ING Yatırım Ekonomik Araştırmalar ve Piyasa Stratejileri Direktörü Pınar Uslu yazdı
ING Yatırım Ekonomik Araştırmalar ve Piyasa Stratejileri Direktörü Pınar Uslu, ulusal ve uluslararası piyasaları yakından ilgilendiren gelişmeleri ekonomim.com için değerlendirdi...
Küresel piyasalarda son günlerin ana gündem maddelerinden biri ABD tahvil piyasası. ABD Hazine Bakanlığı’nın 19 Ağustos’ta yaptığı duyuruda, uzun vadeli sabit kuponlu devlet tahvillerine (10-20 yıl ve 20-30 yıl vadeli segmentler) yönelik likidite destekli geri alım işlemlerinin büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını duyurması ve bu operasyonların daha da büyüyebileceği yönündeki mesajı, tahvil faizlerinde ilk etapta sınırlı bir geri çekilme yaratmıştı. Bununla birlikte, ABD yönetiminin yükselen uzun vadeli faizlere karşı daha aktif bir politika izlemeye başladığı algısı piyasalarda güç kazanmıştı.
Son olarak, Hazine Bakanlığı’nın artan geri alım operasyonlarını finanse etmek için Hazine Genel Hesabı’ndaki nakit bakiyeyi kullanabileceğine yönelik haber akışı gündeme geldi. Ancak yatırımcılar, bu tür adımların ABD’nin geleneksel “düzenli ve öngörülebilir” borçlanma çerçevesinden uzaklaşması halinde orta ve uzun vadede tahvil piyasasında risk primini artırabileceğinden endişe ediyor.
18 Ağustos’ta yani geri alım miktarının artırılacağı açıklamasından bir gün önce %5.3360 seviyesini gören ABD’nin 30 yıllık tahvil faizi, 25 Ağustos sabahında vadeli işlemlerde %5.23 seviyesine yakın seyrediyor.
Genel olarak bakıldığında, ABD tahvil piyasasına yönelik adımların yanı sıra ticaret ve jeopolitik başlıklar da küresel risk iştahının seyri açısından belirleyici olmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Trump’ın Kanada’dan ithal edilen otomobil ve otomobil parçalarına %50 tarife uygulanacağını açıklaması, iki ülke arasındaki ticaret geriliminin yeniden yükselmesine neden oldu. İran konusunda ise ABD yaptırım baskısını artırırken, Hazine Bakanı Bessent, İran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelerin de yaptırımlarla karşılaşabileceği mesajını verdi. Özellikle Çin’in bu sürecin merkezinde yer alması, ABD-Çin ilişkilerine yönelik endişeleri yeniden gündeme taşıyor.
Yurt dışı piyasalarda haftanın öne çıkan başlıkları 26 Ağustos’ta yayımlanacak ve Fed’in yakından takip ettiği çekirdek PCE verisi, aynı gün açıklanacak Nvidia’nın finansal sonuçları ve 27 Ağustos’ta başlayacak Jackson Hole Sempozyumu’nda Fed Başkanı Warsh’ın yapacağı değerlendirmeler olacak.
Çekirdek PCE verisinin aylık bazda %0.2, yıllık bazda da %3.3 artması bekleniyor. Son dönemde yapay zeka teması hisse senedi piyasalarının en önemli hikayelerinden biri olmaya devam ederken, Nvidia’nın vereceği mesajlar ise teknoloji sektörü ve genel risk iştahı açısından da belirleyici olabilir. Özellikle veri merkezi gelirlerinin seyri, yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği ve şirket yönetiminin ileriye dönük beklentileri piyasalarda yakından izlenecek.
Bu haftaki Jackson Hole sempozyumu ise, Fed Başkanı Warsh’ın göreve gelmesinden sonraki ilk önemli küresel sınavlardan birisi olacak. Warsh’ın faizlere ilişkin doğrudan bir yönlendirme yapma eğiliminde olmaması nedeniyle, piyasalar özellikle enflasyon, büyüme ve finansal koşullar arasındaki dengeyi nasıl gördüğüne dair ipuçlarını takip edecek.
Son dönemde Fed’in iletişim dilinde daha temkinli ve veri odaklı bir yaklaşım öne çıkarken, Warsh’ın kısa vadeli politika sinyallerinden ziyade daha uzun vadeli bir çerçeve sunmayı tercih etmesi mümkün görünüyor. Bu nedenle konuşmanın, Fed’in Eylül toplantısına ilişkin net bir sinyal vermekten ziyade, bankanın önümüzdeki dönemde nasıl bir politika çerçevesi izleyeceğine dair beklentileri şekillendirmesi daha olası görünüyor.
25 Ağustos sabahında 1.1660 seviyesine yakın olan EUR/USD paritesinde, 200 günlük basit hareketli ortalamanın bulunduğu 1.1632 ve 1.1590 seviyeleri destek olarak takip edilebilir. Paritede 1.1700-1.1725 aralığı önemli direnç olmayı sürdürüyor.
Ons altında üç ayı aşkın sürenin en yüksek seviyesi görülürken, US$ 4,700 seviyesine yaklaşıldığında bir miktar kar realizasyonunun geldiği görüldü. 25 Ağustos sabahında US$ 4,624 seviyesindeki altının ons fiyatında, US$ 4,576 ve US$ 4,519 seviyeleri destek; US$ 4,652 ve US$ 4,714 seviyeleri de direnç olarak izlenebilir.
TCMB, 1 Mart’ta ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlama kararı aldı. Enflasyon Raporu toplantısında Başkan’ın bu yönde sinyal vermiş olması nedeniyle duyuru piyasalar açısından sürpriz niteliği taşımadı. Başkan, haftalık repo ihalelerine yeniden başlanmasını, para politikasının operasyonel çerçevesinde bir normalleşme adımı olarak değerlendirmişti. Karar sonrasında 2 yıllık tahvilin bileşik faizi %40.85’ten %40.10’a geriledi. Piyasalar ilk faiz indiriminin Eylül toplantısında mı, yoksa Ekim toplantısında mı gelebileceğini değerlendirmeye devam ediyor.
BIST 100 endeksinde, 14,439, 14,288 ve 14,176 puan seviyeleri destek; 14,650, 14,735 ve 14,800 puan seviyeleri direnç olarak takip edilebilir.
Genel olarak bakıldığında, küresel piyasalarda tahvil piyasasına yönelik gelişmeler, ticaret politikaları ve jeopolitik haber akışı ön planda kalmaya devam ederken; bu hafta açıklanacak ABD çekirdek PCE verisi, Nvidia’nın sonuçları ve Jackson Hole Sempozyumu’ndan çıkacak mesajlar risk iştahının seyri açısından belirleyici olabilir. Yurt içinde ise piyasa oyuncuları, TCMB’nin operasyonel çerçevede attığı normalleşme adımlarının para piyasası faizleri ve faiz indirimi beklentileri üzerindeki etkilerini yakından izlemeyi sürdürecek.
Not: “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.”