Turkcell Genel Müdürü Koç: Bu yıl yeni satın almalarımız olacak

Turkcell Genel Müdürü Koç, Türkiye’nin en yeni nesil bağlantı teknolojisine geçtiğini belirterek, bunun sanayide dijital dönüşümü hızlandıracak ve önemli bir verimlilik artışı sağlayacak bir kaldıraç etkisi yaratacağını söyledi. Koç, 2025’i 'yatırım yılı', 2026’yı ise 'hız yılı' olarak tanımladıklarını ifade ederek, hızın yalnızca 5G ile sınırlı bir kavram olmadığını vurguladı. Bu kapsamda 2026 yılında satın almalara da odaklanacaklarını açıkladı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Turkcell Genel Müdürü Koç: Bu yıl yeni satın almalarımız olacak

Şenay ZEREN

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Türkiye’nin 5G teknolojisine geçişiyle beraber, sanayiden günlük yaşama uzanan etkilerini Paranın Yönü’ne anlattı. EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın da katıldığı sohbette Ali Taha Koç; Turkcell’in finansal gücü, yatırım planları ve abonelere yönelik deneyim odaklı yeni hizmet paketlerine ilişkin bilgiler de paylaştı. Koç, Turkcell’in Türkiye’nin dijital dönüşümünde üstlendiği stratejik rolü ve teknoloji odaklı büyüme hedeflerini de ortaya koydu.

Turkcell Genel Müdürü Koç, 5G’nin yalnızca internet hızını artırmakla sınırlı kalmayacağını; endüstriyel verimlilik, otonom sistemler ve dijitalleşme açısından önemli bir kaldıraç görevi üstleneceğini vurguladı.

Öte yandan abonelerin en çok merak ettiği konulardan biri olan faturalandırmaya yönelik sorumuzu da yanıtlayan Koç, 5G için ayrı bir ücretlendirme olmayacağını söyledi ve "Nisan ayı, hem bizim hem de müşterilerimiz için bir öğrenme ayı oldu. Tarifeleri 5 katına çıkarmamızın nedeni de buydu: Kullanımı deneyimleyip, sınırlarını görmek” dedi.

Koç, açıklamalarda ayrıca şirketin gelecek vizyonu kapsamında 6G çalışmalarına başlandığını söylerken, “6G ile birlikte öne çıkan kavramlardan biri ‘duyuların interneti’ olacak” şeklinde ifade etti.

Ali Taha Koç, Turkcell’in, klasik bir hat sağlayıcısından uçtan uca teknoloji şirketine dönüşüm sürecine dikkat çekilirken, “Türkiye’de veri merkezi işletmeciliğinde en güçlü oyunculardan biri haline geldik. Bu çerçevede Turkcell’i hem bireysel hem de kurumsal müşteriler için uçtan uca teknoloji sağlayıcısı olarak konumlandırıyoruz” dedi.

KOBİ’lere en uygun teklif ve paketleri sunacaklarını söyleyen Turkcell Genel Müdürü Koç, “KOBİ’lerin dijital dünyaya entegrasyonunu desteklemek adına, sadece bağlantı hizmeti değil; aynı zamanda uçtan uca dijital çözümler sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Koç, şirketin önümüzdeki dönemde büyüme stratejisinin 5G yatırımlarıyla devam edeceğini, buna paralel olarak veri merkezi iş kolunun da güçlü bir şekilde gelişeceğini söyledi.

Koç, finansal açıdan 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptıklarını belirterek, önümüzdeki yaklaşık 2,5 yıllık dönemde likidite yapısının 5G ödemeleri, yatırımlar ve finansman geri ödemelerini karşılayabilecek seviyede olduğunu ifade etti. Ayrıca kurumsal büyümenin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesini öngördüklerini dile getiren Koç, küresel makroekonomik koşullar ve jeopolitik gelişmelerin yakından takip edildiğini ve gerekli tüm önlemlerin alındığını vurguladı.

“Yeni bir çağın başlangıcındayız”

Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanıştı. Bu teknoloji, hayatımıza ne gibi yenilikler getirecek? 5G gerçek potansiyeline ulaştı mı; yani burada bir geçişten mi söz ediyoruz, yoksa zamana yayılacak bir dönüşümün başında mıyız?

1 Nisan itibariyle çok güzel bir başlangıç yaptık. Bu bir dijitalleşme süreci ve sürecin en önemli etkenlerden bir tanesi de bağlantı teknolojileri. Şu anda Türkiye’de en son nesil bağlantı teknolojisine geçmiş durumdayız. Bu durum bir kaldıraç etkisiyle, gelecek dönemde hem sanayide dijital dönüşümü hızlandıracak hem de kayda değer bir verimlilik artışı sağlayacak. Yani, 1 Nisan’ı yeni ve tarihi bir dönüşümün başlangıcı olarak görebiliriz.

“Beklentimiz, 5G ile sanayi ve endüstride büyük dönüşümün olması”

Bundan sonraki senelerde yoğun bir şekilde 5G'yi kullanarak, yeni kullanım senaryoları oluşturacağız. İlk başta insanlarımızın hem internet hem de indirme hızları 10 kata kadar artacak. 1 Nisan itibariyle, 81 ilde bütün vatandaşlarımıza yüksek kapasitede en geniş kapsamayı sağlayan operatör olduk. Bu ne demek? Onlara yüksek hızlar verebiliyoruz ve bu yüksek hızlarla birlikte internet deneyimi bundan sonra daha da artmış oluyor. Tabii bu işin başlangıcı ve ilk hissedilen farkı.

Bizim beklentimiz, 5G ile beraber sanayide ve endüstriyel alanlarda çok büyük bir dönüşümün olması. 5G, bu dönüşümle beraber insanların hayatına daha fazla girmeye başlayacak. Özellikle eğitimden sağlığa, ulaşımdan ticarete ve sanayiye kadar birçok alanda 5G kullanılmaya başladığı andan itibaren, sadece internet kullanımı değil; uzaktan cerrahi ve otonom sürüş gibi teknolojilerle birlikte bunu daha fazla hissetmeye başlayacağız.

“Fabrikalarda daha akıllı bir üretim modeline evrileceğiz”

Sanayi dünyasında 5G’nin hangi kullanım alanlarında, en hızlı ve en somut dönüşümünü bekliyorsunuz?

Bu da bir süreç ama ilk başta kullanılmasını beklediğim alan, akıllı üretim bantları. Burada daha hızlı bir şekilde verim artırılabileceğini düşünüyoruz ve aynı zamanda, arıza giderme ve arızaları tahminleme anlamında da 5G'nin ilk başlarda kullanılacağını düşünüyoruz ama büyük çaplı dönüşümler daha sonra başlayacak.

Sıfırdan kurulacak veya altyapısını değiştiren fabrikalarda sıfıra yakın gecikmeyle; akıllı, karanlık ve soğuk fabrikalara doğru bir evrilmeye gideceğimizi düşünüyoruz. Yani, sanayide halihazırda olan üretim bantlarındaki bir verimlilik artışı olarak düşünebiliriz. Hem insan sayısının azaldığı hem de tamamen 7/24 çalışabilir bir felsefeyle kurulmuş fabrikaların üretim yapacağını düşünüyoruz.

“Veri ekonomisine dönüşün hızlanmasını bekliyoruz”

Geçtiğimiz dönemde yurt dışında gerçekleştirilen dijital dönüşüm projelerinde, daha az iş gücüyle aynı üretim seviyesine ulaşılması dikkat çekiyor. Bu tür gelişmelerin artması bekleniyor mu?

Tabii ki. Özellikle kontrol süreçlerinde, örneğin bir üretim bandındaki denetimi; görüntü işleme, 5G bağlantısı ve yapay zekâ ile desteklediğinizde, bu alanda çalışan insan sayısı azalacak. Sürece baktığımızda ise nerede boşluk, eksiklik ya da fazlalık olduğunu veri analiziyle net biçimde görebileceğiz. Dijital dönüşümün en önemli unsurlarından biri, hem çalışan sayısında azalma olabileceği gibi hem de çalışanların verimliliğinde artış sağlaması olarak karşımıza çıkacak.

Esasında bir veri ekonomisine doğru geçiş var. Veri ekonomisine geçebilmek için en önemli şeyden birisi sensörlerden veri toplanabilmesiydi. Bugüne kadar bu verileri, 4G teknolojisiyle anlık 1000 tane kullanıcıyı bağlayabiliyorduk. Artık milyonlarca cihazı bağlayabildiğimiz için veri ekonomisine dönüşün de hızlanmasını bekliyoruz.

“Gelecekte müşterilerimiz sadece insanlar olmayacak”

Peki, bunun ekonomiye ne kadarlık bir etkisi olabilir; nasıl bir hesap yapılıyor?

Bağlantı olarak baktığımız zaman, birebir olarak görüyoruz. Dünyada en güzel örneklerinden birisi China Mobile’dır. China Mobile’ın 1 milyar tane insan müşterisi, 1 milyar tane de nesne müşterisi var. Artık onlar, toplam müşteri sayısı vermiyor. İnsan ve nesne müşterisi olarak ayırıyorlar. Bu boyutta baktığımız zaman, şu anda Turkcell'in yaklaşık 43 milyon tane müşterisi var. Bir 43 milyon tane daha nesneye hizmet edebileceğimizi düşünüyoruz. En önemli şeylerden bir tanesi, burada limit yok. İnsanın sayısı limitli ama bir fabrikayı büyütmeye kalkarsanız, 1000 tane robottan 10.000 tane robota da çıkartırsınız, önce ısı sensörü, sonra hareket sensörü koyarsınız. Yani, hayaliniz ve verimlilik anlayışınıza göre ölçeklenebilir bir ekonomi olduğunu düşünüyorum. Tabii, doğal olarak fabrika sahiplerinin de capex maliyetlerini önemli ölçüde dikkate almaları gerekiyor.

“Sanayide verim ve kârlılık 2–3 kat artabilir”

Milli gelire katkı açısından nasıl bir hesaplama yapılıyor?

Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığımızla da çalışıyoruz ve çok büyük bir çarpan etkisi olacağını düşünüyoruz. Birebir etkisini net olarak söyleyemem, ancak Bakanlık, sanayide verim ve kârlılığın en az 2–3 kat artacağını belirtiyor, fakat bu sektörlere göre değişiklik gösterebilir. Ama şunu kesin olarak söyleyebilirim: bu teknolojiyi kendi ekosistemine entegre edebilenler, uzun vadede verim anlamında çok büyük fayda görecek. Burada bizim en önemli özelliğimiz, Turkcell olarak bunu getirmek ve aynı zamanda anlatabilmek. Bu iş, terzi işi gibi; her fabrikaya özel gidip üretim bandını inceleyip, her fabrikanın ihtiyaçlarına uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun için çok büyük bir ekip kurduk ve kurumsal alanda çok daha hızlı büyüyeceğimizi tahmin ediyoruz.

“Yerli ve milli uygulamalara destek veren kurumların başındayız”

4G döneminde getirilen yerlileştirme kuralları tam olarak uygulanabildi mi? 5G döneminde bu konuda durum nasıl değerlendiriliyor?

Devletimiz burada stratejiyi de değiştirdi. Türkiye’deki gelişimin güçlenmesi amacıyla, 5G ihalesiyle birlikte ‘yerlilik’ şartının yanına ‘millilik’ başlığı altında yeni bir parametre getirildi. Bu parametre kapsamında, sanayi ve fikri mülkiyet hakları Türkiye’de bulunan, üretimi ve geliştirilmesi ülke içinde gerçekleştirilen ürünler için ‘millilik belgesi’ alınması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin Turkcell’i olarak, yerli ve milli uygulamalara ve şirketlere en fazla destek veren kurumların başında geliyoruz. Şu ana kadar 5G ve ötesindeki teknolojiler için, 30’dan fazla yerli firmaya destek sağladık.

Bunlardan en büyüğü ULAK baz istasyonu. ULAK, yerli 4,5G baz istasyonu üreten ilk şirketlerden biri olarak bu alanda önemli bir rol üstlendi. Bugün 5G tarafında da çalışmalar devam ediyor; mevcut network yapımızda 5G baz istasyonları kademeli olarak devreye alınıyor. 4,5G altyapısını geliştirmeden 5G baz istasyonu üretmek, 5G’yi tamamlamadan da 6G teknolojilerine geçiş yapmak mümkün değil. Ancak rekabetin ve teknolojik dönüşümün hızına bağlı olarak, bu geçişlerin sağlıklı bir zaman planlamasıyla yönetilmesi büyük önem taşıyor.

“Baz istasyonu ekosisteminde ölçek ekonomisi belirleyici”

Fiyat ve finansman desteği açısından da ciddi avantajlar söz konusu mu?

Tabii... Firmalar genellikle bankalarla birlikte hareket ederek uzun vadeli finansman imkanları sunabiliyor ve rekabetçi olabilmek için daha yüksek indirimler sağlayabiliyor. Dünyada özellikle baz istasyonu teknolojilerinde iki büyük ekosistem öne çıkıyor: Asya ve Avrupa merkezli üreticiler. Burada ölçek ekonomisi çok kritik bir rol oynuyor. Bu sistemlerin içinde kullanılan mikroişlemciler gibi bileşenlerde, 1000 adet üretim ile 1 milyon adet üretim arasında ciddi maliyet farkları oluşuyor. Tedarik zinciri ve 'bill of materials' (ürün parça maliyeti) yapısı da birim maliyetleri doğrudan etkiliyor. Bu yüzden seri üretim ve yüksek hacimli üretim kabiliyeti, rekabet gücünün en önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.

“Millilik kriteri yerli şirketlerin büyümesi için ciddi avantaj”

Bu yeni kurallar, Türkiye’ye yatırım çekme açısından bir fayda sağlar mı?

Kesinlikle olur... Özellikle 'millilik' kriteri yerli şirketlerin büyümesi için de ciddi bir avantaj oluşturacaktır. Çünkü 5G teknolojisi hem bulut tabanlı hem de yazılım ağırlıklı bir mimariye sahiptir. Donanım bağımlılığı daha düşük olduğu için, bu alanda daha hızlı ve rekabetçi bir şekilde ilerleyebileceğimizi düşünüyoruz. Donanım tarafında seri üretim olabilir; yazılım tarafında çok cevval, genç mühendis arkadaşlarımız var. Bu sayede yazılım odaklı, daha rekabetçi ve daha milli ürünler üretebileceğimizi düşünüyorum.

“5G için ayrı bir ücretlendirme yok”

Turkcell olarak yeni 5G paketlerinizi açıkladınız. Paket seçeneklerini genişletmeyi düşünüyor musunuz? Paket değişikliği yapmayan aboneler için, faturalandırma nasıl olacak? Bu kullanıcıların veri tüketiminde, bir artış bekleniyor mu? Yani, hız artışı kadar, fiyatlama tarafında da hızlı bir artış görecek miyiz?

Herhangi bir şekilde 5G'yi ayrı bir ücretlendirme yok. Nisan ayını hız ayı ilan ettik. Müşterilerimizin Turkcell gücündeki 5G'yi doya doya kullanmaları için de tarifelerini 5 katına çıkardık. 5G ile beraber sadece tarife değil, daha çok deneyim üzerinden gidiyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına göre optimum tarifeler oluşturacağız ve onların deneyimini en yüksek seviyeye çıkaracağız.

“5G kullanıcılarında belirgin bir kullanım artışı gözlemlemedik”

Nisan ayı hem bizim hem de müşterilerimiz için bir öğrenme ayı oldu. Tarifeleri 5 katına çıkarmamızın nedeni de buydu: Kullanımı deneyimleyip, sınırlarını görmek. Bununla birlikte, Turkcell olarak her zaman müşterilerimizi dinliyoruz ve ihtiyaçlarına uygun yeni paketler ile tarifeler sunmaya devam edeceğiz. 5G kullanabilmek için sadece sinyalin sağlanması yeterli değil; cep telefonunuzun da 5G’ye uyumlu olması gerekiyor. 5G kullanan müşterilerimize baktığımızda, ilk günlerde kullanım miktarında büyük bir artış gözlemlemedik. Denemeyi 30 gün sürdürmemizin bir nedeni de buydu: Kısa süreli bir örneklemle doğru sonuçlar çıkarmak mümkün değil.

“Afetlerde, iletişim önceliğini ihtiyaçlara göre belirleyebileceğiz”

Türkiye bir deprem ülkesi. 5G teknolojisi, olası bir deprem anında geçmiş tecrübelerle kıyaslandığında ne gibi farklar yaratır?

Deprem konusu, Ulaştırma Bakanlığı, AFAD, İçişleri Bakanlığı ve bütün kamu kurumlarının beraber çalışması gereken bir konu. Bu anlamda da üç operatör beraber çalışıyoruz. Bunun için ayrıca Mobil Telekom Operatörler Derneği bünyesinde çalışmalar yürütüyoruz. Derneğin hazırladığı etkileyici bir kampanya ve dikkat çekici bir video da bulunuyor. Bu videoda, alanında uzman deprem profesörleri önemli mesajlar veriyor. En dikkat çeken vurgu ise şu: ‘Önce mesaj…’ Telekom altyapıları, dünya genelinde belirli sayıda kullanıcının aynı anda hizmet alabilmesi için tasarlanmış sistemlerdir. Bu kapasitenin üzerine çıkıldığında ise doğal olarak yavaşlamalar yaşanır. Ancak özellikle mesajlaşma gibi daha düşük veri yükü gerektiren iletişim yöntemleri tercih edildiğinde, yoğunluk anlarında dahi iletişimi sürdürebilmek mümkün.

5G’ye geldiğimizde ise, teknolojinin getirdiği en önemli yeniliklerden biri ‘network dilimleme’dir. Bu özellik sayesinde ağ, farklı ihtiyaçlara göre bölümlere ayrılabiliyor. 4G’de mümkün olmayan bu yapıyla, örneğin bir dilim yalnızca kamu hizmetlerine tahsis edilebilir. Bu sayede ilgili dilime daha yüksek kapasite, daha düşük gecikme süresi tanımlanabilir; kullanıcı sayısı da ihtiyaca göre artırılıp azaltılabilir. Böylece, yalnızca güvenlik güçlerinin ya da acil durumdaki kişilerin kullanabileceği bir dilim oluşturulabilir.

“6G çalışmalarına çok önce başladık”

Daha 5G'ye yeni geçtik ama 6G çalışmalarınız başladı mı? Yeni teknolojilerin, 10 senede bir devreye girdiğini görüyoruz. 6G için bir takviminiz var mı ve bu teknolojinin sağlayacağı yenilikler konusunda, nasıl bir vizyon çiziyorsunuz?

4G, 2016 yılında hayatımıza girdi ve biz o gün itibarıyla 5G testlerine başlamıştık. Aynı vizyonla, 1 Nisan’da 5G’yi devreye alsak bile 6G çalışmalarımıza çok daha önceden başlamış durumdayız. TÜBİTAK destekli 6G laboratuvarımızda, doktora seviyesindeki uzman ekipler hem patent geliştiriyor hem de 6G teknolojileri üzerinde çalışan kurum ve kuruluşlara katkı sağlıyor. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Turkcell her zaman en yeni nesil teknolojileri yakından takip eden ve öncülük eden bir operatör oldu.

Teknolojik dönüşümler genellikle her 10 yılda bir gerçekleşir. 5G, 2020 yılında hayatımıza girdi. Bugün ise, 5G’nin daha gelişmiş bir versiyonu olan '5G Advanced' Türkiye’de en güncel teknoloji olarak kullanılıyor. Bundan sonraki süreçte, 5G’nin yeni bir ara versiyonu olmayacak. Bir sonraki yeni teknoloji, 6G olacak. Mevcut teknoloji döngüsü aynı şekilde ilerlerse, 2030–2032 yılları arasında 6G teknolojisinin en azından standartlarının belirlenmesi bekleniyor. Tabii bunun ürüne dönüşmesi daha uzun zaman alabilir.

“6G ile dokunma, koku ve tat duyularını da aktarabiliriz”

6G ile birlikte öne çıkan kavramlardan biri 'duyuların interneti' olacak. Bugün telekomünikasyon altyapılarıyla, yalnızca iki tür veriyi aktarabiliyoruz: Görme duyusu için görüntü ve işitme duyusu için ses. Bunun dışında diğer duyulara ait herhangi bir hissi aktarabilmek, henüz mümkün değil. Bir de dokunma hissiyatı var. Dokunma duyusunun da aktarılabilmesiyle, özellikle endüstriyel uygulamalarda ve sağlık alanında yeni bir dönemin kapısı aralanacak. Örneğin robotik cerrahide, doktorun hissettiği dokunsal geri bildirimin aynı şekilde iletilmesiyle, kilometrelerce uzaktan ameliyatlar yapılabilecek. Bununla birlikte, gelecekte kokunun ve tadın da aktarılabilmesi, 6G teknolojisinin hedefleri arasında yer alıyor.

“Veri merkezi işletmeciliğinde en güçlü oyunculardan biriyiz”

“Turkcell bir teknoloji şirketi” vurgusunu sık sık yapıyorsunuz. Peki, kamuoyunun Turkcell algısı sizce değişti mi? Yani, bugün Turkcell’e 'hat sağlayıcısı' olarak değil de, 'dijital ekosistem oyuncusu' olarak bakılıyor mu?

Bu yolculuğa 1994 yılında bir GSM operatörü ve telefon bağlantısı sağlayan bir şirket olarak başladık. Tarihimize baktığımızda, her dönem bir dönüşüm yaşıyoruz. Özellikle uygulama alanında oldukça geniş bir ekosisteme sahibiz. Bugün hedefimiz, müşterilerimizin dijital ihtiyaçlarını uçtan uca karşılayabilmek. Bu dijital ihtiyaçların temelinde elbette bağlantı hizmetleri yer alıyor; ancak bunun ötesine geçen birçok dijital servis de sunuyoruz. Örneğin televizyon izleme deneyimi sunan TV+ uygulamamız, anlık mesajlaşma platformumuz BİP, ödeme çözümlerimiz Paycell ve bulut depolama hizmetimiz LifeBOX gibi ürünlerle güçlü bir dijital servis ağı oluşturduk. Bu sayede yalnızca bağlantı sağlayan bir operatör olmanın ötesine geçerek, OTT (Over-The-Top) uygulamaları da geliştiren bir teknoloji şirketine dönüştük.

Şimdi, bunu bir üst seviyeye taşıyoruz. Günümüzde artık sadece daha fazla uygulama ya da daha yüksek hız konuşulmuyor; bunun yerine veri egemenliği ön plana çıkıyor. Bu doğrultuda Turkcell olarak, veri egemenliği alanında önemli yatırımlar gerçekleştiriyoruz. Google Cloud ile yaptığımız büyük ölçekli iş birliği ve veri merkezi yatırımlarımız sayesinde, Türkiye’de veri merkezi işletmeciliğinde en güçlü oyunculardan biri haline geldik. Bu çerçevede Turkcell’i hem bireysel hem de kurumsal müşteriler için uçtan uca teknoloji sağlayıcısı olarak konumlandırıyoruz.

“Artık tarife değil, deneyim odaklı bir döneme geçiyoruz”

Telekom sektöründe, rekabetin dinamikleri sizce nasıl evriliyor? Yarış daha çok fiyat üzerinden mi yoksa kalite, kapsama, hız ve dijital servisler üzerinden mi şekilleniyor?

Artık fiyat ve tarife odaklı yaklaşımın yerini, deneyim odaklı bir anlayışın alması gerekiyor. Çünkü gelecek nesilde biz bir deneyim sağlayıcısıyız. Bu noktada deneyimi belirleyen şey sadece GB miktarı değil; uçtan uca gecikme süresi de önem kazanıyor. Bazı kullanım senaryolarında daha düşük hız yeterli olurken, bazı durumlarda çok daha yüksek performansa ihtiyaç duyulabiliyor. Bu nedenle tarife odaklı klasik yaklaşım yerine, kullanıcıların ihtiyaçlarına göre şekillenen deneyim bazlı paketler ve çözümler geliştirilmesi daha doğru bir yaklaşım haline geliyor.

Belki siz çok sık film izliyorsunuz; bu durumda tarifenize özel bir film paketi eklenebiliyor. Ya da anlık mesajlaşmayı yoğun kullanıyorsanız, buna uygun bir paket sunulabiliyor. İhtiyaçlarınızı görebileceğimiz ve ona göre optimum hizmetler verebileceğimiz bir dünyaya doğru gidiyoruz. Bunun için de yapay zekâ teknolojilerini de yoğun şekilde kullanıyoruz. Her kişiye özel tarifelerin oluşturulması ve bu tarifelerin en iyi deneyime dönüştürülmesini sağlayacak altyapıların geliştirilmesi üzerinde çalışıyoruz.

“5G teknolojileri bize tamamen yeni bir alan açtı”

Bu yatırımın geri dönüş süresi ne kadar?

Yatırımlarımızı her zaman uzun soluklu yapıyoruz. Bu kapsamda 1,5 milyar dolarlık bir ihale bedeli ödeyerek; Türkiye’de en geniş spektrum ve frekans bandını aldık. Söz konusu ihale, 17 yıllık bir dönemi kapsıyor. Bu süreçte, yapılan yatırımın kesinlikle geri döneceğini düşünüyoruz. Şunu özellikle vurgulamak isterim: 5G teknolojilerinin en önemli katkılarından biri, bize tamamen yeni bir alan açmış olması. Geçmişte yatırımlarımızı daha çok bireysel kullanıcı perspektifiyle ve uzun vadeli olarak planlıyorduk. Ancak bugün geldiğimiz noktada, özellikle kurumsal tarafta bizim için yeni bir dünya söz konusu. Türkiye’de kurumsal pazarın, bu anlamda oldukça bakir olduğunu söyleyebiliriz. Bu da farklı ölçeklerde ve senaryolarda yatırım planlaması yapma imkânı sunuyor. Buna bağlı olarak, yatırımın geri dönüş oranları da ciddi şekilde değişkenlik gösterebilir.

“Teknolojiyi doğru anlattığınızda adaptasyon hızlanıyor”

Şirketler tarafında bu alana yönelik bir talep ve hareketlenme var mı, yoksa daha çok sizin yönlendirdiğiniz bir süreç mi?

Aslında her iki yönde de ilerliyoruz. Kısa süre önce Türkiye’nin en büyük enerji şirketlerinden biriyle önemli bir anlaşma imzaladık. Yakın zamanda, isimlerini birlikte açıklayacağımız başka büyük şirketlerle de iş birlikleri duyurmayı planlıyoruz. Bireysel kullanıcılar teknolojiye oldukça hızlı adapte olup yoğun ilgi gösterirken, kurumsal müşteriler yeni teknolojilere daha temkinli yaklaşıyor; fizibilite ve finansal değerlendirmelerini yaptıktan sonra karar veriyor. Bu nedenle, teknolojinin sunduğu imkânları doğru şekilde anlattığımızda ve somut faydalarını ortaya koyduğumuzda, birçok şirketin bu çözümleri etkin ve verimli biçimde kullanabileceğine inanıyoruz.

Bu kapsamda, kendi iç operasyonlarımızda da önemli çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye'nin birçok yerinde sahamız var; bu altyapının yönetimi için depolama alanları da kritik önem taşıyor. Bu doğrultuda, depolarımızdan birini tamamen akıllı depo konseptine dönüştürmek üzere bir proje başlattık. Bu projeyle birlikte, müşterilerimizi de davet ederek somut örnekler üzerinden süreci deneyimlemelerini sağlayacağız. İnsan gücünün minimumda olduğu, robotların aktif şekilde çalıştığı; baz istasyonlarından fiber kablolara, antenlerden diğer ekipmanlara kadar tüm lojistik süreçlerin otomasyonla yönetilebildiği bir yapı kuruyoruz.

“KOBİ’lere uçtan uca dijital çözümler sunmayı hedefliyoruz”

Sanayi tarafında özellikle KOBİ’lerin gelişimini desteklemek ve önlerini açmak için, ayrıca bir çalışma ya da özel bir yaklaşım planlıyor musunuz?

Evet, bu konuda ‘Small and Medium Business (SMB)’ yani KOBİ’lere yönelik özel paketlerimiz bulunuyor ve bu segment bizim için çok önemli bir yere sahip. KOBİ’lerin dijital dünyaya entegrasyonunu desteklemek adına, sadece bağlantı hizmeti değil; aynı zamanda uçtan uca dijital çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda muhasebe yazılımları, e-ticaret çözümleri ve benzeri dijital iş uygulamalarıyla da işletmelere destek sağlıyoruz. Artık sadece bir bağlantı sağlayıcısı değil; teknoloji entegratörü ve dijital dönüşümün en önemli aktörlerinden biri olarak konumlanıyoruz. Bu doğrultuda KOBİ’lerimize en uygun teklifleri ve paketleri sunacağız.

“Turkcell’in büyümesini 5G ve veri merkezi birlikte taşıyacak”

Orta vadede, Turkcell’in büyümesini en çok hangi alan taşıyacak? Yani, yatırımcıya ‘en çok buraya dikkat edin’ diyeceğiniz alan hangisi olur?

Esasında tek bir alan söylemek zor; çünkü veri ekonomisine geçişle birlikte, veriyle ilgili her proje ve konu, Turkcell’in büyümesine ciddi bir çarpan etkisi yaratıyor. Türkiye’ye 5G’yi getirirken, aynı zamanda bu veriyi koruyacak ve katma değer üretecek güçlü bir veri merkezi işine de yatırım yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde Turkcell’in büyümesi öncelikle 5G ile devam edecek; bununla birlikte veri merkezi işimiz de paralel şekilde gelişecek. Veri merkezlerinin üzerine inşa edeceğimiz hizmet katmanında ise yapay zekâ teknolojilerini daha aktif kullanarak müşterilerimize daha yüksek katma değer sunmayı hedefliyoruz.

Mesela lansmanımızda öne çıkan demolardan biri anlık çeviri teknolojisiydi. Kullanıcılar Türkçe konuştuğunda karşı taraf İngilizce duyuyor, karşı taraf konuştuğunda ise Türkçe olarak dinlenebiliyor. Bu sistem, işlemleri doğrudan şebekenin çekirdeğinde (core network) yaptığı için güçlü bir telefona ya da ek uygulamaya ihtiyaç duymuyor. 5G altyapısı ve yapay zekâ sayesinde gecikmesiz çalışıyor. Türkçe veri havuzunu büyütmeye yönelik çalışmalar sürerken, bu teknoloji deneyim odaklı yeni nesil hizmetlerin önemli bir örneğini oluşturuyor.

“Yapay zekâyı etkin kullananlar avantaj sağlayacak”

Yapay zekâ herkesin gündeminde. Turkcell açısından AI en çok hangi alanda gerçek ekonomik değer yaratacak: şebeke yönetimi, müşteri deneyimi, siber güvenlik; yoksa yeni bir ürün mü?

Yapay zekâ olmazsa olmaz. Turkcell'de yapay zekâyı çok yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Yapay zekâ mühendislerimiz ve yazılımcılarımız şu anda, Turkcell'de yazılan her dört satır kodun bir satırını yapay zekâ agent ile üretiyor. Yani, yüzde 25 bir kod yazma oranına ulaştık. Şimdi diyeceksiniz ki, ‘yüzde 25 kod yazımı olunca mühendis ve yazılımcı sayınız azaldı mı?’ Hayır. Çalışan sayımızı aynı şekilde koruyoruz. Buna rağmen ekiplerimizin üretkenliği yüzde 70 arttı. Çünkü artık daha basit işleri yapmak yerine, daha kaliteli ve katma değeri yüksek işlere odaklanılıyor. Bu da çok güçlü bir çarpan etkisi oluşturuyor. Bu bizim için Turkcell’deki en önemli verimlilik alanlarından biri.

İkinci olarak, müşterilerimize doğrudan temas ettiğimiz alanlarda yapay zekâyı yoğun biçimde kullanıyoruz. Turkcell olarak, müşteri ihtiyaçlarını yapay zekâ ile analiz ederek daha hızlı ve doğru çözümler sunmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda, çağrı merkezlerimizde yapay zekâyı yoğun kullandığımız bir döneme doğru gidiyoruz.

“Çok büyük bir altyapıyı yönetiyoruz”

Bununla birlikte, oldukça büyük bir altyapıyı yönetiyoruz. Türkiye'nin her ilinde 5G'yi açtık ve her yerde baz istasyonlarımız var. Bu istasyonların birbirine bağlandığı bağlantı noktaları ve ana merkezlerle entegre çalışan büyük bir sistem söz konusu. Bu yapı içerisinde binlerce, hatta on binlerce cihaz yer alıyor. Bu cihazların olası arıza veya performans sorunlarını önceden tahmin edebilmek, operasyonel mükemmeliyet açısından çok önemli. Bu bağlamda yapay zekâdan faydalanıyoruz.

Genel yaklaşımımız ise net: Yapay zekâyı etkin kullananlar, kullanamayanlara göre önemli bir avantaj elde edecek. Yapay zekânın tek başına bir tehdit değil, doğru kullanıldığında güçlü bir destek unsuru olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda Turkcell hem yapay zekâyı etkin kullanan hem de bu teknolojiyle en iyi ürünleri üreten şirket olacak diyebilirim.

“2026'da satın almalarımız olacak”

Turkcell’in 2025 yılı finansal performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2026 hedeflerinizden de bahseder misiniz?

2025 yılı, güçlü finansal performansla tamamlandı ve açıklanan sonuçlar beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Yıl genelinde yüzde 43,1 seviyesinde FAVÖK (EBITDA) marjı elde edildi. 2025'i 'yatırım yılı'; 2026'yı 'hız yılı' olarak açıkladık. Hızı sadece 5G hız olarak algılanamayalım; karar verme süreçleri ve dijital dönüşüm alanlarında da hızlıyız. Bu doğrultuda 2026'da satın almalarımız olacak. Yıla hızlı bir başlangıç yapılırken, Körfez bölgesinden yaklaşık 1 milyar dolar tutarında murabaha finansmanı sağlandı. 7 yıl vadeli ve ilk 2 yılı geri ödemesiz olan bu finansman, uygun maliyet koşullarıyla temin edildi. Şirketin doğrudan bir finansman ihtiyacı bulunmamakla birlikte, doğru zamanlama ve avantajlı şartlar doğrultusunda bu kaynak değerlendirildi. Öte yandan, geçen yıl da 1 milyar dolarlık Eurobond ihracı gerçekleştirmiştik.

“2026 yılı beklentilerimizi karşılayacağımıza inanıyoruz”

Şunu net şekilde ifade edebilirim: Finansal açıdan 2026'ya güçlü giriyoruz. Önümüzdeki yaklaşık 2,5 yıllık dönemde likiditemiz; 5G ödemeleri, yatırımlar ve finansman geri ödemelerini karşılayabilecek seviyede. Ancak doğru zamanda, uygun koşullar ve parametrelerle erişilebilecek kaynakları değerlendirmeye devam edeceğimizi söyleyebilirim. Bunun altını çizmemizin nedeni, 2026 yılında yatırımların hız kesmeden devam edecek olması. Uzun vadeli yatırım planlarımızı sürdürürken, yatırım harcamalarının (capex) satışlara oranını yüzde 25 seviyesinde öngörüyoruz. Satış performansımızın da güçlü seyrini koruduğunu görüyoruz. Bu doğrultuda, 2026 yılı beklentilerimizi karşılayacağımıza inanıyor; FAVÖK (EBITDA) marjının ise yüzde 40-42 bandında gerçekleşmesini öngörüyoruz.

Önümüzdeki dönemde odaklanacağımız en önemli alanlardan biri, veri merkezi yatırımları olacak. Mayıs ayında inşaata başlıyoruz. Bununla birlikte, güneş enerjisi yatırımlarımız da hız kesmeden devam edecek. Halihazırda kurulu gücümüz 87 MW seviyesine ulaşmış durumda. Uygun fırsatlar oluştuğunda, güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarımızı artırarak büyümeyi sürdüreceğiz. Şu an tükettiğimiz enerjinin yüzde 100'ünü, yenilenebilir kaynaklardan karşılıyoruz. Önümüzdeki dönemde, bunu arttırmaya devam edeceğiz. Özellikle güneş ve rüzgâr enerjisi tarafında yatırımlarımız sürecek.

“Satın almalarda odağımız, dijital teknolojiler ve enerji yatırımları”

Satın almalar derken ağırlıklı olarak güneş enerjisi yatırımlarını mı kastediyorsunuz?

Satın almalar tarafında, hem dijital teknolojilere hem de enerji yatırımlarına odaklanıyoruz. Güneş ve rüzgâr enerjisi arasında, daha dengeli bir dağılım hedefliyoruz. Halihazırda güneş enerjisinde 87 MW seviyesine ulaşmış durumdayız; rüzgar enerjisi tarafında ise daha sınırlı bir kapasitemiz bulunuyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde, iki alan arasında denge kurarak ilerlemeyi planlıyoruz. Bu yatırımlar zorunluluktan ziyade fırsat odaklı ilerliyor. Doğru zaman, uygun fiyat ve doğru lokasyon sağlandığında yatırım yapmayı tercih ediyoruz.

Bununla birlikte, girişim sermayesi tarafında da aktif bir yaklaşım benimsiyoruz. Girişim sermayesi yatırım fonumuz aracılığıyla erken aşama girişimlere destek veriyoruz. Türkiye’nin Turkcell olarak, hem teknoloji hem de enerji alanındaki yatırımlarımızı, sürdürülebilir büyüme hedefiyle devam ettirmeyi planlıyoruz.

“Küresel gelişmeleri yakından takip ediyoruz”

Turkcell olarak, 2026 yılı için yatırımcıya vermek istediğiniz en kritik mesaj ne olur?

2025 yılı, güçlü ve başarılı bir finansal yıl oldu. 2026 yılı için de benzer bir performans hedefliyoruz. 5G’nin devreye alınmasıyla birlikte, tüm süreçlerimizde ciddi bir hız artışı bekliyoruz. Bu teknoloji; veri hızlarımızı, veri kapasitemizi ve karar alma süreçlerimizi önemli ölçüde iyileştirecek. Aynı zamanda, dijital dönüşüm alanındaki çalışmalarımıza da güçlü bir ivme kazandıracak. Bu hızlanmayla birlikte, özellikle kurumsal büyümemizin de beklentilerimizin üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz. Küresel makroekonomik koşulları ve jeopolitik gelişmeleri, yakından takip etmeye devam ediyoruz ve gerekli tüm önlemlerimizi almış durumdayız. Genel olarak 2026 yılının, oldukça güçlü ve verimli bir yıl olacağına inanıyoruz.