AB yol ayrımında mı?

İlter TURAN
İlter TURAN SİYASET PENCERESİ

Koronavirüs krizi Avrupa Birliği’ni bazı çetin sorunlarla yüzleşmeye zorladı. Siyaset Bilimi uzmanımıza göre, pandemi sorunları yaratmadı fakat sorunları yoğunlaştırması nedeniyle Birlik içindeki çatlakları su yüzüne çıkardı. Temel sorun şu: Milliyetçiliği aşmak umdesini güden AB, destekçilerinin hayalini kurduğu devletler üstü bir varlığa dönüşebilecek mi?

Henüz pandemi krizi başlamamışken, AB geleceğine ilişkin yoğun bir belirsizlik döneminden geçiyordu. Pandemi bu belirsizliği daha da mı arttırdı, yoksa birlik duygularını mı güçlendirdi?

Daha güçlü bir birlik duygusu yarattığından emin değilim ama daha yakın iş birliğine ihtiyaç olduğu fikri yavaş da olsa zihinlere yerleşmeye başlıyor. Covid-19 krizi öncesi döneme uzanacak olursak, AB’nin birçok konuda anlaşmazlıklarla karşılaştığını görürüz. Örneğin, son zamanlarda Macaristan ve Polonya’nın sıkça ihlal ettiği bilinen Avrupa değerlerini hayata geçirmek konusunda bitmek tükenmek bilmeyen bir tartışma süregeliyordu. Bundan başka, İtalya’nın merkezine oturduğu bir başka tartışma yaşanıyordu. AB’nin Kuzey Avrupalı üyeleri, kendilerinin sağladığı maddi imkanlarla Güney Avrupalı üyelerin müsrif bir hayat yaşadıkları kanaatindeydiler.

Covid-19 krizi başlayınca, her üye ülke pandemiyi bir AB sorunu olarak ele almak yerine ulusal bir sorun olarak ele aldı. Bu tavır birliğin dayanışmasını zayıflatan davranışlara yol açtı. Örneğin, bir üye ülkeye gönderilen tıbbi malzemeye bir diğer üye ülkenin el koyduğu haberleri yayıldı. Ortalıkta dahili sınırların kapanacağı sözleri dolaşmaya başladı. Çoğu hükümetin izlediği siyasalar, sorunları tamamen milliyetçi diye nitelendirilebilecek bir çerçevede çözmeye yönelikti. Şu anda Covid-19’un yarattığı sorunların çözümünün, AB katılsın veya katılmasın, bölgesel ve uluslararası iş birliği çerçevesinde ele alınması gereği ortaya çıkıyor. Bu gelişmeler uluslararası iş birliğinin önemini ortaya koymakla beraber, bu önem daha çok pandeminin yarattığı sorunlarla sınırlı kalıyor. Özellikle iktisat alanını kapsayan daha geniş çaplı iş birliği gereği ise sorunlarla karşılaşmaya devam ediyor.

Galiba burada karşımıza uluslar üstü kurumların zayıflığı gibi daha kapsamlı bir sorun çıkıyor. AB bunların sadece bir örneği; yoksa benzer sorunları BM Güvenlik Konsey’inde ve Dünya Sağlık Örgütü’nde de görüyoruz. Bütün uluslar üstü kurumlar zor durumda mı?

Bütün uluslararası nitelikli kurumların zorluklarla karşı karşıya kaldıkları doğru. Bunlar üyelerinin egemen devletler olduğu ilkesi üzerine bina edilmişlerdir. Dolayısıyla, üyeler kendi ulusal çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde iş birliğine yönelirler. Ancak AB uluslararası değil, uluslar üstü olmayı öngören bir örgüt. Başka türlü ifade edecek olursak, AB zaman içinde kendisi bir egemen devlet olma niteliğini kazanmayı hedefliyordu. Ama AB üyelerinin günümüzde şahit olduğumuz davranışları, herhangi bir uluslararası kuruluşta gördüklerimizden farklı değil. Özellikle aşırılığa kaçıldığı zaman, uluslararası kuruluşlarda da takdirle karşılanmayan milliyetçi davranışlar, AB gibi uluslar üstü olmayı amaçlayan bir kuruluş açısından kökten yıpratıcı.

Acaba AB’nin uluslar üstü bir örgüte dönüşmesi hedefi baştan itibaren bir fanteziden mi ibaretti?

AB her döneminde sıradan bir uluslararası örgütten ileri hedefler güttüğünü beyan etmiştir. Söylemi de her zaman birleşik bir Avrupa’ya işaret etmiştir. Buna karşılık, kriz başlamadan önceki AB’ye bakacak olursak gözlediğimiz husus bu kuruluşun büyük sorunlarla baş edecek kapasite gösteremediğidir. Bunun nedeni, üyelerin birliği ilerletmeğe çalışmaktan ziyade herhangi bir bölgesel kuruluşun üyeleri gibi davranmalarıdır. Daha da doğrusu, çoğu üye sadece AB’den en düşük maliyetle azami fayda sağlama gayreti içindeymiş gibi görünüyor. Burada maliyet sözcüğünü sadece maddi maliyet olarak değil, aynı zamanda Birlik çapındaki sorunlara çözümler oluşturma kapasitesini geliştirmesi için egemenliğin bir bölümünü ona devretmek olarak da kullanıyorum.

Sizce Covid-19 krizi AB’nin göstereceği gelişmeyi nasıl etkileyecektir?

AB bir yol ayrımına gelmiş gözüküyor, Üyelerin seçeceği yollardan biri, egemenliğin bir bölümünün daha, AB kurumlarına aktarılması pahasına iş birliğinin genişletilmesidir. Ya da üyeler diğer bir yöne gidip, AB’nin dertlerine derman olmadığını, milli yolları tercih etmenin daha önemli olduğunu düşünebilirler. Bu ikinci yolu tercih edecek olurlarsa, AB bölgesel bir örgüte dönüşerek devam edecektir ama uluslararası alanda ağırlığı olan bir güç merkezi olamayacaktır. Birleşik Krallık’ın ayrılma konusunda karşılaştığı güçlükler, üyelikten ayrılmayı cazip olmaktan uzaklaştırmıştır. Bu durumda varılacak nokta serbest ticaretin egemen olduğu, vizesiz seyahat edilebilen vb. nitelikleri olan bir ulus-devletler kulübüdür.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar