Türkiye, Taliban'la masaya oturacak mı?

Karadağ ve Bosna Hersek ziyaretlerinin ardından uçakta gazetecilerle sohbet eden Erdoğan, Türkiye, Taliban ile masaya oturacak mı sorusunu yanıtladı. Erdoğan, "Özgüvenimizle beraber eğer Türkiye'ye böyle bir şey gelirse, biz de değerlendirmelerimizi yaparız. Değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra da böyle bir işe girmemiz gerekirse gireriz, girmememiz gerekirse girmeyiz " dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Türkiye, Taliban'la masaya oturacak mı?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek ve Karadağ ziyaretleri dönüşünde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Gündeme dair soruları yanıtlayan Erdoğan, Afganistan'da yaşananlar ve Türkiye'nin duruşuyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Taliban'la masaya oturulmaması konusundaki görüşlerin aktarılması üzerine Erdoğan, "Biz çözüm odaklı çalışıyoruz. 'Taliban’la aynı masaya oturulmasın' diyorlar. Bir defa aynı masaya oturmadan hiçbir yerde siz bir çözüm üretemezsiniz. Bizim bu noktada özgüvenimiz var. Özgüvenimizle beraber eğer Türkiye'ye böyle bir şey gelirse, biz de değerlendirmelerimizi yaparız. Değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra da böyle bir işe girmemiz gerekirse gireriz, girmememiz gerekirse girmeyiz" ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Balkanlara ilgi devam edecek

Bosna Hersek ve Karadağ'a gerçekleştirdiği ziyaretler çerçevesinde temaslarını tamamladığını, ziyaretinin ilk durağı olan Saraybosna'da Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini dile getiren Erdoğan, Bosna Hersek'teki temaslarında gerek ikili, gerek bölgesel, gerek küresel konuları ve her alandaki iş birliğini daha da ilerletmek için birlikte atabilecek adımları konuştuklarını aktardı.

Saraybosna-Belgrad otoyolu başta olmak üzere muhtelif alanlardaki mevcut projelerde gelinen aşamayı değerlendirme fırsatı bulduklarını ifade eden Erdoğan, "Ülkelerimizin yararı ve Bosna Hersek’in kalkınma gayretlerinin desteklenmesi adına hayata geçirebileceğimiz yeni iş birliği alanları üzerinde fikir teatisinde bulunduk. Güncellenmiş Serbest Ticaret Anlaşmasının 1 Ağustos 2021 itibarıyla yürürlüğe girmesi, gerek ticaretimizin gerek Bosna Hersek’teki yatırımlarımızın artmasına katkı sağlayacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, ziyaretinin Karadağ bölümünde de gerek Cumhurbaşkanı Milo Cukanoviç gerek Başbakan Zdravko Krivokapiç ile samimi ve verimli görüşmeler yaptıklarını, aynı zamanda Parlamento Başkanı Aleksa Beçiç ile de ikili ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdiklerini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadağ ziyaretine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dost ve müttefik Karadağ ile sürekli gelişen ilişkilerimizin daha da ilerlemesi için birlikte atabileceğimiz adımları değerlendirdik. Her anlamda çok dostane ilişkiler sürdürdüğümüz Karadağ'daki temaslarımda aynı anlayışın Karadağlı dostlarımızca da paylaşıldığını görmekten memnuniyet duydum. Diğer yandan Karadağ tarafında özellikle oradaki Türk yatırımlarının artmasını arzu eden güçlü bir irade olduğunu gözlemlemek bizleri sevindirdi."

Ziyareti sırasında Karadağ'daki akraba toplulukların temsilcileri ve İslam Birliği Başkanı ile de bir araya geldiğini ifade eden Erdoğan, "Bosna Hersek ve Karadağ ziyaretlerimiz, buralarda yaptığımız programlar, Balkan bölgesine yönelik kapsamlı ve çok yönlü ilişkilerimizin güçlendirilmesi için yürüttüğümüz politikanın son halkasını oluşturuyor" dedi. 

Bosna Hersek ile 1 milyar euroluk ticaret hedefi

Türkiye-Bosna Hersek ticaretinde 1 milyar euro hedefine değinen Erdoğan, "Boşnak, Hırvat, Sırp, tüm Bosna Hersekli muhataplarla yakın temaslarımızı sürdüreceğiz. Bosna Hersek ile ticaret hacmimizi 1 milyar avroya çıkartmayı planlıyoruz. Bunun için ilave adımlar atıyoruz. Bu noktada Saraybosna-Belgrad otobanının tamamlanmasını çok önemsiyorum. Bu otoban Balkanların barış yolu projesi olacak ve tüm bölgenin kalkınmasına, barış ve istikrarına katkı sağlayacak. Sava nehrinin üzerindeki köprü de 2022'nin sonunda tamamlanacak. Temelini bizler liderler olarak beraber atmıştık. Bunlara Bosna Hersek'in ekonomik kalkınmasını sağlayacak projeler olarak bakıyoruz" dedi.

 

Erdoğan'dan Afganistan mesajı: Süratle toparlanmalılar

Erdoğan, değerlendirmelerinin ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.

Bir basın mensubunun "Afganistan'da güvenlik ve istikrarın sağlanmasında Türkiye'nin yeni kurulacak hükümete nasıl bir desteği olabilir? Bu minvalde Afganistan'ın güvenliğinin sadece Afgan halkı açısından değil, komşu ülkeleri açısından da son derece önemli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin öncülüğünde Afganistan'ın komşuları olan Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın da dahil olduğu bir süreç işletilebilir mi?" sorusu üzerine Erdoğan, şu anda henüz Afganistan'da bir hükümetin kurulmadığını ve ne gibi bir getirisi götürüsü olacağının belli olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Taliban'ın açıklamaları ılımlı ama 20 yıl öncesinin açıklamalarıyla, şimdiki açıklamalar acaba örtüşüyor mu? Buna baktığımız zaman burada tabii tereddütler söz konusu. Burada süreci şu anda bizim hassasiyetle izlememiz lazım. İşte bakın hiç umulmadık anda 200'e yakın insan öldü. Ölenlerin içinde Taliban mensupları da var. Edinilen istihbarata göre, tamamıyla DEAŞ Horasan deniliyor. Biz burada süreci dikkatle takip etmeliyiz. Bir defa kesinlikle Taliban'ın devlet olma veya devlet yönetme noktasındaki duruşu nedir, bunu göreceğiz.

Biz 20 yıldır Afganistan'a gerek altyapı gerek üstyapı ile ilgili olsun, her türlü desteği verdik. Ama gel gör ki, mesela Afganistan'ın kuzeyinde Taliban çok ciddi hasarlar verdi. Mesela şu anda kendisi de bir Türk olan Dostum tehdit altında olduğu için Afganistan'dan çıkmak zorunda kaldı. Şimdi bunlar tabii düşündürücü. Yarın başka ne olur ne olmaz bunları bilemeyiz. Aynı şekilde Afganistan'ın komşusu durumunda olan ülkeler, Azerbaycan'dan başlamak suretiyle, burada Türkmenistan, öbür tarafta Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan hep birlikte Taliban'ın atacağı olumlu adımlara belki ortak olmak isterler.

Biz de bu noktada yardımcı olmak isteriz. Türkiye Cumhuriyeti'nin belli bir birikimi var, belli bir altyapısı var. Bu birikim ve altyapıyla yardımcı olmak isteriz. Ama yardımcı olabilmek için de kapıların bir açılması lazım. Onun için de şu anda bizim istihbaratımızın Taliban muhataplarıyla görüşmeleri oluyor. Bunun dışında güneyde bazı ülkelerde bir araya gelmek suretiyle görüşmeler oluyor. Hepsinden öte işte şimdi Doktor Abdullah Abdullah ve Hamid Karzai oralarda bir araya geliyorlar. Onların verdiği sinyaller de bizim için çok çok önemli. Türkiye olarak bizim derdimiz şu; Afganistan süratle toparlanmalıdır. Artık Afgan halkı bu kadar yükü çekemez. Ortada 40 milyona yakın bir nüfus var. Devasa bir ülke var. Biz Afganistan'ın birliğine, beraberliğine her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki Afganistan tarafından da bu anlamda o yaklaşımı görelim."

"Libya gibi bir anlaşma yapmak mümkün değil diyemem"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun "Dün Türkiye'nin teknik heyet dışında sivil ve askeri bütün unsurlarını Afganistan'dan çektiğini söylediniz. Buraya Libya benzeri bir anlaşma ile dönme ihtimali var mı? Şimdiden bunu konuşmak erken mi? 'Taliban'ın Kabil Havalimanı'nın işletilmesi noktasında bize teklifleri var. Bu konuda henüz verilmiş bir kararımız yok' dediniz. Hangi şartlar altında bunu kabul ederiz. Anlaşma sağlanırsa Somali benzeri bir işletme durumu mu olur? Türkiye Afganistan krizinde ne tür bir rol oynayabilir?" sorusu üzerine, "Libya gibi bir anlaşma yapmak mümkün değil diyemem. Aynı tür bir anlaşmayı yaparız. Yeter ki aynı şekilde karşımızda bir muhatap bulalım. Eğer aynı şekilde bir muhatap karşımızda olursa niye öyle bir anlaşma yapmayalım? Bizim derdimiz problem çözmek." diye konuştu.

Türkiye, Taliban'la aynı masaya oturacak mı?

Türkiye'de Taliban'ın muhatap alınmaması konusundaki görüşlerin hatrılatılması üzerine Erdoğan şu değerlendirmeleri yaptı:

"Bizi bazı kesimler ilgilendirmez. Biz kendi irademize bakacağız. Biz ne düşünüyoruz, ne yapacağız ona bakarız. Türkiye'nin bu bazı kesimler dediğiniz muhalefeti, ana muhalefeti hiçbir şekilde çözüm odaklı çalışmadı ki… Ama biz çözüm odaklı çalışıyoruz. 'Taliban’la aynı masaya oturulmasın' diyorlar. Bir defa aynı masaya oturmadan hiçbir yerde siz bir çözüm üretemezsiniz. Mesela Dodik, 'Biz niçin üçüncü bir ülkeyi kalkıp da aramıza sokalım? Erdoğan var, Erdoğan'ı davet edelim. Türkiye var, Türkiye'yi davet edelim. Onlarla biz bu işi yapalım' diye basın toplantısında açık açık söyledi. Ortada bu tür şeyler de var. Ama bu konuda Türkiye'nin muhalefeti, ana muhalefeti böyle bir yaklaşımın içerisine girmedi, girmez. Ama bizim bu noktada özgüvenimiz var. Özgüvenimizle beraber eğer Türkiye'ye böyle bir şey gelirse, biz de değerlendirmelerimizi yaparız. Değerlendirmelerimizi yaptıktan sonra da böyle bir işe girmemiz gerekirse gireriz, girmememiz gerekirse girmeyiz.

Biliyorsunuz ilk etapta biz Afganistan'dan çıkmayı düşünmedik. NATO zirvesinde de bunları Biden ile konuştuk ama Biden'a biz 3 tane teklif getirdik. Dedik ki, bir defa idari ve mali noktada bize destek olacaksınız. İki, diplomatik destek vereceksiniz. Üç, lojistik destek vereceksiniz. Eğer bunlar verilirse biz burada kalabiliriz. Havaalanı meselesinde de Taliban ne diyor, 'Güvenliği bize verin ama işletmeyi siz alın.' Nasıl güvenliği size veririz? Güvenliği siz aldınız, ondan sonra orada yine kan gövdeyi götürürse biz bunu dünyaya nasıl izah edeceğiz? Bu kolay bir iş değil. İşte bunlar konuşuldu, hemen ertesi gün 200'e yakın kişi öldü."

"Onlar da görmüştür belki" değerlendirmesi üzerine Erdoğan, "Belki… Ama bütün bunların riski var. Biz şimdi önceki gece itibarıyla elhamdülillah bütün oradaki ekibimizi aldık; asker, sivil döndük. Böylece Afganistan'dan ekibimizi çıkarmış olduk." dedi.

Büyükelçiliğin çalışmalarının sorulması üzerine Erdoğan, büyükelçiliğin, iki haftadır çalışmalarını geçici olarak Kabil Havaalanında yürüttüğünü belirterek, "Önceki gün yeniden şehir merkezindeki büyükelçilik binamıza döndüler ve faaliyetlerine buradan devam ediyorlar. Şu anki planımız bu şekilde diplomatik varlığımızın sürdürülmesi yönünde. Planlarımızı güvenlik durumuyla ilgili gelişmelere göre sürekli güncelliyoruz. Tüm ihtimallere karşı gerekli alternatif planlarımızı hazır tutuyoruz. Personelimizin güvenliği önceliğimizdir." ifadelerini kullandı.

"Burada da tabii Taliban'ın kadınlara bakışı bana göre 20 yıl öncesi gibi olmayacaktır"
Erdoğan, bir basın mensubunun Müslüman kadınların tecrübelerini Afgan kadınlarla paylaşabilmesi için önerisini sorması üzerine Erdoğan, "Afgan kadınlarıyla alakalı olarak, biz ülkemizdeki kadınları nasıl görüyorsak Afganistan'daki kadınların aynı hakları yaşaması noktasında elimizden gelen bütün gayretle adımlarımızı atarız." dedi.

Ancak Afganistan'ın şartlarıyla Türkiye'nin şartlarının aynı şekilde değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Orada şu anda belli bir süreç var ve bu sürecin bir akıp gitmesi lazım ki sağlıklı bir ortam ortaya çıksın. Zaman zaman Afganistan'dan parlamentodan gelen kadın parlamenterler oldu. Onlarla da görüşürdüm. Onlar da kendi kadınlarının duruşunu anlattıkları zaman belli bir ilerleme kaydettiklerini söylerlerdi. Örnek olarak da bizim kadınlarımızı gösterirlerdi. Şimdi burada da tabii Taliban'ın kadınlara bakışı bana göre 20 yıl öncesi gibi olmayacaktır. Onlar bu konuda da bir değişikliği muhakkak göreceklerdir. Bunların bulunduğu yerde direnmelerinin de herhalde anlamı olmayacaktır. Ve bütün bu görüşmelerde, gelişmelerde, yine az önce söylediğim gibi, bizden istedikleri bir destek olması halinde biz her türlü desteği Afganistan'a veririz ki bu reformist bir yaklaşımdır. Bu reformist yaklaşımda da yine Afganistan böyle bir talepte bulunursa biz bu talebi de yerine getiririz."

"DEAŞ'a karşı dünyada kararlı mücadele eden tek ülke; Türkiye"

Bir gazetecinin eski ABD Başkanı Donald Trump'ın DEAŞ'ın Horasan grubuna ilişkin "DEAŞ'ın yüzde 100'ünü devirdim. Suriye'de, Irak'ta devirdik. Şimdi yeni bir DEAŞ var." açıklamasıyla ilgili görüşünü sorması üzerine Erdoğan, "Doğrusu ben bu açıklamayı hiç doğru bulmuyorum. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil." dedi.

Trump ile ikili özel görüşmelerinin olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ama bir defa Amerika, DEAŞ’ı bitirmemiştir. DEAŞ'a karşı da hiç böyle ciddi ve kararlı bir mücadele vermemiştir. DEAŞ'a karşı dünyada kararlı mücadele eden tek ülke vardır, o da Türkiye'dir. Bu mücadeleyi biz ülkemizde verdik, veriyoruz, şu anda hala veriyoruz. Irak'ta verdik, veriyoruz. Suriye'de verdik, veriyoruz. Acaba onlar dünyanın neresinde DEAŞ ile mücadele vermişler? Eğer bunları bitirmiş olsalardı Irak'takileri bitirirlerdi; Irak'ta bile halledemediler. Bu mücadele şu anda hala devam ediyor. Temennim odur ki şu anda Biden yönetimi Amerika'nın bıraktığı yerden, böyle bir yaklaşımı devam ettirsin ve DEAŞ Horasan’ı halletsinler. Çünkü artık önümüzde şimdi DEAŞ Horasan diye bir şey çıktı. Onlarla bu mücadeleyi sürdürelim. Biz de onlarla beraber adım atarız."

"Kendi içlerinde bu kararı vermeleri bizim böyle bir adımı atmamız için yeterlidir"
Erdoğan, bir gazetecinin "Bosna Hersek'te BM'nin eski Yüksek Temsilcisi Valentin İnzko'nun Srebrenitsa Soykırımı'nın inkarını suç sayan kararı ile başlayan gerilime rağmen Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi'nin üç üyesi, zat-ı devletlerinin ziyareti vesilesiyle bir araya geldiler. Hem Sırp lider Milorad Dodik'in hem de Hırvat lider Jelko Komşiç'in Türkiye'nin bölgede huzur ve barışın garantörü olduğu şeklindeki beyanları dikkate alındığında ülkemizin Bosna'da bundan sonra üstleneceği rol ne olacaktır?" sorusu üzerine, şu değerlendirmede bulundu:

"Bosna'da eğer bu üçlü kendi arasında bir birliktelik sağlar ve 'Biz Türkiye’ye böyle bir görevi vermek istiyoruz, bizim işimize kimse karışmasın, sadece Türkiye burada bizim adımıza bir ara buluculuk yapsın.' derlerse biz o zaman bu işe gireriz. Ama Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konsey üyelerinin bu kararı vermesi lazım. Kendi içlerinde bu kararı vermeleri bizim böyle bir adımı atmamız için yeterlidir. Kendilerine söyledim zaten. 'Eğer böyle bir karar verecek olursanız biz de değerlendirmelerimizi yaparız. Bir yerlerden talimat bekleyerek değil, siz üçlü olarak bu kararı verin. Ondan sonra da sizin aldığınız karar üzerine bu adımı hayırlısıyla atarız.' dedim."

"Bölgemizde yeni, yapıcı yaklaşımlara ihtiyaç var"

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türk kamuoyundan bazı olumlu sinyaller aldıklarını belirterek, "Bu sinyalleri değerlendireceğiz." şeklindeki açıklaması sorulan Erdoğan, Ermenistan'da kurulan yeni hükümetin bölge için hayırlı olmasını temenni etti.

Erdoğan, "Bölgemizde yeni, yapıcı yaklaşımlara ihtiyaç var. Görüş ve beklenti farklılıkları bulunsa da birbirinin toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygı dahil, güven temelinde iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek için samimi bir çaba göstermek, sorumlu bir hareket tarzı olacaktır. " dedi.

Yakın tarihin husumet kaynağı olmaması, sürdürülebilir barış ve birlikte yaşama için yapıcı adımlar atılması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Tek taraflı suçlamalar yerine ileri bakan, gerçekçi yaklaşımlar hakim olmalıdır. Bu yönde ilerlemeye hazır olduğunu beyan eden bir Ermenistan hükümeti ile ilişkilerimizi kademeli olarak normalleştirmek için çalışabiliriz. Artık barış ve istikrarı kalıcı hale getirip ekonomik kalkınma ve bölgesel iş birliği şartlarını sağlamalıyız." diye konuştu.

Benzer anlayışla, Azerbaycan'ın da kapsamlı bir barış anlaşması için Ermenistan ile müzakereler başlatmayı önerdiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"9 Kasım 2020 tarihli üçlü deklarasyonda mutabık kalındığı üzere tüm bölgenin birbirine bağlanması suretiyle, güney Kafkasya'yı dönüştürecek yeni fırsatlar doğacaktır. Bu tarihi fırsatı iyi kullanmak isteyen tüm taraflarla çalışmaya hazırız. 5'li ya da 6'lı bir platform önerimiz ortada. Bu platformun içinde Türkiye, Azerbaycan, Rusya, İran ve Ermenistan var. Hatta biz dedik ki bunun içerisine Gürcistan'ı da koyalım. Eğer bu platform bu şekilde kabul edilmiş olsa öyle zannediyorum ki bölge çok daha rahatlayacak. Çünkü bölgede demir yollarının, otoyolların yapılması gerekiyor. Bu platform olduğu takdirde bu yollar, gönülleri de birbirine bağlayacaktır. Böyle bir adımın atılmasıyla da bölgedeki sıkıntıları aşmış oluruz diye düşündük. Sayın Putin’le bunları görüştüğümüzde mutabık kaldık. Aynı şekilde İlham Aliyev'le mutabık kaldık. Bu arada İran'da Cumhurbaşkanı değişikliği oldu. İran'ın yeni Cumhurbaşkanı Sayın Reisi ile de bunu konuşabiliriz. Sonra yeniden bu platformun hayata geçirilmesi için adımlarımızı atarız."

S-400 meselesi Rusya ziyaretinde ele alınacak

"Rus yetkililerden ikinci paket S-400 alımıyla ilgili ilerleme sağlandığı açıklaması geldi. İkinci paket alım söz konusu mu?" sorusu üzerine Erdoğan, "Rusya ile ilgili, ikinci paketin alımı vesaire, bu konularda bizim herhangi bir tereddüdümüz yok. Rusya ile bizim gerek S-400 konusu olsun gerek savunma sanayine yönelik olsun, birçok adımımız var. Hatta daha değişik bir alternatifi söyleyeyim. Mesela bu yangınlarda onlardan gelen Ilyushin uçaklarını kullandık. Son telefon konuşmamızda da bu konuyu görüştük. Rusya seyahatimde de bütün bunların hepsini tekrar ele alacağız." ifadelerini kullandı.

Türkiye-İsrail ilişkileri

Erdoğan, İsrail ile ilişkilerin iyileştirilmesiyle ilgili işleyen herhangi bir sürecin bulunup bulunmadığına ilişkin soruya karşılık, "Biz İsrail ile ilgili durumları zaten Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşerek gözden geçirmiş bulunuyoruz. Yeter ki başbakan ve diğer bakanlarda bir sıkıntı olmasın. Eğer bu BM Genel Kurulunda Sayın Cumhurbaşkanı orada olursa belki onunla orada da bir görüşmemiz olabilir." yanıtını verdi.