Dışa bağımlılık
Zafer ÖZCİVAN - Ekonomist
Üretim birtakım faktörleri (üretim faktörleri) bir araya getirerek, işleyerek (Metalürji) mamul hale getirilmesine denir. Bir ülkenin kalkınmasında ise üretim en yüksek paya sahiptir. Çünkü vergi gelirlerinin artması, işsizliğin azalması, istihdam yaratılması, yabancı yatırımcıların ülkeye gelmesi, merkez bankasının döviz rezervlerinin yükselmesi, ülke halkının gelir seviyesinin yükselmesi, enflasyonun kontrol altına alınması gibi birçok ekonomik iyileşme üretim yapılmakla ancak mümkün olur.
Türkiye’de üretim hammaddesinin %40’ı ithal girdilerle sağlanmaktadır. İdeal olanı tamamen yerli üretimdir ama her zaman mümkün olmamaktadır. Bugün plastiğin hammaddesi, sacın hammaddesi, pirincin hammaddesi kısmen yerli olsa da ihtiyacı karşılamadığı için yurt dışından zorunlu olarak ithal edilmektedir. Böyle olunca fiyatlar döviz cinsinden olduğu için istikrarlı olamıyor ve bu da yerli sanayicilerimizi zor durumda bırakıyor.
Bugün mesleğim gereği birkaç meslektaşımla konuştum. Bir tanesi plastik hammaddesine yılbaşından bugüne kadar en az %160 zam geldiğini 1000 dolara aldığı hammaddenin 3000 dolara çıktığını, diğeri hammadde fiyatlarının çok yükseldiğini ama rekabet koşulları gereği üretim mamullerine zam yapamadıklarını ve neredeyse zararına sattıklarını bir diğeri ise yılbaşından bugüne kadar üçüncü defa zam yapmak zorunda kaldıklarını ifade ettiler ve müşterilerine fiyat vermekten artık korkar hale geldiklerini vurguladılar.
Merkez Bankası’nın izlediği sıkı ve sürdürülebilir para politikası gereği 2021 yılı sonunda %9,8 enflasyon hedefi tutturuluncaya kadar söz konusu politikadan vaz geçmeyeceğini beyan etmişti. Bu kararlarla bir müddet düşme eğilimine giren döviz fiyatları, ABD’den gelen 1,9 milyar dolarlık destek paketi ve Amerikan tahvil faizlerinin 1,6 civarına yükselmesiyle döviz kurları yükselmeye başladı.
Diğer yandan geçen ay faiz oranları merkez bankası tarafından sabit tutulmuştu. Dünyada faizler çok düşük iken bizde %17 olması da başla bir yazı konusu olacaktır. İşte para konusunda dışa bağımlılığımız döviz kurlarına anında yansıyor. Dışarıdan gelen döviz yüksek fiyatla yurdumuza giriyor.
Bu durumda dövizde hareketlilik kaçınılmaz durumdadır. Öte tandan aylık ortalama 3 milyar cari açığımız söz konusu olduğu gözüküyor. Dış ticaret dengesi ile bu açığı nasıl kapatabiliriz. Başka bir deyişle ihracatımızın ithalattan fazla olması nelere bağlıdır?
Aslında bu soruların cevapları ayrı ayrı yazı konusu ama burada özetleyerek geçmek durumundayım. İhracat, ancak üretimle mümkün olduğu kesindir. Ancak yukarıda da bahsettiğim gibi ihracatımızın yaklaşık %40’lık bölümü ithal girdileri sağlanarak yapılmaktadır. Öncelikle imalatta kullanılan bazı ara malların üretimini ülkemizde yapmak durumundayız ki ithalat rakamlarımız azalma eğilimine girsin.
İthalat sadece üretimde kullanılan ara mamullerle sınırlı değildir. Bugün birçok ülkeden (Çin çoğunluk olmak üzere) mamul satın almaktayız. Bunun önüne geçmek için ihracat teşviklerinin yanında yeni destekler sağlanmalıdır. Bunların başında tapusuz sanayi denilen yatırım olanakları gelmektedir. Açmak gerekirse devlet sanayiciye bedava olarak arsa verecek, girişimcilerimiz de kendi fabrikasını verilen arazi üzerine yaparak organize sanayi merkezlerini de çoğaltmak suretiyle sanayici sadece üretimle iştigal edecek ve bu destek sonucunda üretim miktarı artacaktır. Üretim arttıkça da yerli ihtiyacımızdan fazla ürün elde edeceğimiz için fazlasını yurt dışı pazarlarına satacağız. Böylece cari açığımız azalacak, dış ticaret dengemiz optimal seviyeye gelecektir. Dövize bağlı olmamız bir nebze olsun azalacağından enflasyonla mücadelede etkin önlemler alınabilecek, işsizlik de azalacaktır.
İthalatı azaltmak için bir diğer konu da ithal ikame ürünlerin üretimine destek verilerek hız verilmesidir. Bugün ülkemizde otel tipi Topuzlu kilit, yangın kapısı kilidi üretimi fiyat rekabeti yüzünden yapılamamakta çoğunluğu Çin’den ve Almanya’dan yurdumuza girmektedir. Ekonomi yönetimimiz, bazı ürünler için yerli üretimi arttırmak amacıyla gümrük vergisi koymaktadır. Ancak bunların yeterli olup olmadığı tartışma konusudur. Örneğin tüm vida çeşitleri Türkiye’de yapıldığı halde önemli miktarda da Çin’den gelmektedir. Yukarıda bahsettiğim teşvik ve destek önerileri bu konuda da geçerlidir.
Türkiye’de sanayicilerimiz hem üretim hem de satışla uğraşmaktadırlar. Hâlbuki finansı düşünmeden, kira bedelini düşünmeden sadece üretime odaklansalar tahmin ediyorum üretim miktarı katlanacaktır.
Sonuç olarak dışarıya bağımlılık ancak üretimle sağlanabilir. Üretimin artması için de üretim faktörleri yerli olmak üzere girişimcilerimiz desteklenmelidir.