Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet’in ekonomik altyapısını hazırladı
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, EKONOMİ gazetesi için kaleme aldı.
23 Nisan, Türk genci ve Türk girişimcisi için sarsılmaz bir özgüveni ifade eder. 23 Nisan, teknoloji tüketen değil teknoloji üreten Türkiye’nin yolunu açan bir başlangıçtır. 23 Nisan, Türk insanının hayallerinin kararlılıkla peşinden gidilince, gerçek olacağının simgesidir.
Nisan yeniden diriliş mevsimidir; insanı baharın canlılığı ile, yeni ve büyük umutlarla doldurur. Türk tarihinde ise bir dönüm noktasıdır nisan ayı. Dönüm noktasıdır, çünkü 23 Nisan 1920’de Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisi, umudu tükenmiş bir millete rehber olmakla kalmadı, aynı zamanda dünya tarihine bir milletin kurtuluş savaşını yöneterek zafere ulaştıran tek meclis olarak geçti.
Gazi Meclisimiz, zor şartlar altında bile ekonomik gerçeklerin farkında olduğu için “tam siyasal bağımsızlık” ile eş zamanlı “tam ekonomik bağımsızlık” ülküsüyle yola çıktı. Bu amaçla Meclisimizin ilk Hükümeti işgali bertaraf edecek hükümlerin yanı sıra “ihracatın kayıtsız şartsız serbest olduğu” kararını aldı. Sözgelimi Samsun bölgesinde yetişen tütünlerin ihracatının artırılması için gerekli önlemleri hemen uygulamaya soktu.
Vatanımıza karşı girişilen işgal ve istila teşebbüsleri bitmedi
Yine Meclisimiz, açılır açılmaz ilk Bütçe kanununu çıkartarak, Duyûn-ı Umûmiye’nin ve Tütün Rejisinin vergi toplama yetkisini kaldırdı. Dolayısıyla Meclisimiz bir yandan vergi toplamada otoritesini paylaşmayarak hem Milli Mücadele’yi finanse etti, hem de üretimin devamlılığını sağlayarak Cumhuriyet’in ekonomik altyapısını hazırladı. Ne yazık ki Cumhuriyet’in ilanından sonra başlatılan yatırım ve kalkınma hamlesi; 1929 Dünya Bunalımı, İkinci Dünya Savaşı, darbeler, anarşi ve koalisyon dönemi gibi sebeplerle ciddi kesintilere uğradı.
Meclisimizin açılışının 103. yıldönümünün idrak ettiğimiz 2023 yılında, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken, ekonomik gelişme gayretlerimizi kesintiye uğratan bu unsurları hiç unutmamalıyız. Şuna dikkat kesilmeliyiz ki, vatanımıza karşı girişilen işgal ve istila teşebbüsleri bitmedi. İşgaller ve istilalar sadece şekil değiştirdi. Dün çelikten zırhlıları ve en son teknoloji ürünü silahlarıyla topraklarımızı işgal edip devletimizi parçalayan emperyalist zihniyet, bugün “kelimelerimizi”, “zihniyetimizi”, “değerlerimizi”, “girişim ruhumuzu” ve “üretkenliğimizi” istila ediyor.
103 yıl, girişimci ve yenilikçi anlayışa kapılar açtı
Tüm bu tertip ve düzenlere rağmen Cumhuriyetin gelenek ve geleceğini “bir” eden nesilleri, hem bu istilalara karşı durdular, hem de girişimci ve yenilikçi anlayışlarıyla yeni bir kapıyı açtılar. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye, bütün yurdu saran otoban, duble ve demir yollarıyla, İstanbul Havalimanı, Marmaray, Avrasya Tüneli, Osmangazi Köprüsü, Çanakkale 18 Mart Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve birbiri ardına açılan fabrikalarıyla, doğalgaz ve petrol keşifleriyle yeni bir yüzyıla giriş yapıyor.
Türklerin teknolojide ulaştıkları seviyenin simgesi, Türk dijital çağını başlatan TOGG T10X oldu. Türk mühendislerinin tasarımı ve bilgisiyle ilk Milli Muharip Uçağımız piste çıkarken, Atak Helikopterimiz gökyüzünde yerini aldı. Nisan ayında Barbarosların ruhunu şad eden, Türk tersanelerinde inşa edilen “dünyanın ilk SİHA” uçak gemisi TCG Anadolu, Donanmamızın envanterine kaydedildi.
Ve 23 Nisan gibi anlamlı bir günde, Milli Mücadele’nin unutulmaz komutanı Fahrettin Altay’ın adını taşıyan Altay tankımız, Ordumuzun emrinde görevine başladı. Bu ve buna benzer onlarca proje, Türkiye ekonomisinin geldiği son noktayı gösteriyor. Vatanın bağımsızlığı için 23 Nisan 1920’de resmen başlayan Milli Mücadelemizde göğüslerini siper edenlerin evlatları bugün karada, denizde ve havada teknolojik siperler inşa ederek ecdadını gururlandırıyor.
23 Nisan’da açılan Meclis Türk insanını mandacı zihniyete ezdirmedi
Bunu nasıl başardık? 23 Nisan’da açılan Meclis, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde, Türk insanını mandacı ve istilacı zihniyete ezdirmedi. Böylece onların gözlerinde ve zihinlerinde esaret değil özgürlük ülküsünü yeşertti. O yüzdendir ki 23 Nisan, Türk genci ve Türk girişimcisi için sarsılmaz bir özgüveni ifade eder. O yüzden 23 Nisan, teknoloji tüketen değil teknoloji üreten Türkiye’nin yolunu açan bir başlangıçtır. O yüzden 23 Nisan, Türk insanının hayallerinin kararlılıkla peşinden gidilince, gerçek olacağının simgesidir.
Bugün Türk mühendisi, Türk işadamı ve Türk müteşebbisi olarak Milli Mücadele’yi yürüten ve kazanan şehitlerimize karşı görevimizi yapmanın mutluluğu içindeyiz.
Meclisimizin açılışının 103. yılında Türk iş dünyası olarak, hiçbir tuzağa düşmeden, daha çok istihdama, daha çok yatırıma ve daha çok ihracata odaklanma ülküsündeyiz.
Ülkemizi de, iş dünyamızı da “artıya” geçirecek “oyun bozan” bir üretim ruhunu kuşanmaktayız. Biliyoruz ki, biz bu ülküyü ve 23 Nisan ruhunu kaybetmedikçe, güneş ufuktan her gün daha güçlü bir Türkiye’nin üzerine doğacaktır.