Daha adil bir dünya ekonomik düzeni için “Ortak Para Birimi”
Zeki Akıllıoğlu - Ekonomist
Ülkelerin pandemi döneminde bastığı karşılıksız paralar ekonomileri zora soktu. Bu duruma birçok ülkenin milli gelirleri boyutlarına erişen devasa borçları eklendiğinde, dünyanın mevcut para sistemi ile daha ne kadar devam edebileceği tartışılır hale geldi. Dünyanın bu darboğazdan kurtulup daha adil bir ekonomik sisteme geçmesi için mevcut para ve kur sisteminin değişmesi gerekiyor. Bunun için de tüm dünyada geçerli “Satın Alma Gücü Paritesi” (SAGP) baz alınarak hesaplanan ortak bir para birimine ihtiyaç var.
SAGP kuru bazında adil ve gerçekçi ortak para birimi
Yeni para biriminin SAGP baz alınarak hesaplanacağını, bunun da daha adil ve gerçekçi bir ekonomi anlamına geldiğini kaydetti. Ülkelerarası ürün ve hizmet fiyat farklılıklarını gidermek suretiyle adil bir kur dengesi ortaya koyabilen yegane paydanın ‘Satın Alma Gücü Paritesi Kuru’ (SAGP kuru).
SAGP kuru her sene Dünya Bankası, IMF ve OECD tarafından 192 ülkenin para birimi için ABD Doları’na karşı hesaplanmakta. SAGP kuru, 1 ABD Doları’nın ABD’de satın aldığı mal veya hizmeti, karşılaştırılan ülkenin kendi para birimiyle kendi ülkesinde kaça satın aldığını gösteriyor. Her ülkede ortak kullanımda olan aynı veya eşdeğer 5 bin adet ürün ve hizmet baz alınıyor. 5 bin sayısı ile tüm temel ürün ve hizmetler kapsanmış olduğu için, bu hesaplama yönteminin yanılma payı da asgariye inmiş oluyor. Örneğin Türkiye’de 50 lira olan bir kilo et ABD’de 25 dolar. Bu durumda et bazında kur 2 TL. Bu hesaplama 5 bin adet ürün ve hizmet bazında tek tek yapılarak o senenin SAGP kuru belirleniyor. Türkiye için 2019 yılı SAGP kuru 1 Dolar=1.84 TL olarak belirlenmişti. Oysa 2019’da ortalama cari dolar kuru 5.67 olarak gerçekleşti. Bu sonuç cari kurun spekülasyon, manipülasyon veya diğer etkilere (yatırım amaçlı kullanılması, endişe saikiyle alınması, vb.) açık olduğu anlamına geliyor. SAGP kuru ise ürün ve hizmetlerin gerçek piyasa fiyatı üzerinden hesaplandığından, spekülasyon, manipülasyon veya diğer etkilerden uzak.
Mevcut alternatifler yetersiz
Bitcoin gibi kripto paralar, altın standardına tekrar geçiş veya SWAP sisteminin yaygınlaşması gibi alternatifler mevcut soruna çözüm olmaktan uzak. Kripto paraların üretilmesi önemli bir maliyet gerektirmekte. Siber korunma riski taşımakta. Tüm dünya nüfusuna, yani milyarlarca insana hitap edebilmeleri zor. Dünya altın stoku, mevcut dünya ekonomisini karşılamaktan uzak. Tüm altınların değeri, ülkelerin bir senelik GSYH’sinin yaklaşık 10’da 1’i tutarında. SWAP sistemi ise daha çok ikili, kısmi veya bölgesel çözüm üretebilmekte olup, dünya geneline uygulanması pek olası görünmemekte.
Karşılıksız para basılamayacak
Yeni sistemde Merkez Bankaları ‘para basma’ anlamında devreden çıkacağı için, hiçbir ülke tedavüle karşılıksız para sokamayacak. Tek bir dünya para birimi bahis konusu olduğu için devalüasyon veya revalüasyon da tarihe karışacak. Devalüasyon olmayacağı için, enflasyon ve faizleri minimumda tutabilmek daha olası hale gelecek. Sadece ‘World Central Bank’ (WCB) (Dünya Merkez Bankası) sistemin sağlıklı yürümesinden sorumlu olacak. Tüm ülkelerin, SAGP bazında milli gelirleri oranında kurucu ortak olduğu Dünya Merkez Bankası’nda kararlar ancak 2/3 çoğunlukla alınabilecek. Ülkelerin Merkez Bankaları, BDDK tarzı bir hüviyete bürünecek veya mevcut banka ve finans sistemi denetleyicisi kurumlar ile birleşecek.
Kayıt dışı sorunu ortadan kalkacak
Ortak Para Birimi’ne geçişle beraber kayıt dışı ekonomi, sistem içine girmek mecburiyetinde kalacak. Yerli paraların ortak para birimi ile değişileceği gün bir banka veya benzeri kurumun hesabında olmayan para veya o ana kadar görünmeyen bir kayıt, bu değişimden yararlanamayacak. Böylelikle, dünya geneli için asgaride yüzde 30 olarak hesaplanan kayıt dışı ekonomi sisteme dahil hale gelecek, yani yaklaşık 25 trilyon dolar ek gelir kayıt altına alınmış olacak.
Ülkeler kalkınacak, tüm ülkelerin yararına olacak
Dünya Ortak Para Birimi ile birlikte, başta büyük ekonomiler olmak üzere, ülkeler arasında süren kur ve ticaret savaşlarında tansiyon büyük ölçüde düşecek. Özellikle küçük veya gelişmekte olan ekonomilerde yerli paraların popülist veya irrasyonel kullanımı ortadan kalkacağından, bu ülkelerin daha hızlı kalkınmalarına yardımcı olacak. Kurlar üzerinde spekülasyon veya manipülasyon yapılamayacak. Dünya ticaretinde ‘kur riski’ diye bir kavram kalmayacak. Farklı para birimlerine geçişteki maliyet ortadan kalkacak. Dolar ve Euro gibi yaygın ve rezerv para birimleri diğer para birimlerine karşı değer kaybediyor gibi gözükse de, bu para birimlerini kullanan ülkelerin de sistemi desteklemesi beklenecek. Çünkü, Dünya Ortak Para Birimi sayesinde tüm para birimlerinin değeri ABD Doları’nın alım gücüyle aynı, Euro’nun ise şu anki alım gücüne yakın hale gelecek. Ülkeler kur savaşlarıyla değil, üretim kaliteleri ve kur farklarından arınmış gerçek fiyatlarla rekabet ediyor olacaklar. Öte yandan, para birimi değerlenen ülkelerin ekonomileri, paralarının değerlenmesi oranında küçülmekle birlikte, para birimleri diğer ülkelerin para birimleriyle eşitleneceği için, bu dönüşümden bir kayıp veya kazanç yaşamayacaklardır. Ortak para birimi aynı zamanda dünyada tek para birimi olacağından, ayrı bir rezerv bulundurmak ihtiyacı da ortadan kalkacaktır.