Resim tarihimize bir yolculuk

Cumhuriyet’in 100. yılında İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ne büyük bağış… Lale ve Cengiz Akıncı bir müzeyi dolduracak kadar eser bağışladı. Müzenin koleksiyonuna katılan 700 eserden bir bölümü AR+I 700 Sergisi’nde…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Resim tarihimize bir yolculuk

GİLA BENMAYOR

Galataport kompleksinde, İstanbul Modern’in çaprazında yer alan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde bugünlerde, koleksiyoncu çift Lale ve Cengiz Akıncı’nın müzeye bağışladıkları 56 yıllık koleksiyonun bir bölümü sergileniyor. AR+I 700 gibi anlamlı bir ismi olan sergiye hemen döneceğim. Sanat tarihçisi, akademisyen Ayşe H. Köksal’ın ‘Resim ve Heykel Müzesi Bir Varoluş Öyküsü’ kitabının arka sözünden bir alıntı ile başlamak istiyorum: “Resim ve Heykel Müzesi, Türkiye’nin ilk ve tek modern sanat müzesi olarak 1937 yılında kuruldu. Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı olarak Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde bulunan müze, Halil Erdem’in tasarımının vücuda gelmiş haliydi. Kurum kısa bir sürede ilk ivmesini kaybetti, kimi zaman yeniden canlandı, kimi zaman görünmez oldu. Ama hiçbir zaman ortadan kaybolmadı. 1990’lara kadar Cumhuriyet dönemi sanatının en önemli teşhir ve temsil alanı oldu”. Köksal’ın sözleriyle başından beri varoluş mücadelesi veren Resim ve Heykel Müzesi, Paris’teki Louvre Müzesi’ni örnek alarak Atatürk’ün talimatıyla tahsis edilen Dolmabahçe Veliaht Dairesi’nde kuruldu.

NURİ İYEM PORTRE
Nuri İyem Portre

 

Açılışına Atatürk katıldı

Atatürk’ün manevi kızı Ülkü ile açılışına katıldığı müze, inişli, çıkışlı dönemleriyle Veliaht Dairesi’nde 2007 yılına kadar kaldı. Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlı Veliaht Dairesi 2007 yılında restorasyona girdi ve müze kapandı. Restorasyon sırasında onarılan bir bölümünde 2009 yılında ‘Sergilerin Sergisi’ sergisi düzenlendi. 2012 de restorasyon tamamlandı ancak bina müzeye yeniden verilmedi. O yıllarda sanat çevrelerinde, müzenin eşsiz koleksiyonunun nasıl korunacağı, akıbetinin ne olacağına dair tartışmaları iyi hatırlıyorum. Neticede eserler Tophane’deki yeni binanın donanımlı deposuna taşındıktan ve elden geçtikten sonra MSGSÜ Resim ve Heykel Müzesi 2021 yılında kapılarını açtı. Yeni müze binası, Sedad Hakkı Eldem tarafından 1955 yılında tasarlanan 5 no’lu antrepo binasının yerinde. Eldem’in öğrencisi Emre Arolat’ın eski binanın temeline bağlı kalarak ve cephesini referans alarak tasarladığı binanın inşaatı 10 yıl sürdü. Arada 16. İstanbul Bienali’nin bir sergisine ve müze koleksiyonuna ait eserlerin sergilerine ev sahipliği yaptı.

Müze müdürü eski bir dost

Hasan Karakaya
Hasan Karakaya

Müzenin bağlı oluğu MSGSÜ Rektörü Handan İnci Elçi tarafından müdürlüğe atanan Hasan Karakaya eski bir dost. 2007-2019 yılları arasında Edirne Müze Müdürlüğü yaptığı yıllarda tanıştım. Annemin memleketi Edirne’yi birlikte ne çok gezdik! Edirne’ye sayısız katkılarını bizzat gördüm, birkaç kez de yazdım. Edirne Arkeoloji Müzesi deposunun düzenlemesi, İslam Eserleri binasının restorasyonu ve sikke bölümünün açılması, Yeni Saray kazıları, saray mutfaklarının onarımı ve benzer bir sürü çalışmanın arkasındaki isim ‘atom karınca’ Hasan Karakaya. Araştırma, öğrenme merakı bu kadar yükseklerde seyreden başka birini daha tanımadım. İstanbul’a tayini çıktıktan sonra Galata Kulesi Müzesi’ni düzenleyen Karakaya, MSGSÜ’ye atandıktan sonra müzeye ilgim arttı doğal olarak. Müzede 2009 yılındaki sergiye atfen ‘Serginin Sergisi II’, ‘Osman Hamdi’ Hat Koleksiyonu’ndan Seçmeler ile Türk Resminin Kaligrafik Eğilimleri’ gibi sergileri Karakaya ile birlikte gezme, ayrıntılı bilgi alma fırsatım oldu. Nitekim basında oldukça ilgi çeken AR+I 700 Sergisini de birlikte gezdik.

Arbaş’ın yıllar sonra imzaladığı portre

Sanat danışmanlığını Doç. Dr Ebru Nalan Sülün, küratörlüğünü ise Dr. Ali Kayaalp’in yaptığı sergide, bağışlanan koleksiyondan 163 eser yer alıyor. Bunların arasında Halil Paşa, İbrahim Çallı, Sami Yetik, Hüseyin Gezer, Zeki Kocamemi, Ali Avni Çelebi, Hale Asaf, Zühtü Müridoğlu, Léopold Lévy, Nuri İyem, İsmail Hakkı Oygar, Aliye Berger, Avni Arbaş, Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Burhan Uygur, Naile Akıncı, Eşref Üren, Neş’e Erdok, Tiraje Dikmen, Cemal Tollu, Cevat Dereli, Nedim Günsür, Elif Naci, Eren Eyüboğlu, Neşet Günal, Şükriye Dikmen, Ferruh Başağa, Utku Varlık, Turan Erol gibi öncü sanatçıların eserleri var. Karakaya “Sergilenen eserlerle erken Cumhuriyet döneminden günümüze kadar Türk plastik sanatının gelişimi tarihsel bir süreç içinde izlenebiliyor” diyor. Manzara, natürmort, desen, figüratif, soyuta kadar geniş bir yelpaze. Sergi Nazmı Ecevit ile başlıyor ama sergi alanına girer girmez sizi karşılayan çarpıcı bir portre var. Bakışları tüm salonda gezinen Naile Akıncı’nın Avni Arbaş tarafından yapılan portresi. Tabloyla ilgili ilginç anekdotu aktarıyor Karakaya: “Cengiz Akıncı annesinin bu portresinin Arbaş tarafından imzalanmadığını fark edince ressamın yaşadığı eski Foça’nın yolunu tutuyor. Arbaş yakın arkadaşı Naile Akıncı ile özlem gidermek için portresinin 15 gün kendisinde kalmasını rica ediyor, sonra tabloyu imzalıyor.”

Serginin adı neden AR+I 700?

Hasan Karakaya’ya serginin adının neden AR+I 700 olduğunu soruyorum. “Müzenin koleksiyonuna eklenen 700 esere atıfta bulunuyoruz” diyor. “Öte yandan müzeden eksildiği söylenen ancak izlerini takip ettiğimiz, nerede olduklarını tespit ettiğimiz 404 esere de bir gönderme var” diye ekliyor. Akıncı çiftinin “bir müze içeriği kadar eser bağışladığını” belirten Karakaya “Bu kapsamdaki bir bağış bir ilk. Bağış bir kamu müzesine güveni ortaya koyduğu için ayrıca mutluyuz” diyor. 31 Ekim tarihine kadar izlenebilecek olan AR+I 700 Sergisi’nin ikinci bölümünde bağışlanan koleksiyondan seramik, cam eserler ve heykeller yer alacak.

CENGİZ AKINCI: Mücevher, kürk yerine tablo tercih eden eşim en büyük şansım

AR+I 700 SERGİSİ’NİN açılışını kaçırdığım için koleksiyoner Cengiz Akıncı ile telefonda sohbet edebildim. Ressam bir annenin ve arkeolog bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Cengiz Akıncı, resmi çok sevdiği halde ailesinin “mutlaka geçerli bir meslek sahibi ol” telkiniyle hukuk okumuş. “Sanatçı çevresinde büyüdüm ve resmi çok sevdim. Ama meslek olarak seçmedim zira 1950’lı yıllarda sanatçı olmanın büyük bir bedeli olduğu yaklaşımı vardı” diye anlatıyor. Naile Akıncı, Leopold Levy, Zeki Kocamemi gibi hocalardan ders aldığı akademiyi verem hastalığı nedeniyle ancak 14 yılda bitirmiş.

“Eğitimine hastalığı nedeniyle 6 yıl ara vermesine rağmen azimle okulunu bitirdi” diyen Cengiz Akıncı annesinin tavsiyesiyle 16 yaşında koleksiyonerliğe başlamış. 1983 yılında evlendiği eşi, Orhan Aldıkaçtı’nın kızı Lale Akıncı ile birlikte 40 yılda koleksiyon katlanarak büyümüş. “Eşim Lale en büyük şansım. Anneme, sanat çevresine hemen ısındı. Mücevher, kürk, seyahat istemedi dolayısıyla miras ve gayrimenkul davalarından kazandığım her kuruşu koleksiyona yatırabildik” diyor. Maddi imkanları kısıtlı sanatçıların avukatlığını yapan Akıncı “Koleksiyonumun zenginleşmesine vesile oldular” diye ekliyor.

Bomboş duvarlarla depresif olurduk

56 yıllık koleksiyonun tümünü mü bağışladıklarını sorduğumda verdiği yanıt çok içten: “Duvarlarda asılı olanları dahi verdik. Örneğin Neş’e Erdok, Hale Asaf’ın yerleri boş. Ama duvarlarımız bomboş kalsaydı karı koca depresif olurduk. Anıları, manevi değeri olan bazı eserleri tuttuk.”

AR+I 700 Sergisi’nde kadın ressamların çokluğu dikkatimi çekmişti. Bunu sorunca Akıncı’nın verdiği cevap şöyle: “Annem kadın ressam ayırımına karşı çıkardı. Kadın-erkek fark etmez yetenek önemlidir derdi. Kadın sanatçılar annemin çevresinden ve gerçekten yetenekli oldukları için koleksiyonda yer aldılar.” Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde okuyan başarılı kız öğrencilere ‘Naile Akıncı Sanat Ödülü ve Yüksek Lisans Bursu’ verilmesinin nedenini ise şöyle açıklıyor: “Annem pek çok yetenekli kadın ressamın evlilik, maddi güçlükler nedeniyle mesleklerine devam etmemelerine hep üzülürdü. Yetenekli kadın ressamlarımızın hayata güçlü başlamaları için böyle bir ödül ve burs düşündük.” Akıncı çifti, İRHM’sine bağışladıkları eserlerin dışında koleksiyonlarında yer alan Kütahya Çinilerini Kütahya Çini Müzesi’ne, Çanakkale seramiklerini ise Çanakkale Seramik Müzesine bağışlayacak.