Konuklarının sayısı bir milyonu aşmış bir aileyiz

Ünü ülke dışına taşan Ankara’daki Trilye Restaurant’ın sahibi, gurme yazar Süreyya Üzmez, “Müşterilerimiz misafirimizdir. Çok sayıda müdavimimiz var. 20 yıl önce çocukları ile gelenler, onların mezuniyetlerini bizde kutluyor” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Konuklarının sayısı bir milyonu aşmış bir aileyiz

FARUK ŞÜYÜN

Ankara’daki Trilye Restaurant’ın sahibi, gurme yazar Süreyya Üzmez, yarım asra yakın bir süredir gastronomi ile uğraşıyor. “Trilye’nin çok ketum duvarları var, dilsizi oynuyor, dile gelip konuşmuyor. Yoksa elekten devenin düştüğünü bile anlatır size” diyen Süreyya Bey’in lokantası tam böyle bir yer. Çünkü, Amerika Başkanı'ndan İtalya Başbakanı'na, Portekiz Cumhurbaşkanı'ndan Brunei Sultanı'na, Oliver Stone'dan Sean Pean'e pek çok ünlü devlet adamı, siyasetçi, aktör ve gurme birçok defa yemek yemiş Trilye’de... Tabii ki siyasetten sanata Türkiye’nin önde gelen isimleri de halen konukları arasında...

Süreyya Bey’in yeni kitabı ‘Trilye’nin Oltasına Takılanlar – II’nin imza günü için Ankara’dayım. Kitabında, Trilye misafirlerinden başarı hikâyelerine hayran kaldığı ünlü 101 ismi anlatıyor. Üniversitelerde girişimcilik derslerinde yardımcı ders kitabı olabilecek nitelikte bir çalışma. Kitaptaki isimlerin her birine ayrılan sayfaların ardından Trilye’nin inovatif ürünlerinden biri geliyor.

Trilye’nin 23. yılı. “Sermayemiz olmadan, tırnaklarımızla bugünlere taşıdık Trilye’yi; denizden yüzlerce kilometre uzaklıkta balığı sevdirmeyi başardık” diyor Süreyya Üzmez.

Peki bunun sırrı ne?

“Şöyle söyleyeyim: Bir, bizde müşteri tanımı yoktur, onlar bizim misafirimizdir. Bugün, konuklarının sayısı bir milyonu aşmış bir aileyiz ve çok sayıda müdavimimiz var. 20 yıl önce çocukları balıkla Trilye'de tanışmış bir aile, onların mezuniyet kutlamasını Trilye'de yapıyor. İki, asla günübirlik düşünmüyoruz, hep maratoncu olduk. Üç, zaman harcadık; dört, para harcadık; beş, emek harcadık; altı, çok çalıştık. Ve Trilye'nin ünü ülke dışına taştı. Dünyanın birçok tanınmış yayın organında güzel haberler çıkıyor.”

Süreyya Üzmez, Trilye ile ülkemizi dünyada temsil ediyor. Onun için ülke sevgisi her şeyin önünde:

“Balıkçılık Bakanlığı kuralım diye yıllardır bas bas bağırıyorum, çok geç kaldık. Mesele, gelecek nesillere stok bırakmak. Her fırsatta Türkiye’nin her yerine gidiyor, bildiklerimi, öğrendiklerimi, yaşadıklarımı anlatıyorum. Ben nasıl parasız pulsuz, sermayesiz marka oldum onlar da olsunlar; bu zengin toprakların fakir insanları olmaya devam etmeyelim.”

Süreyya Bey’in deniz tutkusu çocukluğunda başlamış:

“Çanakkale’de denize çok yakın evimizde anneannem, ben henüz altı yaşındayken tenekelere tuzda sardalye basmayı ve torikten lakerda yapmayı öğretti. Ortaokuldayken 4,5 metrelik bir teknem vardı. Kuleli Askerî Lisesi’ne gitmek istedim, iyi dereceyle sınavı kazandım. Okul bitti, teğmen çıktım, ama içimde hep bir ukde var; restoranım olmasını istiyorum. Üsteğmenken Cumhuriyet’in 75. yıl kutlamaları için Avrupa’da farklı ülkelerde 75 çeşit yemek yaptım. Yıllar içinde Pentagon’a resmi davetle yemek dersi vermeye gittim, Kuala Lumpur’a bir Türk mutfağı kurdum ki halen sürüyor.

İçim içime sığmıyordu, ayrılmaya karar verdim. Zamanın Genelkurmay Başkanı Özel Kalem Müdürü Albay Hulusi Akar; ‘Süreyya Binbaşım, bu yetenek bende olsa bir gün durmam. Silahlı Kuvvetler 700 bin kişi, Türkiye 70 milyon. Türkiye'nin sana ihtiyacı var’ diyerek müthiş bir moral verdi. Ben de çarıklarımı giydim, yola çıktım.

Ankara’daki tek fine dining restoran olmamıza rağmen bunu avantaja çevirmedik, dürüst davrandık. Ankaralılar da bunu takdir ettiler.”

Süreyya Üzmez, gastronomide hizmet sektörü ile ilgili bir akademi kurmak istiyor. İstanbul’da da bir restoran düşünüyor “Bizim öyle bir menümüz var ki arayı çok açarız, ama diğerlerine de çekidüzen gelir. Onlar da mutlu olurlar” diyor. Londra’da da Trilye için araştırmalarını sürdürüyor.

Süreyya Bey’le Trilye’deki sohbetimizde çalışanlarının ona sevgisi, saygısı dikkatimi çekiyor; çoğuyla uzun yıllardır birlikte çalışıyor. Bu vefa örneği, onlara en iyi ekonomik koşulları sağlamasıyla daha da somutlaşmış. Çünkü, paylaşmayı seviyor. Sıkıntılarında ailem dediği restoran misafirlerinin de yanında. Anlıyorum ki Trilye’yi Trilye yapan yalnız mükemmel lezzetleri değil, yıllar içinde biriktirdiği değerler de…

 

-