Altın yatırımcısı şimdi ne yapmalı?
Altın yatırımcısı son dönemde bir kez daha piyasaların ne kadar hızlı yön değiştirebildiğine tanık oluyor. Güvenli liman olarak görülen altın, jeopolitik risklerin ve ekonomik belirsizliklerin gölgesinde güçlü bir seyir izlerken, bu kez ABD Merkez Bankası cephesinden gelen açıklamalarla sert bir satış baskısıyla karşı karşıya kaldı.
Fed Başkanı Kevin Warsh’ın enflasyonun hâlâ hedeflenen seviyenin üzerinde olduğuna dikkat çekmesi ve fiyat baskılarının kontrol altına alınabilmesi için önümüzdeki aylarda faiz artırımının gündeme gelebileceği sinyalini vermesi, altın fiyatlarında tansiyonu yükseltti.
Çünkü altının en büyük rakiplerinden biri yine faiz.
Faiz beklentisi altının üzerinde baskı kuruyor
Altın faiz getirisi sağlamayan bir yatırım aracı. Bu nedenle ABD’de faizlerin yükselmesi beklentisi güçlendiğinde, yatırımcıların bir bölümü parasını faiz getirisi sunan varlıklara kaydırabiliyor. Bu da altına olan talebi ve dolayısıyla fiyatları baskılayabiliyor.
Warsh’ın açıklamalarının piyasada yarattığı etkiyi yalnızca “altın düşüyor” şeklinde okumamak gerekiyor. Asıl mesele, piyasaların Fed’in bundan sonraki para politikasına ilişkin beklentilerini yeniden fiyatlaması.
Bir başka ifadeyle yatırımcı açısından kritik soru şu:
Fed gerçekten faiz artıracak mı, yoksa piyasalar yalnızca olasılığı mı fiyatlıyor?
Bu sorunun yanıtı, altının bundan sonraki rotası açısından oldukça önemli.
Ancak altın hikâyesi sadece Fed'den ibaret değil
Altında yaşanan düşüşün ardından “Altın yükselişini tamamladı” demek için henüz erken. Çünkü altın fiyatını belirleyen tek unsur ABD faizleri değil.
Küresel jeopolitik riskler, merkez bankalarının altın talebi, doların seyri, enflasyon beklentileri ve yatırımcıların güvenli liman arayışı da fiyatlamada önemli rol oynuyor.
Dolayısıyla Fed'den gelen şahin mesaj altın üzerinde baskı yaratırken, dünyanın farklı bölgelerindeki jeopolitik gelişmeler bu baskının ne ölçüde kalıcı olacağını belirleyebilir.
Burada Hürmüz Boğazı başta olmak üzere enerji piyasalarındaki gelişmeler de ayrıca takip edilmeli. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek sert hareketler küresel enflasyon beklentilerini değiştirebilir. Bu da merkez bankalarının faiz politikasını ve dolayısıyla altının yönünü yeniden etkileyebilir.
Peki altın yatırımcısı şimdi ne yapmalı?
Bence yatırımcının bu noktada yapmaması gereken ilk şey panikle karar vermek.
Altında sert bir yükselişin ardından gelen geri çekilmeler, özellikle kısa vadeli yatırımcı açısından ciddi stres yaratabilir. Ancak yalnızca birkaç günlük fiyat hareketine bakarak tüm pozisyonu kapatmak da, düşüşü fırsat görüp bütün birikimle tek seferde alım yapmak da yüksek risk taşıyor.
Özellikle uzun vadeli düşünen yatırımcı açısından daha dengeli bir yaklaşım öne çıkıyor.
Elinde altın bulunan yatırımcı, öncelikle yatırım amacını ve vadesini gözden geçirmeli. Kısa vadede ihtiyaç duyacağı parayı altına bağlamak doğru bir strateji olmayabilir. Buna karşılık uzun vadeli birikim amacıyla alınmış altın için günlük fiyat hareketleri üzerinden sürekli al-sat yapmak, yatırımcının maliyetini ve stresini artırabilir.
Yeni alım yapmayı düşünen yatırımcı içinse kademeli alım daha temkinli bir seçenek olabilir. Fiyatın tek bir seviyeden yönünü kesin olarak tahmin etmeye çalışmak yerine, belirli aralıklarla ve bütçeyi bölerek işlem yapmak sert dalgalanmalarda riski dağıtabilir.
Örneğin yatırımcının altına ayırdığı paranın tamamını tek günde kullanmak yerine bunu birkaç parçaya bölmesi, hem olası yeni düşüşlerde daha düşük seviyelerden alım yapabilmesine hem de fiyat yeniden yükselirse tamamen dışarıda kalmamasına imkân sağlayabilir.
Asıl tehlike: “Düştü, hemen alayım” düşüncesi
Altın fiyatındaki her düşüş bir alım fırsatı değildir.
Piyasalar bazen yükseliş trendi içerisindeki normal bir düzeltmeyi yaşarken, bazen de daha uzun süreli bir düşüş hareketinin ilk aşamasına girebilir. Bu nedenle yalnızca “çok yükseldi, şimdi düştü” mantığıyla hareket etmek yeterli değil.
Önümüzdeki dönemde özellikle Fed’in faiz politikasına ilişkin mesajlar, ABD enflasyon ve istihdam verileri, doların seyri ve küresel jeopolitik gelişmeler yakından izlenmeli.
Bunların birkaçının aynı anda altın lehine dönmesi hâlinde yaşanan düşüşün bir düzeltme olarak kalması mümkün. Tersine, yüksek enflasyon nedeniyle Fed’in daha uzun süre sıkı para politikası uygulaması ve doların güçlenmesi hâlinde altın üzerindeki baskı daha uzun sürebilir.
Gram altın yatırımcısı için tablo farklı
Türkiye'deki yatırımcı açısından tablo biraz daha farklı.
Ons altın kadar dolar/TL kuru da gram altının fiyatında belirleyici. Bu nedenle küresel piyasalarda ons altın gerilese bile kurdaki yükseliş gram altındaki düşüşü sınırlayabilir. Aynı şekilde ons altının yükselmesi ve dolar/TL'nin de yukarı hareket etmesi gram altında çok daha güçlü bir fiyatlama yaratabilir.
Bu nedenle Türkiye'deki yatırımcının yalnızca ons altına bakarak gram altın hakkında karar vermesi doğru olmaz.