TFS Genel Müdür Yardımcısı Uyan: Türkiye, jet yakıtı krizinde denge noktası olma potansiyeline sahip
İstanbul Havalimanı'nın jet yakıtı tedarikçisi Turkish Fuel Services (TFS) İkmal ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Uğur Uyan, Avrupa’da yaşanan jet yakıtı krizi ve düşen stok seviyelerine vurgu yaparak “Türkiye; jeostratejik konumu, güçlü operasyonel altyapısı ve bölgesel bağlantılarıyla bu dönüşümün merkezinde kritik bir denge noktası olma potansiyeline sahip" dedi.
Hüseyin ASLIYÜCE
ABD ile İran arasında yaşanan savaş ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve kısıtlamalar nedeniyle, başta Avrupa olmak üzere küresel ölçekte jet yakıtı tedarik sorunları yaşanmaya başladı.
Yaşanan sıkıntılar nedeniyle özellikle Avrupalı havayolu şirketleri olmak üzere birçok hava yolu firması yaz sezonunda bazı uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı.
Hatta ABD’li Havayolu şirketi Spirit Airlines iflas etti. Avrupa’daki jet yakıtı sorununa rağmen Türkiye’de tedarik anlamında herhangi bir problem yaşanmadığı belirtilirken, İstanbul Havalimanı’nda jet yakıtı tedariki sağlayan Turkish Fuel Services’in (TFS) stratejik merkez haline geldiği ifade edildi.

“Stratejik zorunluluk haline geldi”
TFS İkmal ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Uğur Uyan, resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklama da şu ifadeleri kullandı:
"Küresel jet yakıtı piyasasında yaşanan son gelişmeler, sektörün artık tedarik sürekliliği, lojistik esneklik ve çok kaynaklı erişim kabiliyetiyle yeniden tanımlandığını gösteriyor. Özellikle Avrupa’daki düşen stok seviyeleri ve dışa bağımlı yapı, operasyonel sürekliliği teknik bir konudan çıkarıp stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Ancak bu potansiyelin kalıcı değere dönüşmesi; operasyonel mükemmeliyetin, güçlü planlama disiplininin ve sürdürülebilir çok kaynaklı tedarik yaklaşımının kararlılıkla uygulanmasına bağlı."

Operasyonlar kesintisiz sürüyor
İGA İstanbul Havalimanı’nda günlük ortalama bin 500 uçuş trafiği yaşandığını belirten Uyan şu ifadeleri kullandı:
"İstanbul Havalimanı gibi yüksek hacimli ve hata toleransı olmayan bir operasyonda bu gerçek çok daha net hissediliyor. Bu ölçekte bir sistemde kritik olan; yakıtın kesintisiz bir ikmal ağıyla TFS depolama tesislerine ulaştırılması ve operasyonun sürdürülebilmesidir.
Bugün 300 bin metreküplük depolama kapasitemizi, her koşulda operasyon sürekliliğini mümkün kılan stratejik bir güvence olarak konumlandırıyoruz. 2026 yılı itibarıyla planlanan 4,5 milyon ton yakıt ikmali ve yaklaşık 130 gemi operasyonu, bu kapasitenin operasyonel gücünü ve ölçeğini bugünden ortaya koyuyor.
Tek bir tedarik hattına bağlı kalmayan, portföy bazlı tedarik modelimiz; operasyonel reflekslere ihtiyaç duymadan sistematik bir güvenlik katmanı oluşturuyor. Enerji lojistiğinde tercih edilen model de en az tedarik kadar belirleyicidir.
Sektörde yaygın olarak kullanılan kara tankerlerine dayalı taşımacılığın aksine, 105 kilometrelik yer altı hattı üzerinden kesintisiz akış sağlayan bir sistemle çalışıyoruz. Bu yaklaşım, sahadaki değişkenliği en aza indirirken kontrol seviyesini artırıyor ve operasyonel sürekliliği yapısal olarak güvence altına alıyor."
