4 gazetecinin önünde Trump’a gösterilen kartın üzerinde ne yazıyordu

Ertuğrul ÖZKÖK
Ertuğrul ÖZKÖK

Tam zamanlamasıyla anlatayım.
Önceki akşam saatlerinde Beyaz Saray Oval Ofisi…
Türkiye’de saat sabaha karşı 04.00 suları…

Oval Ofis’te ABD Başkanı Trump oturuyor.
Karşısında dört kişi var.
İsimleri David E. Sanger, Tyler Pager, Katie Rogers, Zolan Kanno-Youngs…

İsimleri bize yabancı ama Amerikan medyasında iyi bilinen dört gazeteci…

TRUMP’IN KANLI BIÇAKLI OLDUĞU NEW YORK TIMES’IN DÖRT GAZETECİSİ KARŞISINDA

İlk ilginç gözlemle başlayayım.
Bu dört isim New York Times gazetesinin Beyaz Saray muhabirleri.

Başkan Trump, ilk başkanlık döneminden bu yana adeta kanlı bıçaklı olduğu New York Times’ın dört muhabirine mülakat veriyor.
İkinci başkanlık döneminde kendi medyasını yaratmak için yalnızca Fox TV gibi yandaş kanallarla çalışan Trump, şimdi ülkenin en itibarlı gazetesinin muhabirlerinin karşısına oturmuş durumda.

Ama bu ilk işaret değil.
İkinci işaret için altı gün öncesine gidelim.

VENEZUELA OPERASYONUNUN SABAHINDA TELEFONUNA ÇIKTIĞI İLK GAZETECİ KİMDİ

ABD Delta Force birliklerinin Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini saraydan alıp Iwo Jima gemisine götürdüğü saatlerde Trump, bu operasyonu dünyaya bizzat X hesabından duyurmuştu.

O sabah gözden kaçan çok önemli bir ayrıntı vardı.
Bütün Amerikan medyası Trump’a ulaşmaya çalışırken, o ilk olarak hangi gazetecinin telefonuna çıktı?

Bir önceki akşam Oval Ofis’te karşısında oturan New York Times muhabiri Tyler Pager’ın…

TELEFON ÜÇ KEZ ÇALDI VE BAŞKAN AÇTI

Pager, o günü şöyle anlatıyordu:
“Telefon üç kez çaldı ve açıldı.”

ABD Başkanı, operasyonla ilgili ilk kez bir gazetecinin telefonuna çıkıyordu.
O gazeteci de New York Times’ın Beyaz Saray muhabiriydi.

Trump, Beyaz Saray’daki en kritik olaylardan birinde, kendi yandaşı Fox TV’den önce, kendisine mesafeli hatta düşman gördüğü New York Times’a konuşmayı tercih etmişti.
Fox TV’nin muhabirine telefonu dört saat sonra açtı.

Neden?

DÖRT GÜN SONRA BU KEZ DÖRT NYT MUHABİRİ OVAL OFİS’TE

Dün sabaha karşı, biz Türkiye’de uykudayken Trump ikinci bir adım daha attı.
Bu kez New York Times’ın dört Beyaz Saray muhabirini birden Oval Ofis’e davet etti.

Sorulan soruların biri hariç hepsine yanıt verdi.
Ve bu mülakat sırasında dünya diplomasi ve medya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olay yaşandı.

GÖRÜŞME SÜRERKEN BEYAZ SARAY GÖREVLİSİ KART UZATIYOR

Mülakat başladıktan kısa süre sonra bir görevli içeri girdi ve kartona yazılmış bir notu Trump’a uzattı.
Gazeteciler kartın arka tarafını gördükleri için üzerinde ne yazdığını okuyamadı.

Trump kartı çevirdi ve gösterdi.
Kartta şu yazıyordu:
“Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro sizi arıyor.”

GAZETECİLER ODADAN ÇIKMAYA HAZIRLANIRKEN TRUMP ELİYLE DURDURUYOR

Gazeteciler ayağa kalkmaya hazırlanırken Trump el işaretiyle durdurdu.
Ardından şunu söyledi:
“Yerinizde kalın. Dinleyin ama konuşma off the record.”

Aynı anda odaya Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio girdi.
Telefon görüşmesi bittikten sonra ikisi de odadan çıktı, gazeteciler Trump’la baş başa kaldı.

İki ülke ilişkilerinin son derece kritik olduğu bir anda ABD Başkanı, Kolombiya Devlet Başkanı ile yaptığı telefon görüşmesini gazetecilerin önünde gerçekleştirdi.
Bunu bugün dünyada herhalde yalnızca Trump yapabilirdi.

KONUŞMA BİTER BİTMEZ X’TEN PAYLAŞIM

Telefon kapandıktan hemen sonra Trump telefonuna sarıldı ve görüşmeyi X hesabından dünyaya duyurdu.
Dört gazeteci konuşmayı baştan sona dinledi.

1986’dan bu yana gazetecilik yapıyorum.
Hayatımda böyle bir şeye hiç tanık olmadım.

BU İKİ HABERDEKİ DİKKAT ÇEKİCİ ÜSLUP AYRINTILARI

New York Times muhabirleri hem telefon görüşmesinde hem Oval Ofis mülakatında, içerikle doğrudan ilgisi olmayan ama çok şey anlatan ayrıntıları özellikle yazmıştı.
“Telefonun üç kez çalması” gibi…

Deneyimli bir gazeteci olarak benim yorumum şu:
Bu ilişkiden iki taraf da memnun.

Gazete, Başkan’la haber kanallarının yeniden açılmasından memnun.
Peki Trump neden memnun?

TRUMP KOLOMBİYA DEVLET BAŞKANININ ARAYACAĞINI BİLMİYOR MUYDU

Uluslararası ilişkilerde, özellikle kriz zamanlarında bir devlet başkanı diğerini aniden cep telefonundan aramaz.
Bu görüşmeler önceden planlanır, saatine kadar ayarlanır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’la yapacağı görüşmenin beş gün önceden duyurulması gibi…

Yani Trump, New York Times’ın dört muhabiri Oval Ofis’e girmeden önce, o kartın kendisine getirileceğini biliyordu.
Bilerek o saate randevu verdi.

BU GÖRÜŞMEYİ NEDEN GAZETECİLERİN ÖNÜNDE YAPTI

Bir devlet başkanıyla görüşürken gazetecileri odada tutmak diplomatik nezakete aykırı sayılır.
Ama Trump bunu bilinçli yaptı.

Neden?

MESAJI İTİBARLI BİR MEDYAYLA DUYURMAK İHTİYACI

Cevap burada yatıyor olabilir.
Trump bu kritik mesajları Amerikan halkına ve dünyaya “güvenilir ve itibarlı” bir medya aracılığıyla duyurmak istedi.

Kimdi o dört gazeteci?
Dünyada 12 milyon dijital abonesi olan, tüm liderlerin takip ettiği New York Times’ın muhabirleri.

YANDAŞ MEDYA BÖYLE ANLARDA DUVARA TOSLUYOR

Trump da görüyor ki sadece kendisini öven, karşı tarafı döven bir medya, böylesi kritik anlarda işe yaramıyor.
Bu gerçek sadece iktidar yanlısı medya için değil, muhalefet medyası için de geçerli.

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI İÇİN ÇOK ÖĞRETİCİ BİR VAKA

Venezuela gibi küresel yankısı olan bir olayda, güvenilir medya en etkili iletişim kanalıdır.
Oval Ofis’te yaşanan bu olay, Trump gibi biri için bile bu gerçeğin artık kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Bence bu yaşananlar, İletişim Başkanlığı için ciddi bir “case study” olabilir.
2028’e giderken çok öğretici dersler içeriyor.

SON NOT

Trump, bu mülakattan 24 saat önce partisinin mensuplarına şunu söylemişti:
“Önümüzdeki yıl Temsilciler Meclisi seçimlerini kazanamazsak işim zor.”

Yani ikna etmesi gereken kitle sadece MAGA seçmenleri değil.
Gerçek bir seçime giren her siyasetçinin er ya da geç anlaması gereken temel hakikat bu.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar