Borsa İstanbul’da likidite sıkışıklığı: Dr. Nuri Sevgen’den kritik piyasa analizi
Nasıl Bir Ekonomi TV YouTube kanalında yayınlanan Anadolu Yatırım ile Piyasalarda Açılışa Doğru programında , Borsa İstanbul’daki negatif ayrışmayı ve piyasada hissedilen durgunluğu değerlendiren Anadolu Yatırım Genel Müdürü Dr. Nuri Sevgen, yükselişin önündeki en büyük engelin para girişi eksikliği olduğunu vurguladı. Dr. Sevgen, teknik seviyelerin aşağı yönlü sinyaller verdiğini belirterek, yatırımcıların mevcut risklere karşı korunma yöntemlerini öğrenmesi gerektiğini ifade etti.
Borsa İstanbul'un küresel piyasalardan negatif ayrışmasını yorumlayan Dr. Nuri Sevgen, bu durumun arkasındaki temel nedenin piyasaya taze para girişinin sağlanamaması olduğunu belirtti. Bilançoların, özellikle bankacılık sektöründe beklentiler dahilinde ancak zayıf geldiğini ifade eden Dr. Sevgen, "Asıl sebep para girmiyor; gidemeyen borsa düşer, kural budur" diyerek piyasadaki hacimsizliğe dikkat çekti.
İçerideki mevcut paranın sadece sektörler arasında yer değiştirdiğini, hatta bazı sektörlerden çıkışlar yaşandığını vurgulayan Dr. Sevgen, para girişini tetikleyecek güçlü bir hikayenin eksikliğinin fiyatlar üzerinde baskı kurduğunu dile getirdi.
Teknik seviyelerde 13.000 riski
Endeksin teknik grafiğini analiz eden Dr. Sevgen, 8.000 seviyelerinden gelen ana yükselen trendin altına inilmesinin teknik açıdan sıkıntılı bir süreci başlattığını söyledi. Mevcut durumda arz tarafının talepten daha baskın olduğunu belirten Dr. Sevgen, piyasanın rahatlaması için 13.750 - 13.800 bölgesinin üzerine çıkılması gerektiğini, aksi takdirde 200 günlük ortalama olan 13.000 seviyesinin hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Dr. Sevgen, BIST 100 dışındaki hisselerin (BIST Tüm) ana endeks kadar sert düşmediğini, satışların daha çok ağırlığı yüksek olan ve kredili işlemlerin yoğunlaştığı ana hisselerde toplandığını ekledi.
Yaz durgunluğu ve mevsimsel döngü
Piyasalardaki mevcut durumu tarihsel döngülerle açıklayan Dr. Sevgen, yaz aylarının genellikle borsa için durgun geçtiğini hatırlattı. İstatistiki verilere göre yükseliş dalgasının genellikle Ağustos sonu veya Eylül başında başladığını ifade eden Dr. Sevgen, bu yılki süreci İran ile yaşanan gerginlikler, iç siyaset tartışmaları ve Merkez Bankası'nın faiz indirim sürecine dair belirsizliklerin daha karmaşık hale getirdiğini belirtti.
Yatırımcılar için en kritik beklentinin eylül ayında Merkez Bankası'ndan gelecek olası bir faiz indirimi sinyali olduğunu söyleyen Dr. Sevgen, bu sinyalin piyasayı canlandırabilecek ana unsur olduğunu vurguladı.
Enflasyon ve kamu maliyesi vurgusu
Türkiye’deki enflasyon sorununun sadece para politikasıyla çözülemeyeceğine değinen Dr. Sevgen, kamu maliyesindeki sorunlara dikkat çekti. Merkez Bankası'nın piyasayı sıkıştırarak üzerine düşeni yaptığını ancak kamu tarafında gerekli tasarruf adımları atılmadığı sürece enflasyonla mücadelenin halk nezdinde inandırıcılık kazanmasının zor olduğunu ifade etti. Dr. Sevgen, "Kamu maliyesi tasarrufa gitmediği zaman, havuza ne kadar su doldurursanız doldurun, alttaki tıpa suyu boşaltıyor" benzetmesini yaptı.
Küresel riskler ve korunma yöntemleri
Dünya genelinde tahvil faizlerinin yükselmesinin ciddi bir risk teşkil ettiğini belirten Dr. Sevgen, özellikle ABD 10 ve 30 yıllık tahvil faizlerindeki artışın küresel likiditeyi zorladığını söyledi. Bu durumun Japon Yeni üzerinden tüm dünyayı etkileyebilecek bir domino etkisi yaratabileceği konusunda uyardı.
Son olarak, piyasalardaki volatiliteden korunmak için türev piyasaların önemine değinen Dr. Sevgen, yatırımcıların sadece alım-satım değil, düşüşlere karşı korunma yöntemlerini de öğrenmesi gerektiğini belirterek eğitim ve bilgi düzeyinin artırılması çağrısında bulundu.

