Beyaz Eşya’da gürültülü bir çöküş değil sessiz bir çözülme
Organize Sanayi Bölgesi’nin kuruluşundan bu yana Eskişehir ekonomisinin uzun yıllardır en güçlü üretim kalemlerinden biri beyaz eşya sektörüydü. Sektör 2025 itibarıyla önemli bir yavaşlama sürecine girdi. Ancak, asıl önemli kırılganlık yan sanayi tarafında yaşanıyor. Eskişehir’de bu daralma artık hissedilmenin çok ötesinde, krize dönüşmüş durumda…
Krizin nedenleri belli…
Son dönemde ana sanayiler Çin’den çok fazla ikame ürün almaya başladı. Fiyatı düşürmeyen firmalara kota baskısı uygulanıyor, üretim Vietnam ve Tayvan’a kaydırılıyor. Çin’den gelen fiyat farkı yüzde 30’lara ulaşmış durumda…
Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) verilerine göre 2025 yılı sektör için ciddi bir geri çekilmeye işaret ediyor:
İç satışlar: %3 düşüş (9,9 milyon adet)
İhracat: %10 düşüş (20,2 milyon adet)
Üretim: %9 daralma
Bu rakamlara göre beyaz eşyada ihracat 2017 seviyelerine geriledi…
Beyaz eşya sektörü yapısı gereği yüksek oranda yan sanayiye bağımlı. Türkiye genelinde, 200’ün üzerinde tedarikçi firma sektöre parça üretiyor. Üretimin yaklaşık yüzde 70’i ihracata gidiyor. İhracattaki her daralma, ana üreticiden önce yan sanayiyi vuruyor.
Eskişehir ekosistemi güçlü ama…
Eskişehir, beyaz eşya üretiminde Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri. Özellikle buzdolabı üretimi etrafında gelişen sanayi yapısı, yıllar içinde güçlü bir yan sanayi ağı oluşturdu. Ancak bu güçlü yapı aynı zamanda kırılgan bir bağımlılık da içeriyor! Ana üretici yavaşladığında şehir de yavaşlıyor. Bu, klasik bir rekabet hikâyesi değil. Bu, zincirin halkalarının yeniden yazıldığı bir süreç…
Küresel Rekabet ve Avrupa Riski
Türkiye beyaz eşya ihracatının büyük bölümü Avrupa’ya yapılıyor. Ancak, Avrupa’da talep zayıf, Çin ve Uzak Doğu rekabeti artıyor, korumacı ticaret politikaları yaygınlaşıyor. Bu durum, Türkiye’nin fiyat avantajını hızla eritirken, yan sanayide marjları daha da daraltıyor.
Sessiz kriz ilerliyor
Beyaz eşya sektörü hâlâ Türkiye’nin en güçlü üretim alanlarından biri.
Ancak bugün yaşanan daralma, özellikle yan sanayide “sessiz bir kriz” olarak ilerliyor.
Eskişehir’de bu kriz, sadece üretimi değil, istihdamı, ihracatı ve yerel ekonomiyi doğrudan etkiliyor
Bugün sahada gördüğümüz şey şu:
-Beyaz Eşya yan sanayisi olan birçok işletme şimdiden farklı sektörlere yönelmeye başladı! Bu bir tercih değil, bir zorunluluk. Gürültülü bir çöküş değil, sessiz bir çözülme…
Sanayide krizler gelir geçer. Talep yeniden artar, üretim yeniden hızlanır.
Şu soruyu sormak gerekiyor…
Ana sanayi yeniden gaza bastığında, o yan sanayi orada olacak mı? Eğer cevap “hayır”a yakınsa, mesele sadece bir sektörel daralma değil, uzun yıllar boyunca kurulan bir üretim ekosisteminin zayıflaması demektir.
Bu durum, Eskişehir için rakamlardan çok daha büyük bir kayıptır.
-----------------------------
NE YAPMALI!
Anot Group Yönetim Kurulu Üyesi Eray Gönenli:
- En büyük sorun finansmana erişim. Vergi avantajı, ihracat desteği ve yatırım teşvikleriyle sektörün desteklenmesi gerekiyor.
Gençler Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Sayat Çakır:
- Devletin mutlaka üreticisini koruması ve Çin modeline benzer destekler sunması gerekiyor. Eğer kısa vadede destek mekanizmaları devreye alınmazsa, pek çok yan sanayi firmasının kapanması gündeme gelecek.
GEM Endüstri Genel Müdürü Samet Özkaya:
-Kalıcı toparlanma için hem iç pazarda hem de ihracatta güçlü teşvikler gerekiyor.