Faiz sebep midir, netice midir?

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası

N.Ş.A.= Normal Şartlar Altında. Kimyayla ucundan da ilgilenmiş olsanız mutlaka karşınıza çıkar bu kavram. Normal şartların kimyada ne demek olduğu belli; sıcaklık 0 derece, basınç 1 atmosfer. İktisatta buna en yakın kavram “Ceteris Paribus”, Türkçesi; “Diğer Faktörler Sabitken”. Diğer faktörler genel olarak sabit olmadığı için, biz günlük hayatımızda “Normal Şartlar Altında” yaşamadığımız için, bu şartlar altındaki teoriler bazen gerçek hayatta tutmayabiliyor. Çünkü şartlar çoğu zaman normalin çok dışına kayabiliyor. Ama şartların normalin dışına kaydığı zamanlarda istisna olarak vuku bulan olayların sanki kaideymiş gibi algılanması ya da sunulması bizi yanlış çıkarımlara götürebiliyor. Bizim, ekonomi kamuoyu olarak bunu en yakından müşahede ettiğimiz deneyim “Faiz-Enflasyon” ilişkisidir.

Ülkemizde faiz enflasyon arasındaki neden sonuç ilişkisi tartışması uzun süredir devam ediyor. Tartışmanın taraflarından biri faizlerin yüksek olmasının enflasyon sebebi olduğunu, diğeri de düşük faizin enflasyon sebebi olduğunu iddia ediyor.

Bu soruya yanıt vermek için faizlerle enflasyon arasındaki ilişkiye baktığımızda da özellikle son yıllarda karışık sinyaller alıyoruz. Örneğin 2018 yazında yaşadığımız yüksek kur artışı sonrası, kurun geçişkenliği dolayısıyla önce enflasyon ardından da faizler yükselmişti. Bu üç değişkenin değişme sıralamaları tam da saydığım gibi oldu. Yani önce kur, arkasından enflasyon, sonra da faizler yükseldi. Devam eden aylardaysa merkez bankası tarafından faizlerde yapılan yüklü indirimlerle beraber kurda düşüş, bunun arkasından da enflasyonda düşüş gerçekleşti. Bu deneyim bize, faizlerde yapılan indirimlerin dolar kurunda ve enflasyonda bir düşüş yarattığı algısı oluşturmuş olabilir.

Ama dönüp baktığımızda bu yıl yine faiz indirimleri devam etmesine rağmen, faiz indirimlerinin hem kurda sıçramaya hem de dolayısıyla enflasyonda yükselmeye sebep olduğunu gördük. O zaman başlıkta sorduğumuz sorunun her şartta aynı şekilde bir cevabı yok. Yani dünya çok “Ceteris Paribus” değil. Doğru analize ulaşmak için 2018 sonrası deneyimin arka planındaki sebeplere ve günümüzdeki farklı deneyimin arka planındaki sebeplere bakalım.

Amacımız faizlerin enflasyon üzerindeki etkisini ölçmek olduğu için öncelikle enflasyonun sebeplerine bakalım;

1) Talep,

2) Maliyet,

3) Beklentiler.

Beklentiler kanalı çok önemli olsa da biz analizimiz gereği ilk iki sebep üzerinden gidelim.

Hem talep kaynaklı hem de maliyet kaynaklı enflasyona etki eden birçok neden sıralayacağım. Bu etkilerin dip toplamda yani nette enflasyon üzerinde ne kadar etki yaptığını analiz etmeye çalışacağız. Bunlardan bazılarında faiz düşüşü enflasyonu artırırken bazılarında düşürücü etki yapacaklar. Bizim için önemli olan bunların toplam etkisi olacak.

Talep Enflasyonu

Talepten kaynaklı enflasyon; arzda çok önemli bir değişiklik yokken mal ve hizmetlere olan talebin belli sebeplerle artması sonucu fiyatlardaki yükseliş demektir. Talep enflasyonun iki ana nedeni var; bunlardan biri kredi kanalı, diğeri tasarruf kanalı.

Basit olanla başlayalım; faizleri düşürdüğünüz zaman vatandaş daha fazla kredi kullanıyor, bunun sonucunda eline geçen parayla daha fazla alışveriş yapıyor, yani tezgahtaki mala olan talep artıyor. Talebin artması da fiyatta yükselişe sebep oluyor. Demek ki bu kanaldan faiz düşüşünün enflasyon sebebi olduğunu söyleyebiliriz. Zira bunu yakın zamanda oto ve konut kredilerindeki faiz düşüşü sonucundaki fiyat artışında net bir şekilde gördük.

Faiz düşüşünün talep enflasyonu üzerindeki ikinci etkisi tasarruflar üzerinden gerçekleşiyor. Gelir sahibi bir vatandaş örneği üzerinden gidelim. Elde ettiğiniz geliri iki şekilde kullanabilirsiniz. Bunlardan biri tüketim diğeri de tasarruf. Aslına bakarsanız daha az tüketip daha fazla tasarruf etmeniz, bugünkü tüketim hakkınızdan feragat edip ileride tüketmek üzere paranızı değerlendirmek anlamına gelir. Şimdi bu konunun faiz düşüşü ve enflasyonla ilişkisine gelelim. Faizler düşerse tasarruf etme eğiliminiz de düşer. Sizi bugünkü tüketimden vazgeçirmeye değecek bir faiz yoksa piyasada, tercihinizi tasarruf etmek yerine tüketme şeklinde kullanma ihtimaliniz daha yüksek. Dolayısıyla düşük faiz, daha yüksek tüketim daha düşük tasarrufa sebep olur. Bu, tüketim artışından kaynaklı talebi artırdığı için fiyatlarda ve dolayısıyla enflasyonda yükselişe sebep olur. Gördüğünüz gibi talep tarafında faiz düşüşünün net bir şekilde enflasyonu artırdığına şahit olduk.

Maliyet Enflasyonu

Gelelim maliyet enflasyonu tarafına. Maalesef bu talep enflasyonu kadar net bir konu değil. Karışık sinyaller alabiliyoruz. Maliyet enflayonu firmaların maliyetlerinin belirli sebeplerle artması sonucu firmaların bu maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtmalarıyla oluşuyor. O halde faiz düşüşü şirket maliyetlerini artırıyor mu azaltıyor mu? Bu sorunun cevabı bizim için kritik. Aşama aşama gidelim.

Şirketlerin maliyet kalemleri içinde birçok unsur bulunur. Bunlardan en önemlisi, hammadde ya da ticaret yapılıyorsa satılan malın maliyetidir. Bunun yanında personel giderleri, reklam giderleri, kira giderleri gibi maliyet unsurları vardır. Ayrıca firmalar kullandıkları krediler için faiz öderler. Buna finansman gideri diyoruz. İşte faiz düşüşü firmanın finansman giderlerini düşüreceğinden toplam maliyetler de düşecek ve bu da fiyatlara yansıyacak dolayısıyla enflasyon düşecektir. Faizleri düşürün ki enflasyon da düşsün diyen grubun dayandığı temel argümanlardan biri budur.

İkinci olarak düşük faiz, firmaların daha rahat kredi kullanmalarını, bu kredilerle daha fazla üretim yapmalarını sağlar. Daha fazla üretim de arzda artış, yani mal ve hizmetlerde bolluk olması anlamına gelir. Arzın yani bolluğun yüksek olması doğal olarak fiyatları aşağı çeker. Bu da faiz düşüşünün enflasyonu aşağı çekmesine neden olan ikinci etkendir.

Şimdi gelelim faiz düşüşünün enflasyon üzerindeki dolaylı etkisine. Bu etkinin adı Türkiye’de kurdur. Yani TL’nin yabancı paralar karşısındaki değerinden bahsediyoruz. Basit olsun diye bu yabancı paraya dolar diyelim. Dolardaki yükseliş fiyatlarda da bir yükselişe sebep oluyor. Buna geçişkenlik etkisi diyoruz. Bunun en basit sebebi ithal ettiğimiz enerji ya da aramallarının fiyatlarının kurdaki yükseliş sonucu artmasıdır. Bu artış firmaların maliyetlerinin artmasına doğal olarak da bu artışın fiyatlara yansımasına sebep olur. Biz bu etkiyi en net şekilde 2018 Ağustos’unda yaşadık. Rahip Brunson krizi adıyla tarihe geçen krizde önce kurda ciddi bir artış devamında da geçişkenlik etkisinden dolayı enflasyonda bir yükseliş yaşadık. Kur artışının enflasyona sebep olduğu net olduğuna göre ve konumuz faizlerle enflasyon arasındaki ilişki olduğuna göre; faizle kur arasındaki ilişkiye bakmamız lazım. Benim iddiam faiz düşüşünün kuru yükselttiği ve bunun da enflasyonu yükselttiği şeklinde. Bakın nasıl;

Türkiye, ithalatı ihracatından yüksek bir ülke. Bu da dış ticaret açığı verdiğimiz anlamına geliyor. Bu açığı kapattığımız en temel kaynak turizmden elde ettiğimiz döviz gelirleri. Dış ticaret açığı ve turizm gibi hizmet gelirlerimizi hesaba kattığımıza cari dengeye ulaşıyoruz. Eğer bizim dış ticaret açığımızı kapatmaya turizm gelirlerimiz de yetmezse, başka yollarla bu döviz açığımızı kapatmamız gerekiyor. Yani finansman bulmamız gerekiyor. Bunun da farklı kaynakları var; ya borçlanacaksınız ya da ülkeye yatırım çekeceksiniz. Yatırımın da iki yolu var; biri doğrudan yatırım. Yabancı yatırımcının Türkiye’de fabrika kurması, banka alması, konut alması buna örnek. İkinci yol da sıcak para dediğimiz kısa vadeli portföy yatırımları.

Bu kadar açıklamadan sonra konumuza geri dönelim. Konumuz “Faiz düşüşü enflasyona neden olur mu?” Bahsettiğim şekilde bir cari açık söz konusuysa, yani siz ülke olarak döviz finansmanına ihtiyaç duyuyorsanız ve bunun için yeteri kadar döviz kaynağı bulamıyorsanız dövizin fiyatı yükselir. Çünkü ülkede dövize talep var ve yeterince döviz arzı yaratılamamış demektir. Dövizi  de bir mal gibi düşünürseniz talep yüksekken arzın kısıtlı olması fiyatı yukarı çeker, böylece dolar yükselmiş olur. (Dövizin dolar olduğunu varsayalım) Şimdi can alıcı noktalardan birine geldik. Eğer faizleri düşürürseniz Türkiye’de yatırım yapmanın cazibesi azalır ve yabancı yatırımcının getireceği döviz kaynağından mahrum kalırsınız. Bu da döviz arzını azlatacağından doların fiyatının artmasına sebep olur. Bu, faiz düşüşünün dolardaki artışa sebep olmasının birinci sebebi. İkinci sebebe gelelim, oradan da dolardaki artışın enflasyon üzerindeki etkisine geleceğiz.

İkinci olarak yurt içinde yerleşik vatandaşlarımızın yatırım tercihlerine bakalım. Faizler düşük oldukça vatandaş TL vadeli mevduat yapmak istemeyecek, alternatif olarak dövize yönlenecek. Bu da döviz talebini artırdığından dövizin fiyatını yükseltecektir.

Gördüğünüz gibi iki kanaldan da faiz düşüşü dövizde yükselişe sebep oldu. Dövizdeki yükselişin de yukarıda açıkladığım gibi geçişkenlik etkisinden kaynaklı olarak enflasyonda yükselişe sebep olacağını söyleyebiliriz.

Sonuç

Yukarıda uzun uzun bahsettiğim faiz düşüşünün enflasyon üzerindeki etkilerini özetlemeye ve bir sonuca varmaya geldi sıra;

İlk saydığımız enflasyon sebebi talepti ve faiz düşüşünün hem kredi kanalıyla hem de tasarruf kanalıyla enflasyonu artıracağını ortaya koyduk.

İkinci enflasyon sebebimiz maliyetti. Faizdeki düşüşün hem finansman giderlerini düşüreceğinden hem de firmaların yüksek kredi kullanmalarını sağlayacağından enflasyonda bir düşüşe sebep olacağını iddia ettik. Çünkü yüksek kredi kullanımı yüksek üretime, yüksek arza ve bu da fiyatlarda düşüşe sebep oluyor.

Son olarak da faizlerdeki düşüşün, hem yabancı yatırımcının gelmemesinden dolayı döviz arzının azalmasına hem de düşük faizin yerli yatırımcıyı da dövize yönlendirmesine sebep olacağını açıkladık. Dövizdeki bu arz düşüşü ve talep artışı da doğal olarak döviz fiyatında bir artışa sebep olacak. Bu arıtş da geçişkenlik etkisinden dolayı ülkedeki enflasyonu artıracaktır.

Bütün bu etkileri bir arada düşündüğümüzde faiz düşüşünün enflasyondaki yükseltici etkisinin daha yüksek olduğunu görüyoruz. 2018 ve devamındaki süreç gibi arızi dönemlerde yani hem dövizde hem kurda hem enflasyonda ekstra bir artışın yaşandığı dönemlerde sanki bu neden sonuç ilişkisi çalışmıyor gibi algılanabilir. Bunun sebebi bu ekstra dönem sonunda normale dönme sürecinde bu üç değişkenin de düşüş eğiliminde olmasıdır.

Yukarıda da uzun uzun anlatmaya çalıştığım gibi faizlerin düşürülmesinin kurda ve enflasyonda düşüşe sebep olması istisnai bir durumdur. 2018 Ağustos’unda yaşadığımız Rahip Brunson krizinin devamındaki olağanüstü şartların normalleşmesi yolunda tecrübe ettiğimiz bir vakadır. Bunun sanki bir kaideymiş gibi algılanması bizi yanlış çıkarımlara götürür. Doğrusu bu yıl yaşadığımız gibi, yukarıdaki etmenlerin de etkisiyle faiz düşüşünün enflasyona sebep olmasıdır. Zaten son dönemde bu ilişki ekonomiden sorumlu bütün kurumlarca kabul edilmiş olacak ki; faizlerde artış ve kredilerde frene basma şeklinde aksiyonların alındığına şahit oluyoruz.  

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Halkımızın durumu yok 02 Temmuz 2022