‘Fonlar sizi zengin yapmaz ama çocuğunuzu okutur’

Artan oynaklık ve manipülasyon iddiaları sonrası gözler yatırım fonlarına çevrildi. Bakan Şimşek ve SPK Başkanı Gönül’ün uyarılarının ardından uzmanlar, fonlarda sürdürülebilir performans, şeffaflık ve sıkı denetim ihtiyacını vurguluyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
‘Fonlar sizi zengin yapmaz ama çocuğunuzu okutur’

ÖZDER ŞEYDA UYANIK

Yatırım fonları son haftalarda gündemin ilk sıralarda yer alıyor. Fonlardaki oynaklıklar yatırımcıların dikkatini çekerken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül’ün Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresi'ndeki açıklamaları tüm gözleri bu alan çevirmişti.

Bakanı Mehmet Şimşek, manipülasyonla mücadele konusunda, "Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz, bu alanda da düzenleme ihtiyacının farkındayız" derken, SPK Başkanı Gönül, "Fonları kötüye kullananlara ceza vermekten çekinmeyeceğiz. Fonlara zarar gelmesine müsaade edemeyiz" açıklamasını yapmıştı.

Şimşek ve Gönül’ün bu açıklamaları sonrasında fonlar ve portföy yönetim şirketleri mercek altına alındı.

Ekonomim.com olarak Ekonomi gazetesi yazarlarından olan FonTurkey Kurucusu Onur Duygu’ya konuya yönelik detayları sorduk. Onur Duygu ile fonların detaylarından, yatırımcıların nelere dikkat etmesi gerektiğini, sürdürülebilir fon yatırımına ve bu alanda yapılabilecek manipülasyonlarla gerekli düzenlemelere her şeyi konuştuk.

Son yıllarda bireysel yatırımcıların fonlara ilgisi ciddi biçimde arttı. Sizce bu artışın temel nedeni ne? Mevduat ve hisse piyasasından farklı olarak fonlar, yeni yatırımcıya nasıl bir alan açıyor?

Türkiye’de fon piyasasının geldiği nokta, aslında bireysel yatırımcının finansal davranışındaki dönüşümün bir yansıması.

Beş yıl önce fon yatırımcısı 3 milyon kişiyken bugün 6 milyona yaklaştı. Bunun arkasında üç ana dinamik var:

Birincisi, getiri arayışının zorunluluğa dönüşmesi. Mevduatın tatmin edici getiri sağlamadığı, enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde yatırımcı doğal olarak alternatif arayışına girdi. Fonlar bu noktada erişilebilir, şeffaf ve profesyonel bir çözüm sundu. Bu noktada para piyasası fonlarının rolünü yadsımamak lazım. Özellikle stopaj avantajının olduğu dönemde mevduata göre para piyasası fonları daha iyi getiriler sundu. Bankaların kredi tarafında sınırlı hareket alanı mevduat iştahını da sınırladığı için para piyasası fonları büyüdü.

Pandemi dönemine dönersek, buradan çıkışta teknoloji içerikli hisse senetlerindeki hızlı yükselişe yine yabancı hisse içerikli fonlar üzerinden iştirak ettiklerini gözlemliyoruz. Bu dönemde yabancı ve tematik fonlar büyüdü. Bu büyüme bir kırılım daha yarattı. Pandemi öncesi fonlarda 45 yaş ve üzeri yatırımcı ağırlığı öne çıkarken, şimdi çok daha geniş ve her yaştan fon yatırımcı kitlesi var.

Borsanın hızlı yükseldiği dönemde de ilgi çok arttı. Borsadaki yükselişten yararlanmak isteyen ancak hisse detayında takibi ve bilgisi sınırlı olan yatırımcılar hisse senedi fonlarına giriş yaptılar. Son dönemde de özellikle döviz mevduatın yerine konumlandırılan döviz fonları ile büyümenin geldiğini görüyoruz.

İkincisi, bilgi ve erişim bariyerinin kalkması. TEFAS sistemiyle tüm fonlar tek platformda, anlık fiyatlar ve performanslarla izlenebilir hale geldi. Artık yatırımcı bir fonu, aracı kurumuna gitmeden, kendi bankasındaki uygulamadan birkaç tıkla alabiliyor.

Üçüncüsü ise, fonların yatırımcıyı piyasanın uç noktalarından koruyan bir yapı sunması. Hisse senedi kadar volatil değil, mevduat kadar durağan da değil. Dolayısıyla “yatırım yapmak istiyorum ama piyasayı her gün takip edemem” diyen geniş bir kesim için fonlar büyük bir konfor alanı yarattı.

Piyasalarda çok sık duyduğumuz “yatırım fonları” oldukça geniş bir yelpaze sunuyor. Temel fon türlerini, risk-getiri profilleriyle birlikte nasıl sınıflandırırsınız? Hangi yatırımcı hangi fonla başlamalı?

Fonları genel olarak 5 ana grupta sınıflandırabiliriz:

Para piyasası ve kısa vadeli borçlanma fonları: Risk seviyesi düşük, mevduat alternatifi arayan yatırımcıya hitap eder. Günlük likidite sağlar, piyasadaki dalgalanmadan minimum etkilenir. Fonlarla ilk tanışacak yatırımcı için bu fonlar hem işleyişi anlama hem de risk açısından uygun.

Karma, değişken ve fon sepeti fonları: Farklı varlıkları aynı portföyde tutarak çeşitlilik sağlar. Yatırımcılar için hazır sepetler oluşturarak, piyasa koşullarına göre günceller. Her profile uygun bir fon bulmak mümkün. Temkinli, dengeli, atak ve agresif risk profillerinde fonları görüyoruz.

Hisse senedi fonları: Yüksek getiri potansiyeline karşılık yüksek dalgalanma içerir. Uzun vadede büyümeden pay almak isteyen yatırımcılar için uygundur. Yerli ve yabancı olarak sınıflamak mümkün.

Kıymetli maden fonları: Altın ve gümüş gibi değerli metallere alım-satım fiyat farkı ve saklama problemi olmadan yatırımı sağlar. Uzun vade kıymetli maden birikimi için uygun fonlar olarak karşımıza çıkar.

Serbest fonlar: Profesyonel yatırımcı kitlesine yöneliktir. Yüksek getiri hedefiyle daha serbestçe yönetim stratejisini uygular. Diğer fonlarda olan ve çeşitlendirme sağlayan portföy sınırları bu fonlarda olmadığından kazanç ve kayıp daha yüksek olabilir.

Yeni başlayan bir yatırımcının önce kısa vadeli ve para piyasası fonlarıyla fon sistemini tanıması, ardından düzenli birikim alışkanlığı kazandıkça daha riskli fonlara yönelmesi doğru bir stratejidir.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek ile SPK Başkanı Gönül, son günlerde “bazı fonlar üzerinden manipülasyon” uyarıları yaptı. Bu manipülasyon pratikte nasıl yapılabiliyor? Yatırımcı bunu ayırt edebilir mi, hangi sinyallere bakmalı?

Burada kastedilen fonları ve yöntemi mutlaka açıklayacaklardır.

Serbest fonlar üzerinden daha sınırlı bir hisseye yatırım yaparak yapay fiyat hareketi oluşturma imkânı var. Böyle bir durum varsa sistemin sağlığı için ivedilikle aksiyon alınmalı. Çünkü bir noktadan sonra kötü iyiyi kovar ve sistem etkilenir.

Fon yatırımında önemli olan kısa vadeli “parlak getiriler” değil, sürdürülebilir performanstır. O yüzden yatırımcı, getiri listesinde ilk sırada olana değil, istikrarlı performans geçmişi olan fona yönelmelidir.

“Fonlarda neler oluyor?” başlıklı haberiyle Şebnem Turhan da bugün Ekonomi Gazetesi’nde konunun detaylarını uzmanlarına sordu.

Fonların portföy yönetim şirketi ve portföy yöneticisi tarafından yönetildiğini biliyoruz. Yatırımcı, bir fonun yönetim sistemi ve stratejisi hakkında hangi verileri takip etmeli?

Artık yatırımcı için veri erişimi çok kolay, önemli olan bu veriyi doğru okumak.

TEFAS fonun geçmiş performansını, günlük getirilerini ve risk göstergelerini sunar.

KAP üzerinden fonun yatırım amacı ve stratejisi, portföy içeriğini ve başarılı olup olmadığını değerlendirmek için kıstası görebilirsiniz. Özellikle bir fonu almadan mutlaka KAP Portföy Dağılım Raporu'na bakılmalı. Bur fonda ne var, hangi hisselere ne oranda yatırım yapmış vb. detaylar önemli.

Portföy yönetim şirketlerinin aylık bültenleri ise fon yöneticisinin stratejisini, dönem içi pozisyon değişimlerini anlatır.

Bir yatırımcı için en kritik gösterge, fonun benchmark’ı (karşılaştırılan yatırım getirisi: BIST100 endeksi, mevduat, dolar, altın) ve varlık dağılımıdır. Örneğin %90 hisse taşıyan bir fonun performansını mevduatla değil, BIST 100 endeksiyle karşılaştırmak gerekir.

Yatırımcı “Bu fon neden düştü?” diye sormadan önce “Hangi varlıkları taşıyor?” sorusunu sormalı. Çünkü fonun performansı, yöneticinin kararlarından çok, taşıdığı varlık sınıfının piyasa koşullarına bağlıdır.

Halka arzlarda fonların payı arttıkça, bireysel yatırımcıyla fonlar arasında bir rekabet oluşuyor mu? Fonlar halka arzlarda nasıl pozisyon alıyor?

Aslında burada bir rekabet değil, ekosistem dengesi var.

Fonlar genellikle halka arzlarda uzun vadeli oyuncu olarak yer alıyor. Arzdan sonra da ellerindeki hisseleri hemen satmadıkları için fiyat istikrarına katkı sağlıyorlar.

Bireysel yatırımcı kısa vadeli kazanç ararken, fon yöneticisi o şirketin büyüme potansiyeline yatırım yapıyor. Bu nedenle fonların katılımı arzın derinliğini artırıyor, piyasaya güven kazandırıyor.

Fonların halka arzlara girmesi, bireysel yatırımcı için olumsuz değil; aksine arz sonrası fiyatların manipüle edilmesini zorlaştıran bir denge unsuru.

Fonlar arasındaki getiri farklılıkları zaman zaman çok yüksek olabiliyor. Bir fonun performansını değerlendirirken yatırımcı “son getiriye” mi, hangi göstergelere bakmalı?

Fonun geçmiş performansı, fonun yönetimi ve içerik seçimlerine dair bir fikir vermekle beraber, aynı performansın yakalanacağına dair bir taahhüt içermiyor. Bu nedenle fona yatırım yapılırken, portföy içeriği ve içerdiği finansal araçlar ile ilgili beklentiler daha belirleyici rol oynamalı. Daha düşük riskli ve sabit getirili varlık (mevduat, TPP, finansman bonosu vb. İçeren) fonlarda fonun geçmiş getiriye paralel gitmesi beklenebilir,

Getiri tarafında, fonun başarılı yönetildiğini gösteren kriter, fonun kendi karşılaştırma ölçütünü geçip geçmediği olarak değerlendirilebilir. Genelde BIST-KYD endeksleri üzerinden karşılaştırma sağlandığı ve maalesef bu endeksler yatırımcıların kolayca ücretsiz erişebildiği platformlarda bulunmadığı için TEFAS sitesinde yer alan karşılaştırmalı getirilere bakmak alternatif olabilir. Örneğin bir hisse senedi fonuna baktığımızda son 1/6/12 ay/3 yıl ve 5 yıl için BIST100 ve BIST30 performansını geçip geçmediğine bakıp değerlendirme yapmak mümkün.

Dolayısıyla yatırımcı yalnızca “Kim en çok kazandırmış?” sorusuna değil, “Kim en sürdürülebilir biçimde kazandırmış?” sorusuna odaklanmalı.

Sektör büyürken regülasyonların da sıkılaştığını görüyoruz. Sizce düzenlemenin sıkılaştırılması fon piyasasını nasıl etkiler?

Kısa vadede bazı fon türlerinde kısıtlamalar olabilir, ancak uzun vadede bu, yatırımcı güvenini artırır.

Fon piyasası büyüdükçe SPK’nın denetim ve şeffaflık kriterleri de doğal olarak gelişiyor. Özellikle karşı taraf riski, kaldıraç kullanımı, fiyatlama ve bilgilendirme standartları konusunda yapılan sıkılaştırmalar piyasayı olgunlaştırıyor. Bence bir düzenleme de serbest fonlar ve nitelikli yatırımcı tanımı tarafında olması lazım, yatırımcılar fonlar ve piyasaya hâkim olmadan serbest fonlara kolayca yatırım yaparak risk alabiliyor.

Bugün Türkiye’de fon sektörü 8 trilyon TL büyüklüğe ulaştıysa, bu sadece yatırımcı ilgisiyle değil, güvene dayalı bir regülasyon mimarisi sayesinde mümkün oldu.

Özellikle genç yatırımcı kitlesi son dönemde “daha pasif, daha uzun vadeli” stratejilere yöneliyor. Fonlar bu anlamda uzun vadeli yatırım sürecinde nasıl bir disiplin kazandırabilir?

Fonlar, yatırımcının “duygusal karar alma” eğilimini törpüleyen en etkili araçlardan biri.

Her gün piyasa izlemek, düşüşte paniklemek, yükselişte acele etmek yerine yatırımcı fonla birlikte sistematik bir yatırım disiplini geliştiriyor.

Özellikle düzenli fon birikimi yapmak, yatırımcının piyasadaki dalgalanmaları lehine çevirmesini sağlıyor. Fiyatlar düştüğünde daha fazla pay almak, yükseldiğinde kazancı korumak, uzun vadede ciddi fark yaratıyor.

Fonlar, yatırımcının “birikim sahibi” olmaktan “yatırım kültürüne sahip birey” olmaya geçişini hızlandırıyor.

Önümüzdeki döneme bakarsak; 2025–2026 perspektifinde fon dünyasında siz hangi temaların öne çıkacağını düşünüyorsunuz?

Küresel ölçekte faiz indirimlerinin devamı gelecek diye düşünüyorum. Özellikle Fed tarafında Trump'ın indirim söyleminin ağır basacağı ve beklenenden daha fazla indirim olacağı düşünüldüğünde teknoloji teması ön planda kalmaya devam edecektir. Teknoloji tarafında yapay zekâ için gerekli enerji için nükleer ve alternatif enerji fonları da potansiyel taşıyor. Bunların karşısında sağlık ve savunma temalarını defansif olarak düşünebilir yatırımcılar.

Faiz indirim süreci altın ve gümüşte de etkisini göstereceğinden kıymetli maden fonlarına da portföylerde yer vermek değerli. Emtia tarafında Çin büyümesi başrolde olacak ama tahminler büyümenin güçlü olmayacağı yönünde. Belki tarım emtiaya ayrı bir başlık açmak gerekebilir.

Yurt içinde ise enflasyonda düşüş ve faiz indirimlerinin devamı ana gündemi oluşturacak. Bu noktda değerlendirme yapmak zor ama hisse senetleri tarafında 2026 için daha umutluyum. Yine de enflasyon ve mevduat üzeri getiriye sahip para piyasası fonları ve BIST volatilitesinden olumlu etkilenen arbitraj fonlar dengeliyici olarak portföylerde yer almalı diye düşünüyorum.

Son olarak, fonlara yeni adım atacak bir yatırımcıya “tek cümlelik” bir başlangıç tavsiyesi vermeniz gerekse ne olurdu?

Bu ileride yazmayı planladığım kitabımın adı olacak aslında bence fonları ve uzun vadeli yatırımı çok iyi özetliyor.

"Fonlar sizi zengin yapmaz ama çocuğunuzu okutur."

 

Finans