ABD ekonomisi bir yana, dünya ekonomisi başka bir yana

Erhan ASLANOĞLU
Erhan ASLANOĞLU Ekonomi ve Piyasalar

Yılbaşının hemen ertesinde küresel finansal piyasalarda 2021 yılı için ana senaryo, aşıların etkisi ile pandeminin kontrol altına alınacağı, yılın ikinci çeyreğinden itibaren büyümenin oldukça güçleneceği, enflasyon ve faizlerin düşük seyredeceği şeklindeydi. Finansal piyasaların risk iştahını hızla arttıracak bir tablo oluşmuştu.

Son günlerde manzara finansal piyasalar için oldukça değişmiş durumda. Yılbaşından itibaren küresel olarak hızla inişe geçen, günlük 800 binlerden 300 binler altına inen COVID-19 vaka sayıları son üç haftada tekrar 500 binler üzerine çıktı. Bununla birlikte, ülkeler arasında yakınsama değil ayrışmalar var. Aşılamanın ve kapanmaların güçlü olduğu ülkeler pandemiyle mücadelede oldukça iyi giderken, tersi durumda olan ülkeler pandemide 3. dalganın olumsuzluklarını fazlasıyla yaşıyor. İngiltere ve İsrail hem aşılamada hem güçlü kapanmada en iyi örnekler arasında. En son verilere göre İngiltere’de can kaybı bitti. Çin, Güney Kore gibi büyük asya ülkeleri bu işi aşı bile olmadan, doğru, yerinde, güçlü kapanmalar ve yaygın testlerle büyük oranda kontrol altına aldı. ABD aşılamada çok hızlı gidiyor, yaz aylarının başında aşılamayı büyük oranda bitirmiş olacak. Vaka sayıları hızla düşüyor. 3. Dalganın en kötü etkilediği yerler ise Avrupa, Orta Doğu, Güney Afrika ve Latin Amerika. Üç ayda yaklaşık 550 milyon doz aşı yapıldı. Sürü bağışıklığı için tüm dünyada bu rakamın 9 milyarı bulması gerekiyor. Bu hızla giderse 2022 sonunu bulacak. Hızlanacağını bile varsaysak herhalde 2022 yaz ayları öncesi zor olur. Piyasalar için buradaki risk, aşılamanın virüs mutasyonlarına yetişememesi ve pandeminin olumsuz etkisinin düşünülenden uzun ve kötü olmasıdır. Bu durum bütün ülkeler için bir risk.

Pandeminin gidişatı ülkeleri ekonomik olarak da ayrıştırıyor. ABD, Çin, Kanada, İngiltere gibi dünyann büyük ekonomileri için görünüm oldukça iyi. ABD ve İngiltere aşılaması bitince muhtemelen Avrupa’da aşılama çok hızlanacak ve sonbahar gibi pandemide olumlu yönde büyük mesafe kat etmiş olacak. Dünyanın kalan bölgelerini ise daha zorlu, uzun ve risklerin olduğu bir süreç bekliyor. Bu tabloda önümüzdeki kısa dönemde en parlak görünen yer ABD. Hem pandemiyi geride bırakıyor hem de verilen müthis para ve maliye politikası destekleriyle beklenenin üzerinde bir büyüme performansına doğru gidiyor. Dünya ekonomisinin üç önemli lokomotifi ABD, AB ve Çin diyebiliriz. Halen dünyanın fabrikası konumundaki Çin güçlü bir büyüme içinde bulunuyor. Hatta ticaret savaşı etkisiyle stoklar yaparak ilerliyor. Bu durum hem emtia fiyatlarına hem taşıma fiyatlarına ciddi boyutta yukarı yönlü baskı yapmış durumda. ABD’nin hızlanan büyüme beklentisi de hızlı fiyat artışına katkı sağladı. Doğal olarak bu gelişmeler TÜFE enflasyonunda önemli artış beklentileri doğurdu. Dünyanın en büyük rezerv parasına sahip ABD’de enflasyonun hızla yükselme beklentisi, sonunda ABD tahvil faizlerini yukarı itmeye başladı. Yılbaşında 0.50’ler civarında olan ABD 10 yıllık tahvil faizleri 1,80’ler yaklaştı. Bakır/Altın fiyat oranı gibi öncü göstergeler bu oranın 2.40’lara kadar gidebileceğine işaret ediyor. ABD’den gelen veriler büyüme ve enflasyonun beklenenden güçlü olabileceğine işaret ediyor. Bono piyasası da bunu fiyatlıyor. Şimdilik bu fiyatlamaya izin veren Fed’in faiz arttırımlarına 2023 öncesi başlama kaygısı piyasaları sarmaya başladı.

Birkaç ay öncesine göre geldiğimiz noktayı özetleyelim. ABD pandemiyi geride bırakmaya başlıyor, büyüme hızlanıyor, enflasyon geçici de olsa artışa geçiyor ve faizler artış eğilimine giriyor. Dünya ekonomisinin ortalama büyüme beklentisi beklenenden yavaş olmaya aday görünüyor. ABD’nin dünya ekonomisinden daha iyi göründüğü bir manzarada, artan faizlerin etkisiyle de ABD doları güçlenir. Emtialar biraz zayıflar. Hem cazip faiz hem güvenli liman algısıyla fonlar ABD’ye yönelir. Bu durumda riski en fazla artanlar, aynı zamanda pandemiyle en çok uğraşan gelişmekte olan ülkelerdir. Kısa vadede finansal piyasalar için fiyatlanan bu görünüm risk iştahını özellikle gelişmekte olan ülkeler için azaltmış durumda. Türkiye ekonomisi de bu ülkelerden birisi. Bir süreliğine de olsa, TCMB’nin son toplantısında başlayan türbülansa karşı bir koruma kalkanı oluşturulmasının nedeni sanıyorum daha iyi anlaşılıyordur.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir de savaş olmasa 12 Ağustos 2026