İnşaat ve altyapıda yerel seçim hareketliliği yok

Mart ayında yapılacak yerel seçimler öncesi daha önceki seçimlerden farklı olarak inşaat ve altyapı sektöründe durgunluk yaşanıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
İnşaat ve altyapıda yerel seçim hareketliliği yok

Hüseyin GÖKÇE

Türkiye’de içeriği ne olursa olsun yıllardır yapılan her seçim için ‘bu seçim çok önemli’ ifadeleri kullanılır. İster referandum, ister milletvekili genel seçimi, isterse Cumhurbaşkanı seçimi olsun Ankara’da bu ifadeleri çok sık duyarız.

Tabii ki seçimlerin olmazsa olmazı ise yatırımlardır. Özellikle yerel seçimler öncesinde, belediyelerin biraz daha esnek davrandıkları gerçeğinden hareketle Türkiye adeta büyük bir şantiyeye döner. Ruhsatsız alanlarda mantar gibi inşaatlar biter. Bu durum ise inşaat ve altyapı sektörüne büyük canlılık katar.

Ancak her nedense 2024 yılı Mart ayının sonlarında yapılacak yerel seçimler için aynı hareketliliğin yaşandığını söylemek güç. Sektörden çok sayıda konuştuğumuz iş insanları, bu seçim sürecinin öncekilere göre farklı ilerlediğini söylüyor.

İş insanlarının, önceki seçimlerde alışık olunan yatırım hareketliliğinin bu seçimde yaşanmadığının altını çizerken, “Hatta iş o kadar ileri boyuta vardı ki birçok yerel yönetim ve kamu kurumu yapılması zorunlu olan altyapı yatırımlarını bile ya durdurdular ya ertelediler” ifadeleri dikkat çekiyor. Kaynaklar, gelinen noktada özellikle enflasyonla mücadele programının yatırımlarda tereddüt yarattığını belirtirken, yerel yönetimlerin finansman temininde yaşadıkları sıkıntıların ise çeşitli nedenlerle bir türlü aşılamadığını kaydediyorlar.

Baran’ın çekte ibraz yasağına süre uzatımına itirazı sürüyor

Türkiye’de karşılıksız çek ve buna ilişkin getirilen veya uygulanmayan yaptırımlar, iş dünyası içinde tartışma konusu oluyor. Özellikle pandemi döneminde ödeme güçlüğü içinde olan işletmelere destek olmak amacıyla, karşılıksız çeklerin tahsil amacıyla bankaya ibrazına ilişkin getirilen yasağın ikinci kez uzatılması gündemde. Ankara Ticaret Odası(ATO) Başkanı Gürsel Baran ise b u düzenleme çıktığı andan itibaren karşı çıkan tarafta bulunuyor. Baran, çekle ilgili bugüne kadar yapılan düzenlemelerin tamamında verdiği çek karşılıksız çıkanların ‘mağdur’ olarak tanımlandığına dikkat çekiyor. Burada asıl mağdurun, verdiği mal veya hizmet karşılığında aldığı çek karşılıksız çıkanların olduğuna değinen Baran, bu tarz uygulamaların alışkanlık haline getirilmesinin, ticaret zincirinin halkalarını koparacağını, takip eden süreçte bu kez çeki tahsil edemeyen alacaklıların, borçlarını ödeyemeyecek duruma gelecekleri konusunda uyarıyor.