Enflasyon ve faiz oranları arasındaki nedensellik ilişkisi
Mustafa Servet DALTABAN - Kelkit Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan? Son zamanlarda buna benzer bir paradoks da; Enflasyon mu faizden çıkar, faiz mi enflasyon çıkar sorusu üzerinden yoğunlaşıp duruyor. Enflasyon ve faiz oranları arasındaki nedensellik ilişkisi iktisat literatüründe uzun süredir tartışılıyor.
Literatür taraması yapıldığında bu alanda birçok çalışma göze çarpar:
- Yaşar Turna, Abdulvahap Özcan Journal of Ekonomi 05 (2021) 19–23: Faiz oranı enflasyonu etkiler. Döviz kurunda %1 artış kısa vadede enflasyonu %1.11, faizde %1 artış oranı enflasyonu %0.29 oranında artırıyor.
- Dritsaki (2017): Gelişmiş ülkeler için yaptığı çalışmasında; faiz oranı enflasyona neden olurken Almanya için ayrıca enflasyon, faiz oranlarının artmasının nedenidir.
- Ma ve Park (2005), Asgharpur vd. (2007), Nezhad ve Zarea (2007): Gelişmekte olan ülkelerde yapılan çalışmada; faiz, enflasyona neden olmaktadır
- Doğan vd. (2016) ve Demirgil ve Türkay (2018) Bal vd. (2019)ise; Enflasyon değişimi, faiz değişimine neden olmaktadır.
- Yıldırım (2016), Mirza ve Rashidi (2018) ; Enflasyonla ve faiz oranları çift yönlü birbirini etkiler
- Akgül ve Özdemir (2018) ve Bal vd. (2019) çalışmalarında çift yönlü nedensellik ilişkisine rastlamışlardır
- Maghyereh ve Al-Zoubi (2006) Arjantin (1979-2003), Brezilya (1979-2003), Malezya (1974-2003), Meksika (1978-2003), Kore (1976-2003) ve Türkiye (1978-2003): Beklenen enflasyon oranı ile nominal faiz oranı arasında doğrusal olmayan bir ilişki bulunduğu gösterilmiştir.
- Asgharpur vd. (2007): 2002-2005 dönemini ve 40 Müslüman ülkeyi içeren çalışmalarında elde edilen sonuçlara göre bankaların enflasyonu düşürmek için faiz oranlarını düşürmesi gerektiği ifade edilmiştir.
- Atgür ve Altay (2015) Türkiye ekonomisinde enflasyon ve nominal faiz oranı ilişkisini, 2004-2013 dönemi için incelemişlerdir. Uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur.
- Küçükaksoy ve Akalın (2017): OECD Ülkelerinde, göre enflasyonun, tüm ülkelerde farklı istatistiki anlamlılık seviyelerinde, faizin nedeni olduğu bulunmuştur. Faizin ise sadece Avusturalya, Belçika, Danimarka, İrlanda, Hollanda ve Yeni Zelanda’da uzun dönemde farklı istatistiki anlamlılık düzeylerinde enflasyona neden olduğu bulunmuştur.
- Dell’Ariccia (1998): Döviz kurlarındaki belirsizliğin uluslararası ticareti azalttığı sonucuna ulaşıldı
- Najafov (2010): Döviz kuru oynaklığının ticaret üzerine önemli negatif etkisi olduğu belirlendi.
- Sever ve Mızırak, (2005): Döviz kuru, enflasyon ve faiz oranlarının kendi gecikmeli değerlerinin kendilerini etkiledikleri gibi birbirlerini de etkiledikleri saptanmış, döviz kurlarının diğer değişkenlere göre daha dışsal konumda olduğu, Döviz kurlarında meydana gelen değişmelere enflasyon ve faiz oranının tepkisi daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır
- Uslu (2019) Uluslararası Sosyal Bilimler dergisi: Türkiye’de enflasyon ile faizler arasında yakın bir etkileşimin olduğu, etkileşimin yönünün faizden enflasyona değil, enflasyondan faize doğru olduğu ortaya çıkmıştır.
İktisat literatüründe yabancı sermaye hareketleri, döviz kuru, faiz ve enflasyon arasında karşılıklı etkileşimler öne çıkmaktadır ve döviz kuruna yönelik çalışmaların daha çok, döviz kuru ve dış ticaret dengesi üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu etkileşimlerin, ülkeden ülkeye farklı sonuçlar doğurduğu anlaşılmıştır.
Sonuç olarak bu makroekonomik parametrelerin her birinin birbirini bir şekilde etkilediği açıktır. Yöntem ne seçilirse seçilsin öncelikle para politikasının siyasi iktidar tarafından, istikrarlı bir şekilde yürütülmesi ve devamlılık gerekiyor. Cari açığa dayalı ekonomik büyüme yaklaşımı benimsenmesi gerekir. TCMB döviz rezervlerinin yeterli seviyeye çıkarılması gerekir. Tabi ki bunlar da üretime bağlıdır.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Reel Ekonomi Zihniyeti diye bir ekonomik yol haritası vardı. Üretim-İstihdam-İhracat seferberliği kapsamında, üretimin engelsiz-ucuz-kaliteli olmasını öngörüyor, bölüşmede herkesin hakkını alması ve ülkenin bütünü ile kalkınması gerektiğini düşünüyordu. Bunu, o dönemin rant ekonomisine karşı savunuyordu. Bu gün yine o rant ekonomisinin şartları oluşmuş, faiz ekonomiyi abluka altına almış durumdadır.
Algı ile yönetilemeyecek belki de tek olgu; Ekonomidir. Çünkü ekonomi matematiktir. Bu realite, laftan sözden anlamaz. Hatayı affetmez. Taşları yerli yerine koymak gerekir. Aldığımızdan fazlasını satamaz isek bu devran böyle devam edip gidecektir.