oluşturmuş. Geriye kalan 76 il yüzde 46.1’de kalmış. Diyarbakır ve Urfa’dan oluşan TRC2 bölgesi en düşük gelire sahip ikinci bölge. Son sırada yine bölgemizde yer alan Van, Muş, Hakkari ve Bitlis yer alıyor” şeklinde konuştu.

“Yeni yatırımlar için bankalar ön açıcı olmalı”

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mustafa Fidan, 4 etaptan 915,8 hektar alandan oluşan bölgelerini anlattı. Bölgede proje ve inşaat aşamasında olan 400’e yakın fabrika olduğunu ifade eden Mustafa Fidan, toplamda 22 bin kişilik istihdam sağladıklarını aktardı. Devam eden yatırımların da bitmesiyle toplam istihdamın 30 bine ulaşmasını öngördüklerini belirten Fidan, 5. Etap Genişleme alanlarıyla ilgili şu bilgileri verdi: “1,5 yıldır çalışmaların devam ettiği 5. Etabımızda tahsislerin başlamasıyla çalışan fabrika sayımız 600, istihdam edilen personel sayısı ise 45 bine çıkacak. Sanayicilerimiz yeni yatırımlarında özellikle inşaat maliyetleri, makine ekipman giderleri, hammadde, enerji ve iş gücü gibi birçok faaliyet alanında zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Ayrıca, maliyet azaltma stratejileri, finansal destek, teşvikler, ihracat, pazar çeşitlendirme, dijital dönüşüm, teknolojik yatırımlar, iş gücü, mesleki eğitim ve kriz yönetim planları alanında güçlü reformlar bekliyoruz. Ayrıca tarım, hayvancılık, gıda alanlarda olduğu gibi sanayicilere hibe verecek yeni nesil destekleme modellerine ihtiyacımız var.”

“Kentle ilgili ekonomik verilerin güvenirliliği tartışılıyor”

Enflasyonist ortamda iş yapmanın denizde sandalla gitmek gibi olduğunu belirten Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya da, “Bir anda deniz dalgalanıyor ve bu elimizde olan bir şey değil. Biz o sandalı limana çekemiyoruz. Yapacağımız tek şey o sandalla o dalgalarla mücadele etmek. Başka bir deniz bulma şansımız yok. Enflasyonist ortam tamda bu. Bir şeyleri yanlış yaptığımız ortada. Maalesef yerelin bu işi iyi yapabileceğine yönelik bir inanç bir türlü ülkede oluşmuyor. Yanlışlarda ısrar etmeye devam ediyoruz. Finansa erişim sorunumuz var yatırımla ilgili yereli güçlendirecek teşvik sistemleri getirin diyoruz. Onlarla yol alalım diye bağırıyoruz. Bir anda önümüze bazı rakamlar çıkarılıyor. Bizim bölgeye verdiğimiz kredi oranına bakın diyorlar. Bakıyoruz demek ki Diyarbakır’da bazı sanayiciler var biz bunları görmüyoruz diyoruz. Mecburen üzerine gidemiyoruz. Bazen de iflas oranlarını çıkarıyorlar orana bakıyoruz. Diyarbakır’da bankaya parayı geri ödememek ayıptır. Bir anda afişe olursunuz ve bu kentte iş yapamazsınız. Bu yanlış oranlar nereden kaynaklanıyor, onları da bulamıyoruz” diye konuştu.

“Sorunların çözümü ortak akıl, bütünleşmek ve işbirliğindedir”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ise ekonomik gelişmeleri destekleyecek çalışmaların yanında olduklarını belirtti. Ekonomik gelişmeler ve yatırımlarda en önemli sorumlulardan birinin de yerel yönetimler olduğunu belirten Bucak, şunları dile getirdi: “Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek zorundayız. Ekonomik gelişmeleri destekleyecek çalışmalarda ön açıcı olacağız. En önemli gündemlerimizden biri genç nüfus göçünü engelleyecek strateji ortaya koymak. Yereldeki üretimden bahsediyorsak genç nüfusu, istihdamda yer bulamayan gençlerimizi, kadınlarımızı ve geleceğimizi düşünmek zorundayız. Bu anlamıyla ülkenin derinleşmiş sorunlarının yegane çözümü; ortak akıl, işbirliği ve bütünleşmektedir. Bizler birlikte bir yaşam sürmeyi niyet ettiğimiz bu topluma karşı sorumluluk sahibiyiz. Sorumluluklarımızı dayanışma ile yerine getirebileceğimize inanıyoruz.”

“REEL SEKTÖRLERİ KORUYACAK PLANLAR YAPILMALI”

Diyarbakır Ekonomi Buluşmaları'nda EKONOMİ Gazetesi Yazıişleri Müdürü Handan Sema Ceylan'ın moderasyonunda “Enflasyonist Ortamda İşletmeleri Bekleyen Riskler ve Fırsatlar” konulu panel gerçekleştirildi.

Panelde konuşan EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, enflasyonun düşmeye başlayacağına işaret etti. Önümüzdeki dönemdeki en önemli konunun; düşen enflasyon ortamında yüksek girdi maliyetleriyle sanayi üretiminin nasıl yapılacağı konusu olduğunu belirtti. Güldağ, “Düşen enflasyonda sanayiciler ne yapacak? Çünkü yükselen enflasyonda bir şekilde orayı yönetmek daha kolay" değerlendirmesini yaptı.

“Hayatta kalmak için bazen küçülmek gerekir”

EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz ise “Şu anki organizasyonun hedefi önce enflasyonu soğutmak sonra yeniden üretime geçecek bir süreci ortaya koymak. Şuanda büyümenin gerilemesi üzerine eleştiriler olabilir. Ancak hayatta kalmanız için bazen küçülmeye gitmek gerekebilir. 2024 yılı ekonomide düzeltme yılı olarak kurgulandı. Ancak küçülmeyi nasıl yöneteceğimize ilişkin çok fazla soru işareti var. Küçülme için yapılan en büyük yanlışlardan biri istihdamı azaltmaktır. Çünkü krizden sonra firmalar kaybettiği insan kaynağını yeniden yerine koyamıyorlar.”

“Sırada hukuk reformu olmalı"

EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar da “Enflasyonist ortamlarda küçülerek büyümek gibi bir takım yollar var. Eğer kriz ortamlarında içimizi karartır ve karamsar bakarsak ayağa kalkmamızın işimizi yapabilmemizin pek mümkün olmadığını görürüz. Anayasa değişikliği konusu bu alanda önemli bir konu olacak. Ancak yeni Anayasa, bize hangi özgürlükleri getirecek, hukuka kaybolan güveni ne kadar sağlayabilecek? Ekonomi ile ilgili makro tarafta bir miktar güven artmaya başladı. Bunun daha da fazla güvene dönüşmesi için reformlarla desteklenmesi gerekiyor, bunlardan biri de hukuk reformu diye düşünüyorum” dedi.

“Yerel kalkınmayı, huzuru ve refahı artıran planlar yapılmalı” - Resim : 2

“DİYARBAKIR’IN SERMAYE YAPISI BÜYÜMEYİ DESTEKLİYOR”

Panelde, “Makroekonomi, Belirsizlik ve Bölgesel Dinamikler” başlığıyla sunum yapan Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pelin Karatay Gögül, “Diyarbakır sanayisi; kimya, demir, metaller, madencilik, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve elektrik sektörleri üzerinden büyüyor. Bu sektörleri desteklemek adına düşük enflasyon zemininde büyüyen ekonomi, büyümeye eşlik eden kalkınma, yoksulluk ve temel ihtiyaçların karşılanması, istihdam fırsatları, gelir dağılımı adaleti, kaynaklara ulaşım ve kaynak verimliliği ile sosyal ve beşeri sermayenin geliştirilmesi alanlarına daha çok önem vermeliyiz. Bölgemizin en önemli dinamikleri tarım ve turizm olarak öne çıkıyor. Ayrıca ihracatta büyümek için önemli bir jeopolitik konuma sahibiz. Yüksek genç nüfusumuz ve yüksek sosyal ve sermaye yapımız da büyümemizi destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor” diye konuştu.

“Yerel kalkınmayı, huzuru ve refahı artıran planlar yapılmalı” - Resim : 3
Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nin bu yıl yapımını tamamladığı M. Şirin Açar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmaya, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak
ve Doğan Hatun, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Engin Yeşil, sanayiciler ve iş dünyası dernekleri katıldı.