Aile şirketlerinin genleri güçlü ama yetmez!

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

BÜLENT HASANEFENDİOĞLU - Dinamo Danışmanlık Kıdemli Danışmanı

2020 yılının Ocak ayıydı, Mehmet Akif Bey keyifle Antalya’da yeni satın aldıkları 5 yıldızlı oteli gezerken göz ucuyla oğlu Yusuf’a baktı. Otel projesine destek vererek onu mutlu ettiği için kendi de mutluydu. Bu arada yıllar ne kadar çabuk geçiyor diye aklından bir düşünce geçti. Babası vefat edince erken yaşta -otomotiv yan sanayii atölyesinin- başına geçtiği ilk günler aklına geldi. Sonrasında işleri hızla büyüttüğü, Alman markalarına bile ürün satmaya başladıkları günleri hatırladı. Bu yüzden oğlunu da yüksek lisans için Almanya’ya göndermişti.

Yusuf ise, Türkiye’ye dönüp aile şirketinde çalışmaya başladığında işlere çok hızlı ve coşkulu girişmişti. Çok mutluydu, adını taşıdığı dedesinin 40 metrekare bir depoda başladığı, babasının çalışmalarıyla şimdiler 15 bin metrekareye ulaşmış fabrika ve her geçen gün büyüyen müstakbel imparatorluğun yeni kuşaktan tek varisiydi. Bunun sorumluluğunu derinden hissediyordu. Öte yandan da gece gündüz çalışarak babasına sunmak üzere proje üzerine proje ve yenilik önerileri hazırlıyordu. Teknolojiye ayrı bir tutkunluğu vardı. Otomotiv sektörüne yönelik -sonradan aralarında bir kaçının gerçekten parlak fikir olduğu ortaya çıkacağı- birçok projesini heyecanla birer birer babasına sunuyordu ama babası büyüklerinden gördüğü ‘evde yetişen tay, iyi at olmaz’ ön yargısıyla hepsini teker teker veto ediyor; oğluna ise verdiği işlere daha fazla zaman ayırmasını öğütlüyordu.

Hal böyle olunca, Yusuf işin gereklerini yerine getirse de heyecanını kaybetti. Bu arada işler çok hızlı ve sağlıklı büyüyordu, yeni yatırımlar yaptılar; sektörlerinin önde gelen şirketlerinden oldular. Hatta biri Türkiye’de, diğeri yurtdışında iki üretim şirketi satın aldılar. Yaşanan ekonomik krizlerden az hasarla çıktılar, fırsatları iyi değerlendirdiler.

Bunca başarıya rağmen Yusuf’un içindeki boşluk duygusu kaybolacağına her geçen gün kendini daha fazla hatırlatıyordu. 15 yıldan fazladır aile şirketlerinde görev almasına rağmen kendi hayallerini gerçekleştiremiyor, her zaman ve her şeye -görüşlerini hiç dikkate almadan- babası karar veriyordu. 2019 yılının Ekim ayında yakın bir arkadaşı Antalya Belek’te yer alan satılık bir otelden bahsetmişti. Konum, tesis, oda sayısı, sahip olduğu links golf tesisi gibi özellikleri dikkate alındığında satış fiyatı çok cazip gözüküyordu. Her şeyi göze alarak fakat yine de çekinerek babasına tüm detaylarıyla projeyi anlattı. Hiç öğrenemeyeceği bir nedenden dolayı babası projeye kısa sürede ‘tamam’ demişti ve oteli %80’i banka kredisi ile ödenmek üzere 130 milyon euroya satın aldılar. Oteli gezerken bir yandan da 2020 yaz sezonuna hazırlık için yapılacaklara karar veriyorlardı.

Sonra ne mi oldu?

Koronavirüs salgını başladı...

İş hayatı böyledir: her an her şey olabilir. Hikayemizi kurucu psikolojisi üzerine kurguladık! Ayrıca, yoğunlaşılan iş alanı dışında bilinmeyen sektörlerde yüksek borçlarla yapılan cazip görünümlü yatırımların risklerini gündeme getirmeye çalıştık. Hele bu yatırım bir de sürpriz bir krizden önceyse...

Buna karşın, pandeminin yol açtığı finansal krize şirketlerinin sürdürülebilir büyüme ve kârlılık planlamasının disiplinli uygulamasıyla giren ve krizi sahip olduğu lider kadrosuyla ustaca yönetip fırsata çeviren on binlerce aile şirketi de olduğu önümüzdeki süreçte görülecektir.

Aile şirketlerinin genlerinde girişimcilik, dayanışma, ortak amaç, ortak değerler, özgünlük, hayatta anlam bulma, pozitif yaklaşım, umut, yeterlilik, dayanıklılık, saygınlık, hız, esneklik, değişime uyum, içgörü, duygusal zekâ, sempatiklik, etkili iletişim, dönüştürücülük, tedbirlilik ve sermayenin değerini bilme gibi temel bileşenler vardır. Bundan dolayı, başarılı olmanın yanı sıra zorluklarla mücadele etme konusunda doğuştan bir potansiyel taşırlar. Kurumsal sermayeli şirketler karşısındaki rekabet avantajı ve krizlere karşı dayanıklılık ile krizlerde hızlı ve esnek manevraların temeli de aile şirketlerinin sahip olduğu bu özelliklerde yatar.

Peki, aile şirketleri neden başarısız olurlar?

ABD ve Almanya’daki farklı çalışmaların sonuçlarına göre, tasfiye olan veya satılmak zorunda kalınan aile şirketlerinin büyük çoğunluğu iki nedenden ötürü bu kaderi yaşamak zorunda kalmışlardır: aile içi çatışmaların çözümlenememesi ve üst yönetim tarzı. Uyumlu ve geliştirici aile ilişkileri işlere olumlu anlamda çarpan etkisinde bulunurken; giderilemeyen çatışmalar da ters yönde çarpan etkisine neden olmaktadır. Bir de krizin etkisini de dikkate alırsak çarpan etkisi katlanacaktır.

Aile şirketlerinin hem faaliyetlerini yüzyıllarca başarıyla sürdürmesi hem de krizlere karşı hazırlıklı olup beklenmeyeni iyi yönetmesi için 5 ayaklı bir model öneriyoruz:

- Kurucu ailelerin liderlik performansı
- Aile şirketi yönetişim sistemi ve etkin uygulama
- Şirketin/şirketlerin kurumsallaşması
- Esnek stratejik plan & iş modeli
- Sürdürülebilir büyüme ve karlılığa dayalı finansal model

5 ayaklı modelin detayları başka bir yazı konusu olacak kadar derin olduğu için sadece 1. maddede yer alan liderlik performansıyla ilgili olan diğer konuyu anlatmak isterim: Literatürde yoğun biçimde tartışılan Kurucu

Açmazı (veya İkilemi) kavramı…

Kurucuların, sahip oldukları karizmayı ve işlerin kontrolünü kaybetme korkusuyla ailedeki gençlere yönelik güvensizlik gibi duygularından dolayı yeni kuşaklara geçişte sorunlar yaşanmakta; bu algı düzeyi, aile içinde şiddetli çatışmalara kaynaklık etmektedir. Bu durum nedeniyle, şirketlerde lider karakterli, yüksek kapasiteli ve vizyoner gençler kaybedilmekte ve ayrıca şirketlerin kurumsallaşmasına engel olunmaktadır.

Salgının ölümcül etkilerini yaşadığımız şu günlerde, belli yaşlara ulaşmış kurucularda işi bir an önce yeni kuşaklara bırakma, kurumsallaşma ve/veya hisseleri satma eğilimlerinin arttığına şahit oluyoruz. Süreç sağlıklı yönetilirse ilerleyen yıllarda bu trendin olumlu etkilerini görebiliriz.

Ailenin ortak gücünün kaynaşmasını sağlayan, sermayenin yönetimi ile şirketin yönetimini ayrıştırıp aileye özgü ve dinamik karakterde kurgulanan aile yönetişim yapısı başarı, huzur, enerji, zindelik, kudret, girişimcilik, gelişim, refah, dönüşüm ruhunu daim kılacaktır. Hatta aile şirketlerine ekonomik kriz esnasında dalgalarında sörf yapma şansı da verecektir!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Babanız haklıydı 04 Eylül 2026