Afgan ve Suriyeli sorunu
Zafer ÖZCİVAN
EKONOMİST
Yıllar önce Suriye’de çıkan iç karışıklık nedeniyle ülkesinden kaçmak bir yerlere sığınmak zorunluluğu hisseden Suriyeli vatandaşlar ülkemize geldiler. Resmi olmayan bilgilere göre gelen Suriyeli sayısı beş milyonun üzerinde olduğu söyleniyor.
Öncelikle sığınmacı ve göçmen tanımı ile söze başlayalım. Sığınmacı veya mülteci zorunlu şartlar gereği ülkesini terk etmek zorunda kalarak başka bir ülkeye giden insanlara denir. Göçmen ise zorunluluk bulunmaksızın sadece kendi istekleri ile ülkelerinden ayrılıp başka ülkelere göç eden insanlara verilen addır. Ülke olarak yardımsever bir millet olduğumuz kesindir. Bizler herkese her koşulda yardım etmeyi görev biliriz ve bu yönümüzle gurur duyarız. Ancak gelen Suriyelilerin toplum içindeki davranışları, yaşam şekilleri, kendilerine verilen haklar bazılarımızı ister istemez rahatsız etmektedir. Olaya makro açıdan bakarsak kişi başına düşen milli gelirimiz zaten yeterli olmadığından bir de gelenlerin masrafları dolayısıyla kişi başına milli gelirimiz azalmaktadır. Bazı vatandaşlarımız bu duruma ister istemez karşı çıkmaktadır.
Suriyelilerden sonra bir de bu yetmiyormuş gibi Afganistan’dan İran’ı geçerek ülkemize gelen insanlar da eklenince toplumumuz iyice rahatsız olmaya başladı. Afganlar yaklaşık üç bin km. yolu kat ederek ülkemize gelmektedir. İnce bir ayrıntı ise gelen Afganların tamamı genç yaşta erkeklerden oluşmaktadır. İçlerinde yaşlı ve kadın neredeyse hiç yoktur. Dolayısıyla gelme amaçları hakkında soru işareti doğmaktadır.
Yazılı ve görsel basından öğrendiğime göre Suriyeliler için şimdiye kadar 40 milyar (hatta bazı kesimler bu rakamın 70 milyar dolar olduğunu ifade ediyor) harcadık. 80 milyon nüfusumuzu düşünürsek yaklaşık kişi başına milli gelirden 500 dolar onlara aktardık. 500 dolar yaklaşık 4 bin TL yaptığına göre hepimiz dört bin TL Suriyelilere verdik denebilir. Asgari ücretle geçimin bir hayli zor olduğu ülkemizde bu rakam halkımız için önemlidir. Başka bir deyişle kişi başına düşen milli gelirimiz 500 dolar azalmıştır.
Her olayda olduğu gibi burada da hep olumsuz yönünden bakmamalıyız. Gelen insanların içinde doktor, hukukçu, mühendis gibi meslek sahipleri olduğunu da unutmayalım ve bunlardan nasıl faydalanabiliriz sorusuna da cevap aramalıyız. Böylece yukarıda bahsettiğim gibi azalan fert başına milli gelire de katkı sağlamalarını hedef almalıyız.
Uluslararası alanda Alman başbakanı Merkel ve Avusturya Başbakanı Kurtz da sığınmacıların Türkiye’ye gelmeleri konusunda görüş beyan ettiler. Bu ülkeler bizim iç işlerimize nasıl karışıyorlar, neden karışıyorlar anlamak mümkün değil.
Gelen yabancılar ülkemizde tarım, sanayi gibi işkollarında asgari ücretten düşük ve günde 14-16 saat çalıştırıldıkları da gelen bilgiler arasında bulunuyor. Eğer bu doğru ise yanlış bir tutum olduğu kesindir. Her şeyden önce insan hakları denilen kavram vardır ve dünyadaki bütün ülkeler insan haklarına saygı göstermek zorundadır.
Bazı yetkililer ise “Suriyeliler olmaz ise sanayi çöker” şeklinde açıklama yapmışlar. Umarım talihsiz bir söylemdir. Diğer taraftan da Güney ve Güneydoğu Anadolu’da Suriyelilerin sayı olarak daha yoğun olduğu bir gerçek. Bir belediye başkanımız da “gelecek seçimlerde belediye başkanlığına aday olsalar Suriyeliler kazanır” şeklinde demeç vermiş. Demek ki hizmet götürmek, problem çözmek nüfus yoğunluğundan dolayı epeyce zorlanmış. Bir başka belediye başkanımız da Suriyelilere suyu on kat yüksek fiyattan fatura edeceğini bildirmiş. Kesinlikle yanlış bir tutum olacaktır. Mültecileri şehrinizde veya beldenizde istemeyebilirsiniz ama onları cezalandırmak yerine uygulanan sığınmacı politikalarını eleştirmeniz gerekecektir. Zaten kendi partisi de bu kuralı uygulamasını kabul etmedi ve olumsuz karşıladı.
Bazı Suriyeli vatandaşların bayram tatilinde ülkelerine gittikleri, orada akraba ve yakınlarının bayramlarını kutladıkları ve bir nevi tatil yaparak tekrar Türkiye’ye döndükleri de bir gerçek. Demek ki ülkelerinde sorun bitti ve istedikleri takdirde gidip gelebiliyorlar. Bu durumda onları geri göndermek mantığa uygun gibi geliyor. Savaş bittiğine göre geri gönderilebilir.
Yukarıda bahsettiğim gibi Afgan mültecilerin tamamı genç erkeklerden oluşuyor. Bunların amacı nedir? Çok yönlü araştırılmalı ve önlem alınmalıdır. Ülkemiz üzerinden bazı Avrupa ülkelerine geçmek amacıyla gelmiş olabilirler. Ancak her Avrupa ülkesi bizim gibi sınırlarını açmıyor. Geçen yıl Yunanistan’a geçmek isteyenlerin yaşadığı sorunları unutmadık.
Biraz da empati yapmamız gerekirse bizde de Allah göstermesin savaş olsa biz de sığınacak yer ararız ve en kolay ulaşabileceğimiz bir ülkeye sığınırız. Âmâ yukarıda bahsettiği gibi sorun bitince her vatandaş vatanına dönmeyi amaç edinmelidir.